Kadına, çocuklara, hayvanlara tecavüzün bir önemi yok mu ki, bununla ilgili ayetler yok?

Tarih: 18.05.2014 - 14:49 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Tecavüz kurbanlarına sorarsan keşke hiç var olmasaydım der diye tahmin ediyorum. Çünkü ben de olsam öyle düşünürdüm. Beni yarattığı için hem de kadın olarak yarattığı için Allah suçlu değil mi?
“Ey insan! Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise nefsindendir. Ey Resulüm! Seni bütün insanlara elçi gönderdik. Allah’ın buna şahit olması yeter de artar.” Burada 10 yaşındaki oğlan çocuğunun tecavüze uğramasında çocuğun ne gibi bir suçu olur. “Onlara bir iyilik ulaşınca “Bu, Allah’tandır” derler. Bir fenalık gelince “Bu, senin yüzündendir” derler. De ki: “Hepsi de Allah tarafındandır.” Fakat bu adamlara ne oluyor da, söz anlamaya bir türlü yanaşmıyorlar?”
- Veya Allah’tan çocuğa neden böyle bir kötülük gelmiş? Vereceğiniz cevap benim için çok önemli ben bu yüzden ateist oldum.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kur’an’da genel ilklere yer verilmiştir. Bu ilkeler, bugünkü dünyada ön plana çıkmış olan “tecavüz” kavramıyla ifade edilmemiş, gayri meşru sayılan her türlü fuhuş yasaklanmış ve çirkinliğine vurgu yapılmıştır.

- Bilindiği üzere, bugünkü dünyanın kabul ettiği medeni hukukta “tecavüz” kavramıyla ifade edilen zina, ancak tek taraflı zorla yapılmışsa bir suç teşkil etmektedir. Buna göre, bir kadının rızası olduğu takdirde, evli de olsa yüz erkekle de zina etse bu fuhuş, kadının şerefini kıran bir suç olarak kabul edilmemektedir. Dahası bugünkü Avrupa’nın “mimsiz” medeniyetinde kabul edilen prensibe göre, hayatı boyunca erkeklerin cinsel arzularını tatmin etmek için kiralanan kadınlar “hayat  kadını” (erkeklere cinsel hayatı tatmin etme aracı) olarak taltif dilmiş ve fuhuş süpürgesi olarak kullanılan zavallı kadınlar “hayat kadını” unvanıyla ödüllendirilmiş ve maddi bedeni yanında manevi ruhi tarafı da sömürgeleştirilmiştir.

- Acaba, zerre kadar onur taşıyan bir erkek ve kadının, bu hayasızlığa karşı çıkması gerekmez mi? Bu edepsiz ve kadının şerefini ayaklar altına alan ve bir sakız reklamında bile kadını bir alet ve edevat olarak kullanan bugünkü dinden uzak dünyanın hâkim güçlerinin, bu hayasızca tavırlarına karşı sessiz kalmak ne kadar çirkin ise, alemlere rahmet olarak indirilen ve en namuslu bir hayatı ön gören İslam dininin temel kaynağı olan Kur’an’a karşı itiraz parmağını uzatmak da o kadar haksızlıktır.

- Yukarıda ifade edildiği üzere, Kur’an’da sadece bir tarafın rızası dışında cereyan eden bir zina suçu “tecavüz” olarak kabul edilmemiş, aynı zamanda gayrimeşru sayılan her türlü cinsellik bir zina suçu olarak değerlendirilmiştir. İslam’a göre, neslin korunması, aile hayatının onurunun korunması, erkek ve kadınlar arasındaki eşler hukukunun korunması gibi birçok insani değerler bakımından gayrimeşru cinsel ilişkilerin her türlüsünün fuhuş sayılması ve insanlık onurunun sınırını aşması itibariyle de bir tecavüz fiili olarak kabul edilmesi ön görülmektedir.

“Sakın zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, bir hayasızlıktır. Ve çok kötü bir yoldur.” (İsra, 17/32)

mealindeki ayette zina suçu sosyal bir patlama, tehlikeli bir mayın tarlası ve yakınında bulunanları çarpacak yüksek bir gerilim hattı gibi tasvir edilip takdim edilmiştir.

 - Nur suresinin başında zina eden erkek ve kadının cezası yüz değnek olarak belirlenmiştir. Burada şayet kadının rızası dışında bir “tecavüz” söz konusu ise, kadına ceza verilmez ve bu tecavüzünden dolayı erkeğe yüz değnek vurulur. Şayet bu erkek evli ise recim / ölüm cezasına çarptırılır. Öyle zannediyoruz ki, kadının onurunu zedeleyen bir tecavüze karşı bu ağırlıkta bir ceza başka bir hukuk sisteminde yoktur.

- Diğer bir sorunuzun cevabı defalarca yazılmış ve sitemizde mevcuttur. İşin özeti şudur:

Allah hayrın da şerrin de yaratıcısıdır ve yaratmaya kimseyi ortak etmez. Ancak işin yaratma safhasına gelinceye kadarki bölümü insanın niyeti, kesbi / kazancı ve teşebbüsü sorgulanacak ve imtihan için kendisine verilen özgür iradesini hayra değil de şerre / kötüye kullandığı için sorumlu tutulacaktır.

- Kur’an’da defalarca vurgulanmıştır ki, Allah âdildir, hiç kimseye haksızlık etmez. Yapılan kötülüğün karşılığını bire bir / misliyle verirken, yapılan iyiliğin karşılığını en az bire on verir. Bunu adamına göre yüz, yedi yüz, yedi bin, otuz bine kadar arttırır.

Daha ne yapsın ki!..  

- Şunu da belirtelim ki, bir insanın -kendi hatasının sonucu olarak güneşte yandığı için- güneşi inkâr etmesi ne kadar gerçekten uzak ve  ahmakça bir tavır ise, özgür iradesiyle yaptığı yanlışlarına ceza kesilmesinden dolayı veya aklının ermediği bazı olayları bahane ederek ateist olması da o kadar gerçekten uzak bir zeka özrüdür.

Zira güneş balçıkla sıvanmadığı gibi, göz yummakla da yok olmaz. Bunun gibi güneşten bin kat daha fazla açık olan Allah’ın varlığını inkar etmek, onun varlığını yok etmez. Ve zaman dönüp dolaşır en sonunda iman eden de inkâr eden de Alllah’ın huzuruna çıkar ve mümin mükafatı kazanırken, münkir de cezasını çekmeye mahkum olur.

Bütün insanlar ateist olsa Allah’a zerre kadar zarar vermez. Ve yine bütün insanlar iman etseler Allah’a zerre kadar yarar dokundurmazlar. Bunun zararı da yararı da sadece insana aittir. Bu gerçeğe işaret etmek üzere Kur'an’da, “(Biz Kur’an’ı ve peygamberi göndermiş bulunuyoruz) artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin (bizim için fark etmez).” (Kehf, 18/29) diye ifade edilmiştir.

Rabbimiz hepimize vicdan, izan ve imanı nasip eylesin amin!.. Âmin...

İlave bilgi için tıklayınız:

Allah, neden işkence-zulüm-vahşet-sakatlık-körlük-tecavüz gibi bir ...
Allah'ın, küçük çocuklara tecavüz edilmesine izin vermesi nasıl ...
Allah var mı; bunun mantıki delilleri nelerdir?
Allah'ın varlığının delilleri nelerdir? Allah'ın varlığını nasıl ispatlarız ...
İyilikleri Allah'tan, kötülükleri nefisten bilmek, ne demektir ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun