Tecavüze uğrayan sahabi var mı?

Tarih: 21.07.2020 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

Bugünkü savaşlarda görüyoruz ki tecavüz ile beraber nerdeyse paket halindeymiş gibi geliyor ve savaşların bir çoğunda maalesef iffete saldırı da vardır.
Acaba peygamber efendimizin döneminde savaş veya başka bir sebep ile tecavüze uğramış sahabiler var mıdır? Bu sahabilere peygamber efendimiz psikolojik açıdan nasıl yaklaşmıştır? Peygamber efendimizin veya dinimizin bunları teselli edici öğütleri sözleri var mı?
Soruya hem tarihsel açıdan hem de psikolojik analiz açısından geniş cevap verilirse çok sevinirim.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle, zina etmek isteyen bir gence, Peygamber Efendimizin ne dediğine bakalım:

“Bir genç Peygamberimize gelerek: "Ya Resulellah! Bana zina yapmak için izin ver." der. Orada bulunanlar gencin üzerine yürüyerek onu ayıplarlar ve men ederler.

Onların aksine, Hz. Peygamber (asm), “O genci bana getirin” der. Engin şefkatiyle önce genci dinledi ve: “Bu zina fiilinin annene yapılmasını ister misin?” diye sordu. Genç: “Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Elçisi! Asla (istemem)" diye cevap verdi. Peygamberimiz: “(Başka) insanlar da anneleri için bunu istemezler" dedi.

Daha sonra, “Kızın için kabul eder misin?”, “Kız kardeşin için.”, “Halan için.”, “Teyzen için bunu ister misin?” diye sordu ve her defasında, "hayır" cevabını alınca, Hz. Peygamber (asm) de, “Diğer insanlar da buna razı olmazlar” dedi. Sonra elini gencin üzerine koyup, "Ya Rabbi bu gencin günahlarını affet, kalbini pak et, iffetini muhafaza et” diye dua etti.

Genç ondan sonra böyle hiçbir olumsuz eğilim göstermez, zinaya yaklaşmaz oldu. (Müsned, 5/256-257)

Soruda geçen konuyla ilgili, nakledeceğimiz şu rivayet dışında başka bilgiler ve detaylar bulamadık.

Rivayete göre, namaz kılmak amacıyla evinden çıkan bir kadına bir erkek rastlamış, kadına abanarak ona tecavüzde bulunmuş, kadının bağırması üzerine fail oradan kaçmış, bu bağırma sonucu olay yerine başka bir erkek gelmiş, kadının "şu adam bana böyle böyle yaptı" demesi üzerine oradan geçen bir grup muhacir bu ikinci şahsı gerçek fail zannederek yakalayıp kadının yanına getirmişler, kadının failin bu kişi olduğunu söylemesi üzerine grup bu kişiyi Hz. Peygamber'in huzuruna getirmiş, Hz. Peygamber de haddin uygulanmasını emretmiştir. Bunun üzerine gerçek fail kalkarak asıl failin kendisi olduğunu itiraf etmiş, bunun üzerine Hz. Peygamber, tecavüze uğrayan kadına "Sen git Allah seni affetti" demiş, masum olan adama da gönlünü aha güzel sözler söylemiş, kadının cebren ırzına geçen failin ise recmedilmesini emretmiştir. İnfaz sonrası Hz. Peygamber, bu kişinin bütün Medine halkına dahi kifayet edecek derecede içten bir tövbe ettiğini belirtmiştir.” (Ebu Davud, Hudud, 8; Tirmizi, Hudud, 22)

Peygamber Efendimiz (asm), kadının iddia ettiği adamın suçsuz olduğu meydana çıkın­ca onu teselli edici gönül alıcı güzel sözler söylemiş, kadının yaptığı hatayı tamir cihetine gitmiştir. Sonra da kadına tecavüz ettiğini kabul eden gerçek mütecavizin recmedilerek öldürülmesini istemiştir.

Hadis metninde Peygamber (asm) efendimiz kadına; "Allah seni bağışladı" buyurmuştur. Bunun iki manaya gelme ihtimali vardır:

1. Sen suçsuz birisine iftira ettin. Bilmeden onun sana tecavüz ettiğini iddia edip lekeledin. Ama bunu bilmeden yaptığın için Allah seni affetti.

2. Seninle kurulan cinsel ilişkiden dolayı Allah seni affetti. Çünkü sen kendini isteyerek teslim etmedin. Zorla tecavüz edildin.

Burada karşımıza iki me­sele çıkmaktadır:

1. Mesele:

Gerçek mütecaviz çıkmadan önce, Efendimiz zanlının recmedil­mesini emretmişti. Adamın kendi ikrarı olmadan ve kadın şahit göstermeden Efendimiz bu suçu nasıl sabit gördü de ceza vermek istedi?

Gerçekten metnin zahirine göre anlarsak ortaya bir müşkil çıkmakta­dır. İslam hukuku prensiplerine göre metindeki olaya uygun düşen ada­mın recmedilmesi değil, kadına kazf yani suçsuz bir kimseye iftira atma cezası uygulanmasıdır. Çünkü ka­dın, adamı lekeleyici bir iddiada bulunmuş ve bu iddiasını ispat edeme­miştir. Aksine gerçek suçlu ortaya çıkmış, bu adamın da suçsuz olduğu anlaşılmıştır.

Alimlerin açıklamasına göre, bu hadiste geçen ifadeden maksat, Hz. Peygamber Efendimizin recmi emretmek üzere oluşudur. Kesin olarak recm hükmünü vermiş değildir. Çünkü hu­zuruna bir dava gelmiştir, meseleyi tetkik etmektedir. Mümkündür ki gi­dişat, hakkında iddiada bulunulan zatın aleyhine bir durum söz konusudur. (bk. Tuhfetu’l-ahvezi, 5/15)

2. Mesele:

Gerçek mütecaviz, kadına tecavüz ettiğini bir defa ikrar etmiş gö­rünüyor. Bir defa ikrar ile suç sabit olur mu? Bu konuda ulemanın görü­şü nedir?

Bu hadiste, kadına tecavüz eden kişinin bunu yaptığını sadece bir defa kabul ettiği görülüyor. Tecavüz ettiğini dört defa tekrarladığına dair bir kayıt mevcut değildir.

Hz. Peygamber'in ikrarı tekrarlatmadan recmettirdiğini bildiren başka rivayetler de vardır. Mesela, Asıf hadisi di­ye bilinen bir rivayette Üneys (r.a)'e "Ya Üneys, o kadına git, itiraf ederse recmet" buyurmuştur. (Tirmizi, Hudud 22)

Başka bir hadiste be­lirtildiğine göre Efendimiz Cüheyne'den bir kadını, ikrarı tekrarlatmadan recmetmiştir. (Müslim, Hudud 24; Tirmizi, Hudud 9)

Bütün bu hadislere dayanarak, İmam Malik, İmam Şafiî, Hammad ve Ebu Sevr, zina suçunun sabit olması için zina eden kişinin kendisinin bir defa kabul etmesinin yeterli olacağını söylemişlerdir.

Hanefî ve Hanbelî mezheplerine göre ise, zina suçunun sübutu için dört şa­hit yok ise, suçu işleyen kişinin dört defa ikrarda bulunması gerekir. Her ikrar ayrı ayrı meclislerde olmalı ve hakim ilk üç seferinde bu ikrarı reddetmelidir. Bu gruptaki alimlerin delilleri, Maiz'in ikrarı konusundaki çeşitli rivayetlerdir. (bk. Şevkani, Neylü'l- Evtar, 7/106)

Bu görüş sahipleri öncekilerin delillerini şu şekilde cevaplamaktadır­lar:

"O hadisler mutlaktırlar. Bizim dayandığımız; ikrarın dört defa oldu­ğunu bildiren hadisler onları kayıtlamıştır. Karşı görüşte olanlar ise tak­yidin söz ile olacağını, bu meselelerde ise fiil olduğunu söyleyerek itiraz etmişlerdir.

Hanefî ulemasından Merginani, zina suçunun dört şahitle sabit olacağı konusunda bir farklılık bulunduğuna, diğer suçlar iki şahitle sabit olduğu halde zinanın sabit olması için dört şahit gerektiğine dikkat çekerek, bunun ikrarının da dört defa tekrarlanması gerektiğine mantıki bir delil olduğunu söyler. (Merginani, Hidaye, 2/95)

Bununla beraber, tecavüz söz konusu olduğu zaman, tecavüze uğrayan kişinin hakkının korunması için, tecavüz edenin bir defa kabul etmesinin yeterli olacağıyla ilgili naklettiğimiz hadis tercih edilerek hüküm verilebileceği söylenebilir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Tecavüze uğrayanların suçu ne?

20 kişinin tecavüzüne uğrayan birinin suçu ne?

Allah'ın, küçük çocuklara tecavüz edilmesine izin vermesi nasıl ...

Gönüllü zina ile tecavüzün cezası aynı mı?

Tanrıya soruyorum, tecavüz edilerek ölen kızların yüzüne nasıl ...

Kadına, çocuklara, hayvanlara tecavüzün bir önemi yok mu ki ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun