Allah dilediğine gaybı bildirir mi, ayetlerle delil gösterir misiniz?

Allah dilediğine gaybı bildirir mi, ayetlerle delil gösterir misiniz?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Maalesef şimdi bir kısım sözde alimler, Allah'ın, dilediği kuluna gaybı bildireceğini inkar etmekte ve "Gaybı Allah'tan başkası bilmez." demektedirler.

Evvela şunu ifade edelim: "Gaybı Allah'tan başkası bilmez." sözü haktır ve hakikattir. Lakin bunun iki manası vardır:

1. Gaybın tamamını Allah'tan başkası bilmez.

2. Gaybın küçük bir meselesini dahi kişi kendi başına bilemez. Ancak Allah'ın ona bildirmesiyle bilir, manasındadır.

Yine Peygamberimiz (asm)'ın "Ben gaybı bilmem." sözü, "Gaybın tamamını bilmem. Küçük bir meselesini dahi Allah bildirmeden bilmem." manasındadır. Yoksa "Allah bana gaybı bildirmez." manasında değildir. Evet, bir peygamber dahi olsa, Allah bildirmeden gaybı bilemez.

Bizler, "Gaybın bazı meselelerini insan bilebilir." derken, "Kendi başına bilir, kendisi keşfeder." manasında demiyoruz. Bizim sözümüzün manası şudur:

Allah gaybtan dilediği kısmı, dilediği kuluna vahiyle veya ilhamla bildirebilir.

Bu sözümüzü de, Kur'an ayetleriyle inşallah ispat edeceğiz.

Allah’ın dilediğine gaybı bildireceğini inkar edenler:

İspat kısmına başlamadan önce, Allah'ın gaybı bildirebileceğini inkar eden bazı kimselerin bu konudaki sözlerine kısaca işaret edelim:

- Kur’an açıkça Resulullah da dahil kimsenin geleceği bilemeyeceğini söyler.

- Elçiye açılan gayb elçiye vahyedilen ilahi kitaplardır. Kitapta varsa var, başka yok.

-  Bir kimse Allah bildirirse de mi gaybı bilemez? Allah diyor ki: "Ben gaybı kimseye bildirmem.”

Bu görüş sahipleri, Ehl-i sünnet itikadını bozmaya çalışmakta ve kendi batıl fikirlerini din diye anlatmaktadırlar. Bu eserimiz, bu yanlış sözlere tam bir cevap olacaktır. Sözü fazla uzatmadan Allah’ın dilediğine gaybı bildireceğini haber veren ayet delillerine geçelim:

Allah’ın dilediğine gaybı bildireceğini haber veren ayetler

Birinci Delilimiz, Kasas suresinin 7. Ayetidir: Şüphesiz biz onu tekrar sana döndüreceğiz..   

Bu ayette Rabbimiz şöyle buyurmuş:

وَأَوْحَيْنَا إِلَى أُمِّ مُوسَى أَنْ أَرْضِعِيهِ Musa'nın annesine, onu emzir diye vahyettik.  فَإِذَا خِفْتِ عَلَيْهِ  Onun aleyhinde bir korku hissettiğinde de  فَأَلْقِيهِ فِي الْيَمِّ onu denize bırakıver وَلاَ تَخَافِي وَلاَ تَحْزَنِي  korkma ve üzülme   إِنَّا رَادُّوهُ إِلَيْكِ şüphesiz biz onu tekrar sana döndüreceğiz   وَجَاعِلُوهُ مِنَ الْمُرْسَلِينَ  ve onu peygamberlerden kılacağız.   

Bu ayetin apaçık beyanıyla, Cenab-ı Hak Hz. Musa'nın annesine şöyle vahyediyor:

Onu denize bırak, biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamber yapacağız.

Şimdi sorumuz şu:

- Hz. Musa'nın annesine tekrar dönecek olması ve peygamber yapılacak olması, Hz. Musa'nın annesine göre gayb değil midir? Elbette gaybtır ve geleceğe ait bir meseledir. Peki, Allah bu gaybı ona bildirmiş mi? Bildirmiş... Hani Allah gaybı kimseye bildirmezdi? İşte bildirmiş...

Şimdi bu ayete gözünü kapayanlara sormak istiyoruz:

Hz. Musa'nın annesine, oğlunun kendisine döndürüleceğini ve onun peygamber olacağını bildirmek, gaybı bildirmek değil midir? Bu iki mesele gayb değil midir? Eğer gayb değilse, nedir? Sizler Kur'an'ın bu ayetini hiç okumuyor musunuz, hiç görmüyor musunuz? Daha bunun gibi onlarca ayette, Rabbimiz kullarına gaybi bildirdiğini beyan ederken, sizler nasıl oluyor da "Allah gaybı kimseye bildirmez, kimse gaybı bilemez." diyorsunuz? Kur'an'ı bilmeyen bazı kimseleri kolayca aldatıyorsunuz. Hadi bakalım, şimdi mezkur ayetin izahını yapın da görelim.

İkinci Delilimiz, Ali İmran suresinin 45. Ayetidir: Şüphesiz Allah seni, katından bir kelimeyle müjdeliyor.

Bu ayette Rabbimiz şöyle buyurmuş:

إِذْ قَالَتِ الْمَلآئِكَةُ Bir vakit melekler dediler ki   يَا مَرْيَمُ  Ey Meryem!  إِنَّ اللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُ Şüphesiz Allah seni, katından bir kelimeyle müjdeliyor.  اِسْمُهُ الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ Onun ismi, Meryem oğlu İsa Mesih'tir.

Şimdi bu ayet-i kerime üzerinde biraz tahlil yapalım:

Hz. Meryem için, bir evladının olması gayb mıdır, değil midir? Elbette gaybtır. Hatta gayb üstüne gaybtır. Çünkü Hz. Meryem evli değildi. Bu sebepten dolayı ayetin devamında diyor ki:

 رَبِّ أَنَّى يَكُونُ لِي وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِي بَشَرٌ Rabbim, benim nasıl çocuğum olacak? Bana bir beşer dokunmadı ki...

Hz. Meryem çocuğunun olacağına şaşırıyor ve inanamıyor. Demek, Hz. Meryem için çocuğunun olması gaybtan da öte, imkansız bir şey. Şimdi sorumuz şu:

- Melekler bu gaybî meseleyi Hz. Meryem'e haber vermiş mi vermemiş mi?

 Ayetin beyanıyla vermiş. Hani Allah gaybı kimseye bildirmiyordu. İşte bakın, Hz. Meryem'e bildirmiş.

Şimdi, Allah'ın gaybı kimseye bildirmeyeceğini iddia edenlere soruyoruz:

- Hz. Meryem'e bir evladının olacağını bildirmek, gaybı bildirmek değil midir? Hz. İsa'nın dünyaya geleceği, gayb değil midir? Eğer gayb değilse nedir?...

Allah'ın Hz. Meryem'e gaybı bildirmesi apaçık ortada iken ve ayetle sabit iken, siz nasıl oluyor da, "Allah gaybı kimseye bildirmez, kimse gaybı bilemez." diyorsunuz? Bilin ki, Allah'a ve Kur'an'a attığınız bu iftira cezasız kalmaz...

Üçüncü Delilimiz olarak, Kehf suresinden bir bölümü tahlil edeceğiz: Hz. Musa ile Hz. Hızır kıssası.

Kehf suresinde, Hz. Musa ile Hz. Hızır'ın seyahati anlatılmaktadır. Bizler bu seyahatin detayını ilgili sureye havale ediyor ve sadece meselemize bakan bölümüne dikkat çekiyoruz. Şöyle ki:

Kehf suresinin 71. ayetinde, Hz. Musa ile Hz. Hızır'ın bir gemiye binmesinden ve Hz. Hızır'ın gemiyi delmesinden bahsedilir. Buna dayanamayan Hz. Musa: "Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu şaşılacak bir şey yaptın." der. Hz. Hızır gemiyi delmesindeki hikmeti 79. ayet-i kerimede şöyle izah eder:

Gemi denizde çalışan yoksullara aitti. Onu kusurlu kılmak istedim. Zira arkalarında, her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı.

Yani Hz. Hızır'ın gemiyi delmesinin sebebi, zorba hükümdarın gemiyi gasp etmemesi içindir. Tam da ayetin haber verdiği gibi, zorba hükümdar gemiye el koymaya niyet eder, ancak geminin delik olduğunu görünce bundan vazgeçer. Daha sonra da geminin sahibi olan yoksullar, gemiyi tamir ederek çalışmalarına devam ederler.

Hz. Musa ve Hz. Hızır gemiden inerek seyahatlerine devam ederler. Surenin 74. ayetinde, Hz. Hızır'ın bir çocuğu öldürdüğü zikredilir. Buna dayanamayan Hz. Musa: "Cana karşılık olmaksızın masum bir kimseyi mi öldürdün? Doğrusu çok kötü bir şey yaptın." der.

Hz. Hızır çocuğu öldürmesindeki hikmeti 80 ve 81. ayetlerde izah eder ki, o hikmet, çocuk büyürse anne-babasını azgınlığa sürükleyecek olması ve Allah'ın o anne-babaya, o çocuktan daha temiz ve daha merhametli bir evlat vermeyi istemesidir.

Kıssayı kısaca bu şekilde özetledikten sonra, "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyenlere şu soruları sormak istiyoruz:

1. Kıssayı gördünüz, zaten detayını da biliyordunuz. Bu kıssayı bilmenize rağmen nasıl olur da "Allah geleceği kimseye bildirmez." diyebilirsiniz? Bu cehalet değil, olsa olsa bir hıyanettir!..

2. Hz. Hızır gemiyi delmiş ve buna sebep olarak da, zorba hükümdarın gemiyi gasp edecek olmasını göstermiş. Demek, Hz. Hızır hükümdarın gemiyi gasp edeceğini biliyordu. Peki bu gaybi bilgiyi ona kim bildirdi? Kendisi mi tahmin etti ve gemiyi bu tahminle mi deldi? Tahminle gemi delinir mi?..

3. Peki, ya Hz. Hızır'ın çocuğu öldürmesine ne diyeceksiniz? Hz. Hızır buna sebep olarak, çocuğun eğer yaşarsa, anne-babasını azgınlığa ve küfre sürükleyecek olmasını göstermiştir. Peki, Hz. Hızır bunu nereden biliyordu? Tek cevap, Allah'ın bildirmesiyle bildiğidir. Hani Allah gaybı kimseye bildirmezdi. Bakın işte Hz. Hızır'a bildirmiş, Hz. Hızır da bunu Hz. Musa'ya bildirmiş. Ayetler bu kadar açıkken haktan nasıl sapıyorsunuz, biz şaşıyoruz...

Dördüncü Delilimiz, Âl-i İmran suresinin 49. Ayeti: Evlerinizde yediğinizi ve biriktirdiğinizi sizlere haber veririm. 

Bu ayet-i kerimede Hz. İsa şöyle diyor:

وَأُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِي بُيُوتِكُمْ  Evlerinizde yediğinizi ve biriktirdiğinizi sizlere haber veririm. 

Ayetin apaçık ifadesiyle, Hz. İsa insanların yediklerini ve evlerinde sakladıklarını, onlara haber veriyordu. Şimdi bunun üzerinde biraz tahlil yapalım:

Kişilerin evlerinde yedikleri ve sakladıkları şeyler, Hz. İsa için gayb mıdır, değil midir? Elbette gaybdır. Peki, Hz. İsa bu gaybi bilgiyi onlara haber veriyor muydu? Ayetin apaçık beyanıyla, haber veriyordu.

Bu tahlilden sonra, "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyenlere, diyoruz ki: Hani Allah gaybı kimseye bildirmezdi?.. İşte bildirmiş. Hz. İsa, kendine göre gayb olan bu bilgiye, Allah'ın bildirmesiyle muttali olmuş. Bunu gördükten sonra nasıl oluyor da  "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyorsunuz. Sizi insafa davet ediyoruz...

  • Demek Hz. İsa bu gaybı biliyordu. Şimdi sorumuz şu: Hz. İsa bu gaybı nasıl biliyordu? İki tane ihtimal var. Ya kendisi tahmin ediyordu ya da Allah bildiriyordu? Herhalde tahmin etmiyordur. Zira her tahminin tutması mümkün değildir. O halde diğer seçeneği, yani Allah'ın bildirdiğini kabul etmek zorunda kalıyoruz.
Beşinci Delilimiz, Yusuf Suresi, on bir yıldızla Güneş'i ve Ay'ı bana secde ederken gördüm.

Yusuf suresinden bazı ayetlerin tahlilini yapacağız.

Yusuf suresinde bildirildiğine göre, Allah Teala Hz. Yusuf'a rüya tabirini öğretmiştir. Surenin 4. ayet-i kerimesinde, Hz. Yusuf gördüğü bir rüyayı babasına anlatır. Bu rüya, O'nun on bir yıldızla Güneş'i ve Ay'ı kendisine secde ederken görmesidir.

Surenin 100. ayetinde ise; babası, annesi ve on bir kardeşinin Hz. Yusuf'a secde ettiği zikredilir. Bu secde üzerine Hz. Yusuf şöyle der:

 “İşte bu, önceki rüyamın tevilidir. Gerçekten Rabbim onu hak kıldı.”

Hz. Yusuf'un tabir ettiği bir başka rüya da surenin 36. ayetinde zikredilmektedir. Hz. Yusuf rüyasını anlatan iki kişiye şöyle der:

“Biriniz efendisine şarap sunacak. Diğeri de asılacak ve kuşlar başından yiyecekler.”

Olay tam da Hz. Yusuf'un haber verdiği gibi gerçekleşir. Onlardan birisi idam edilir, diğeri ise saraya giderek krala hizmet eder.

Hz. Yusuf'un tabir ettiği bir başka rüya, surenin 43. ayetinde zikredilmektedir. Kral görmüş olduğu rüyayı şöyle anlatır:

“Ben rüyamda yedi cılız ineğin yedi semiz ineği yediğini ve yedi yeşil başakla yedi kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Siz rüya tabir edebiliyorsanız benim bu rüyamın tabirini bana bildirin.”

Hz. Yusuf bu rüyanın tabirini 47. ayet-i kerimede yapar ve hadise aynen haber verdiği gibi vukua gelir.

Bütün bu anlattıklarımızı şuraya bağlamak istiyoruz:

- Hz. Yusuf Allah'ın öğretmesiyle rüya tabiri yapıyor ve geleceğin bazı meselelerini biliyordu.

Şimdi şunları düşünelim:

1. Hz. Yusuf'un babası, annesi ve kardeşleri yıllar sonra O'na secde etmiştir. Hz. Yusuf bunun olacağını rüyasında daha çocukken görmüştü. "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyenler, Hz. Yusuf'un bu gaybi bilgisini neyle izah edecekler?

2. Hz. Yusuf zindandaki iki kişinin rüyasını tabir etmiş, yani onların geleceğine dair iki haber vermiş ve verdiği haber tam doğru çıkmıştır. Onlardan biri asılmış, diğeri ise sarayda hizmet etmiştir. Hz. Yusuf'un verdiği bu haber, geleceği bilmek değil midir? Elbette geleceği bilmektir. Peki Hz. Yusuf geleceği nasıl bildi? Kendisi tahmin etti ve tahmini mi tuttu? Yoksa Allah mı ona haber verdi? Herhalde ikinci şıkkı kabul ediyorsunuzdur. Bu şık da ispat eder ki, Allah'ın geleceği bildirmesi caizdir ve vakidir.

3. Kralın rüyası da Hz. Yusuf tarafından tabir edilmiş ve tabire birebir uygun olarak hadise vuku bulmuştur. Yedi sene bereket olmuş, peşinden yedi sene kuraklık olmuş ve daha sonra tekrar bolluk olmuştur.

Yine aynı soruyu soruyoruz:

- Hz. Yusuf'un bunları bilmesi, geleceği bilmek değil midir? Elbette geleceği bilmektir. Peki Hz. Yusuf geleceği nasıl bildi? Kendisi tahmin etti ve tahmini mi tuttu? Yoksa Allah mı ona haber verdi? Herhalde Allah'ın haber verdiğini kabul ediyorsunuzdur. Bu da ispat eder ki, Allah'ın geleceği bildirmesi caizdir ve vakidir.

Bu tahlillerden sonra, "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyenlere şu soruları soruyoruz:

1. Eğer Allah gaybı kimseye bildirmiyorsa, Hz. Yusuf kardeşlerinin, annesinin ve babasının yıllar sonra kendisine secde edeceğini nasıl bildi?

2. Eğer Allah gaybı kimseye bildirmiyorsa, Hz. Yusuf zindandaki iki kişinin akıbetini nasıl bildi?

3. Eğer Allah gaybı kimseye bildirmiyorsa, Hz. Yusuf yedi sene bereket olacağını, peşinden yedi sene kuraklık olacağını ve daha sonra tekrar bolluk olacağını nereden bildi?

Altıncı Delilimiz, Rum suresinin 2, 3 ve 4. ayetleridir: onlar yenilgilerinden sonra yeneceklerdir..

Bu ayetlerde şöyle buyurulmuştur:

“Rum (orduları) yenilgiye uğradı. Dünyanın en alçak yerinde. Ama onlar yenilgilerinden sonra yeneceklerdir. Üç ilâ dokuz yıl içinde. Bundan önce de sonra da emir Allah’ındır. Ve o gün müminler sevineceklerdir.”

Bu ayet-i kerimenin meselemize bakan cihetine geçmeden önce, dilerseniz, ayetin iniş sebebi üzerinde biraz duralım:

613-614 yılları arasında Mecusi olan Pers orduları, Hristiyan olan Bizans ordularını mağlup etmiş ve çok ağır bir yenilgiye uğratmıştı. Mekke müşrikleri, Ehl-i kitap olan Hristiyanların mağlubiyetine çok sevinmiş ve Müslümanlara: “Eğer Allah sizin dediğiniz gibi yegâne galip olsaydı, Ehl-i kitap olan Bizans’ı Perslere karşı galip kılardı.” demişlerdi. Bunun üzerine Kur’an-ı Kerim bir mucize olarak, o an imkânsız gibi gözüken gelecekteki bir sonucu haber verdi:

“Üç ilâ dokuz yıl arasında Bizans Perslere galip gelecek ve bununla Müslümanlar sevinecekti.”

Nitekim Hz. Ebu Bekir (r.a.) Allah’ın bu vaadine dayanarak, Perslerin galibiyetine sevinen müşriklere: “Allah sevincinizi fazla sürdürmeyecek. Çünkü Allah, birkaç sene içinde Rumların galip geleceğini haber verdi.” dedi. Hz. Ebu Bekir’in bu sözü üzerine, müşriklerden Ubey b. Halef iddiaya girmeyi teklif etti. Bizans’ın üç yıl içinde galip gelip gelemeyeceği hususunda, on deve üzerine iddiaya girdiler.

Hz. Ebu Bekir olup biteni Peygamberimiz (asm)’e anlatınca, Peygamberimiz (asm), Ayette geçen  بِضْعِ sözünün üç sene değil; üç sene ilâ dokuz sene arasını ifade ettiğini, bu sebeple süreyi de deve sayısını da katlamasını Hz. Ebu Bekir’e söyledi.

Bu sefer, dokuz sene içinde Bizans’ın galip gelip gelmeyeceği hususunda, yüz deve üzerine bahse girdiler. Tirmizi’nin Sahih’inde haber verdiğine göre, Bedir savaşına denk gelen günlerde, Bizanslar Perslere karşı yaptıkları savaşta galip gelmiş ve böylece Kur’an’ın gaybtan verdiği haber tahakkuk etmiştir. Hz. Ebu Bekir, Ubey b. Halef’in varislerinden, kazandığı develeri alarak, Peygamberimiz (asm)’in tavsiyesi üzerine fakirlere dağıtmıştır.

Şimdi meselemize dönelim ve "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyenlere şu soruları soralım:

1. Bizans'ın Perslere 3 ilâ 9 yıl arasında galip geleceği meselesi gayb mıdır, değil midir? Herhalde gaybtır. Hem de gayb üstüne gaybtır. Çünkü o zamanda bu haberin tahakkuk ihtimali binde bir bile değildi. Hem bu haber istikbale aittir, istikbal de gaybtır.

2. Allah bu gaybı haber vermiş midir, vermemiş midir? Haber vermiştir. Hem de bir kişiye değil, bütün insanlara haber vermiştir. Ve bu haber üzerine Hz. Ebu Bekir iddiaya girmiş ve kazanmıştır.

Şimdi 3. sorumuzu soruyoruz:

Ayet-i kerimede Allah Teala gaybı açıkça bildiriyorken, sizler nasıl oluyor da, "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyorsunuz? Ya hu siz hiç Kur'an okumuyor musunuz? Rum suresinin mezkur ayetlerini bilmiyor musunuz? Allah'ın gaybtan haber verdiğini görmüyor musunuz? "Yok, bu gaybtan haber vermek değildir." diyorsanız, o halde bize söyleyin, bu neyden haber vermektir?

Yedinci Delilimiz, Hud suresinin 36 ve 37. Ayetleridir: Artık kimse asla iman etmeyecektir..

Bu ayetlerde Allah Teala şöyle buyurmuş:

“Nuh'a vahyolundu ki: Senin kavminden -daha önce iman etmiş olanlar müstesna- artık kimse asla iman etmeyecektir. Zalimler hakkında benimle konuşma, onlar suda boğulacaklardır.”

Şimdi mezkur ayet-i kerimenin, meselemize bakan cihetini tahlil edelim:

Allah Teala Hz. Nuh'a, kavminden daha önce iman edenler müstesna, diğerlerinin iman etmeyeceğini ve onların suda boğulacağını haber vermiştir. Bu sebeple de Hz. Nuh'un onlar için dua etmesini yasaklamış ve bir gemi yapmasını emretmiştir. Hz. Nuh bu gemiyi bir rivayete göre dört yılda tamamlamıştır. Ve Allah'ın haber verdiği gibi, bu zaman diliminde O'nun kavminden hiç kimse iman etmemiş ve neticede hepsi suda boğulmuşlardır...

Şimdi, "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyenlere şu soruları soralım:

1. Hz. Nuh için, kavminin iman etmeyip suda boğulacağı gayb mıdır, değil midir? Herhalde dört yıl sonra vukua gelecek bir haber gaybtır.

2. Allah bu gaybı Hz. Nuh'a haber vermiş midir, vermemiş midir? Ayetin açık beyanıyla haber vermiş, hatta onlar hakkında dua etmesini de yasaklamıştır.

3. Sizler, Kur'an'ın gaybtan verdiği bu haberi gördükten sonra, nasıl oluyor da "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyorsunuz? İşte Allah gaybı Hz. Nuh'a bildirmiş!..

Hz. Nuh'a, kavminin iman etmeyeceğini ve suda boğulacağını bildirmek, gaybı bildirmek değil midir? Bu mesele Hz. Nuh'a göre gayb değil midir? Ayetin apaçık ifadesiyle, Allah Teala Hz. Nuh'a gaybı bildirirken, bunlara ne olmuş da "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyorlar; hem sapıtıyorlar, hem de saptırıyorlar.

Sekizinci Delilimiz, Fetih suresinin 27. Ayetidir: Mescid-i Haram'a inşallah gireceksiniz..

Bu ayette Allah Teala şöyle buyurmuş:

“Siz güven içinde, başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak korkmadan Mescid-i Haram'a inşallah gireceksiniz.”

Şimdi mezkur ayet-i kerimenin, meselemize bakan cihetini tahlil edelim:

Mekke’den Medine’ye hicret eden müminler, o zamandan beri Mekke’ye gidemiyorlar ve Mekke'nin özlemini yaşıyorlardı. Bunun üzerine Allah Teala, Fetih suresinin mezkur ayetini indirmiş ve onların güven içinde Mescid-i Haram'a gireceklerini haber vermiştir.

Şimdi, "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyenlere şu soruları soralım:

1. Gelecek gayb mıdır, değil midir? Elbette gaybtır.

2. Gelecekten haber vermek, gaybtan haber vermek midir? Elbette gaybtan haber vermektir.

3. Ayette geçen, müminlerin Mescid-i Haram'a gireceği haberi, geleceğe mi dairdir? Evet geleceğe dairdir. Bu durumda bu haber, gayptan haber vermek nevinden olur.

4. Allah bu gaybı bildirmiş midir? Evet, bildirmiştir. Hem de bir kişiye değil, bütün insanlara bildirmiştir.

Peki sizler bunu gördükten sonra, hâlâ nasıl oluyor da "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyorsunuz. İşte bildirmiş, bunu görmüyor musunuz? Yoksa gelecekten haber vermeyi, gayptan haber vermek mi saymıyorsunuz? O zaman neyden sayıyorsunuz, bunu bize bildirin, biz de öğrenelim.

Dokuzuncu Delilimiz, Yusuf suresinin 15. Ayetidir: onlara haber vereceksin..   

Bu ayette şöyle buyrulmuş:

وَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِ Biz ona -yani Hz. Yusuf'a- vahyettik ki   لَتُنَبِّئَنَّهُمْ بِأَمْرِهِمْ هَـذَا onların bu işlerini -yani seni kuyuya atmalarını ve sana yaptıkları kötülükleri- andolsun ki onlara haber vereceksin   وَهُمْ لاَ يَشْعُرُونَ onlar hiç farkında değillerken.

Şimdi mezkur ayet-i kerimenin, meselemize bakan cihetini tahlil edelim:

Hz. Yusuf kuyuya atıldığında, İmam Dahhak'a göre 6 yaşında, Hasan Basri'ye göreyse 15 yaşındaydı. Yaşta ihtilaf olmakla birlikte, daha çocuk yaşta olduğunda ihtilaf yoktur. Cenab-ı Hak kuyuda ona vahyetmiş ve kardeşlerinin bu kötülüğünü onlara haber vereceğini bildirmiştir. Hadise tam da Allah'ın beyan buyurduğu gibi gerçekleşmiş ve 50 yıl sonra Hz. Yusuf kardeşlerine, yaptıkları kötülüğü haber vermiştir. Hz. Yusuf kardeşleriyle karşılaştığında 60 yaşlarındaydı. Demek Allah Teala o kuyuda Hz. Yusuf'a, 50 sene sonra gerçekleşecek bir hadiseyi vahyetti!..

Şimdi, "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyenlere şu soruları soralım:

1. 50 yıl sonrası gayb mıdır, değil midir? Elbette gaybtır.

2. 50 yıl sonrasından haber vermek, gaybtan haber vermek midir? Elbette gaybtan haber vermektir.

3. Allah bu gaybı Hz. Yusuf'a bildirmiş midir? Evet, bildirmiştir. Hem de daha çocukken, peygamber değilken bildirmiştir.

Peki sizler bunu gördükten sonra, hâlâ nasıl oluyor da "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyorsunuz. İşte Hz. Yusuf'a daha çocukken bildirmiş. Bunu görmüyor musunuz? Kur'an'ın ayetlerine karşı ne zaman işittik ve itaat ettik diyeceksiniz?

Onuncu Delilimiz, Âl-i İmran suresinin 39. Ayetidir: Şüphesiz Allah seni Yahya ile müjdeliyor.

Bu ayette şöyle buyurulmuş:

فَنَادَتْهُ الْمَلآئِكَةُ  Melekler ona -yani Zekeriya (as)'a- nida ettiler   وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي فِي الْمِحْرَابِ  O mihrapta namaz kılıyordu (şöyle nida ettiler)  أَنَّ اللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَـى  Şüphesiz Allah seni Yahya ile müjdeliyor.

Şimdi bu ayet-i kerime üzerinde biraz tahlil yapalım:

Hz. Zekeriya (as) için, bir evladının olması gayb mıdır, değil midir? Elbette gaybtır. Hatta gayb üstüne gaybtır. Çünkü Zekeriya (as) ihtiyar idi, eşi de kısırdı. Bu sebepten dolayı Zekeriya (as) diyor ki:

 رَبِّ أَنَّى يَكُونُ لِي غُلاَمٌ Rabbim benim nasıl çocuğum olacak?  وَقَدْ بَلَغَنِيَ الْكِبَرُ وَامْرَأَتِي عَاقِرٌ  Bana ihtiyarlık gelip çattı, karım da kısırdır.

Zekeriya (as) çocuğunun olacağına şaşırıyor ve inanmakta zorlanıyor. Demek, Zekeriya (as) için çocuğunun olması, gaybtan da öte sebepler açısından imkansız bir şey.

Şimdi sorumuz şu:

- Melekler bu gaybi meseleyi Zekeriya (as)'a haber vermiş mi vermemiş mi? Ayetin beyanıyla vermiş. Hani Allah gaybı kimseye bildirmiyordu. İşte bakın, Zekeriya (as)'a bildirmiş.

Şimdi, "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyenlere şu soruları soralım:

- Zekeriya (as)'a bir evladının olacağını bildirmek, gaybı bildirmek değil midir? Hz. Yahya'nın dünyaya geleceği, gayb değil midir? Eğer gayb değilse nedir? Allah'ın Zekeriya (as)'a gaybı bildirmesi apaçık ortada iken ve ayetle sabitken, siz nasıl oluyor da, "Allah gaybı kimseye bildirmez, kimse gaybı bilemez." diyorsunuz? Allah sizin bu yanlış fikirlerinizden, Ümmet-i Muhammed'i muhafaza etsin.

On Birinci Delilimiz, Beş Burhandır: Kur'an-ı Hakim, Hadis-i şerifler, Kerametler, sadık rüyalar ve hiss-i kable’l-vuku..

Allah'ın gaybı bildirmesinin caiz ve vaki oluşu, Beş burhan ile sabittir.

Birinci Burhan, Kur'an-ı Hakim'dir. Allah bazı kullarına gaybı bildirdiğini, Kur'an'da bize beyan etmiştir. Bundan önce 10 delil ile bir çok ayetin tahlilini yapmış ve Allah'ın dilediği kuluna gaybı bildirdiğini ispat etmiştik...

Allah'ın gaybı bildirmesinin caiz ve vaki oluşuna İkinci Burhan, Hadis-i Şeriflerdir.

Efendimiz (asm) birçok gaybi haber vermiş ve vermiş olduğu haberler aynen çıkmıştır. Bu hadis-i şerifleri, hadis kitaplarında bulabilirsiniz. Bilhassa hadis kitaplarının "Fiten" bölümü, bu gaybi haberleri içermektedir.

Allah'ın gaybı bildirebileceğini kabul etmeyenler, bu hadislerin tamamını inkar ediyorlar. İmam Buhari'nin, İmam Müslim'in, İbni Mace'nin ve diğer hadis alimlerinin ittifakla kabul ettikleri hadisleri, bunlar reddediyorlar. Eee bir defa "Allah gaybı bildirmez." dediler. Bu sözlerinden dönmemek için, Allah'ın, Peygamberimiz (asm)'a bildirdiği bütün gaybi haberleri inkar ediyorlar. Lakin güneşe gözünü kapayan, sadece kendisine gece yapar...

Allah'ın gaybı bildirmesinin caiz ve vaki oluşuna Üçüncü Burhan, Evliyanın keramet nevinden vermiş oldukları haberlerdir.

Birçok Allah dostu eserlerinde gaybi haberler vermiş ve verdikleri haberler aynen çıkmıştır. Binler misalinden bir misal vermek istiyoruz:

Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri, kendi kabrinin bilinmeyeceği söylüyor. Emirdağ Lahikası isimli eserinde şöyle diyor:

“Benim kabrim gayet gizli bir yerde. Bir iki talebemden başka hiç kimse bilmemek lazım geliyor. Çünkü dünyada sohbetten beni men eden bir hakikat, elbette vefatımdan sonra da o hakikat bu surette beni mecbur ediyor.”

Üstad Hazretleri 23 Mart 1960 yılında vefat ediyor ve Urfa’daki Halilürrahman Dergâhı’ndaki Caminin bahçesine defnediliyor. 12 Temmuz'a kadar yaklaşık 3.5 ay burada yatıyor. Hatta bu zaman diliminde talebeleri, Üstad’ın kabrinin bilindiğine şaşırıyorlar. Çünkü Üstad’ın, "Kabrimin yeri bilinmeyecek." diye beyanları var. 12 Temmuz gecesinde, darbeciler tarafından Üstad'ın kabri birden açılıyor ve bilinmeyen bir yere defnediliyor. Hala kimse Üstad Hazretlerinin kabrinin yerini bilmiyor.

Şimdi, "Allah gaybı kimseye bildirmez." diyenler, anlattığımız bu hadiseyi nasıl izah edecekler.

İşte Üstad’ın eseri ortada. Eserinde "Kabrimin yerini kimse bilmeyecek." sözü ortada ve hâlihazırda kimse bilmiyor. Bakın, Allah'ın gaybı kimseye bildirmeyeceğini iddia edenler, daha Üstad Hazretlerinin bu durumunu izah edemezler. Kaldı ki, daha geride Muhyiddin-i Arabilerden, Hz. Alilerden ve birçok Allah dostundan binler numune var. Bütün bu haberleri ne yapacaklar? Hadi bize, evliyanın eserlerinde yazdıkları bu gaybi haberlerin, nasıl doğru çıktığını izah etsinler...

Allah'ın gaybı bildirmesinin caiz ve vaki oluşuna Dördüncü ve Beşinci Burhan enfüsidir. Yani kişi Kur'an'ın ayetlerini, hadis-i şerifleri ve evliyanın kerametini inkar etse de kendi nefsindeki iki şeyi inkar edemez.

Bunlardan birisi sadık rüyalardır, diğeri de hiss-i kable’l-vukudur.

Önce sadık rüyalar hakkında konuşalım:

Hepimizin başından geçmiş veya başından geçmiş bir tanıdığımız olmuştur. Bir gece rüya görmüşüz, ertesi gün gördüğümüz rüya aynen vukua gelmiş. Gece kaza yaptığımızı görmüşüz, ertesi gün, aynı rüyada gördüğümüz şekilde kaza yapmışız. Rüyamızda birisinin öldüğünü görmüşüz, ertesi gün o kişinin ölüm haberi gelmiş.

İşte bütün bunlar, Allah'ın rüya vasıtasıyla kişiye geleceği bildirmesidir. Bu, bizler gibi günahkâr kullar da bile gözüküyor; evliyanın buna mazhar olmasından daha doğal ne vardır ki...

İkinci enfüsi burhan, hiss-i kable’l-vukudur. Hiss-i kable’l-vuku, bir şey olmadan önce onu hissetmektir. Mesela, bir tanıdığınızın kapıyı çalacağını düşünürsünüz, birden kapı çalar, açarsınız o kişi. Ya da bir dostunuzun telefon edeceği hissi gönlünüze düşer, bir bakarsınız telefon çalar, o kişi arıyor. Bunun yüzlerce misalini hepimiz nefsimizde yaşıyoruz. Allah bizlere bile birçok gaybı bildiriyor. Ya sadık rüya yoluyla ya hiss-i kable’l-vuku ile... 

İnsan, hadi ayeti inkar etti, hadi hadisi inkar etti, hadi evliyanın kerametini inkar etti; iyi de kendini nasıl inkar edecek, gördüğü sadık rüyaların aynen çıkmasını, olacak hadisleri, bazen olmadan önce hissetmesini neyle izah edecek? Delil isteyene delil çok, yeter ki okumasını bilsin.

Kardeşlerimiz, Rabbimize hamdüsena olsun, bizi bir imani meselede daha istihdam etti. Kusur bize aittir. Varsa güzellik, o, Rabbimize aittir. Rabbim bu eseri kusurlarımıza, günahlarımıza, gafletimize kefaret yapsın. Bizi kendine kul, Habibine ümmet eylesin. Amin.

İlave bilgi için tıklayınız:

HZ. PEYGAMBER VE GELECEKTEN HABERLER | Sorularla İslamiyet

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
3.340 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun