Aklen tasdik ile kalben tasdik farklı mı?

Tarih: 14.05.2020 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

İman sadece kabullenip kabullenmemek ise, aklın tasdik etmesi ne oluyor? Aklın tasdiği ile ve kalbin tasdiğini ayıramıyorum. Yani mesela ben aklen namaz kılmayı doğru buluyor ve seviyorum, ancak kılmıyorum, dolayısıyla kalbimden sevmemiş mi oluyorum veya kabullenmemiş mi oluyorum. Kalben ve aklen arasındaki farkı merak ettim?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kur’an terminolojisinde KALB sözcüğü AKIL için de kullanılır. 

“Yeryüzünde hiç dolaşmazlar mı ki akıl edecek kalplere yahut işitecek kulaklara sahip olsunlar! Şu bir gerçek ki gözler körleşmez, fakat göğüslerdeki kalpler körleşir.” (Hac, 22/46) mealindeki ayette yer verilen “akıl edecek kalpler” ifadesinde aklın da kalbin zımnında yer aldığını göstermektedir.

Bununla beraber

KALP iman mahallidir.

Bir  latife-i Rabbaniye olan kalbin insanın maneviyatına yaptığı hizmet, çam kozalağı kadar bir cisimden ibaret olan beden kalbinin bedene yaptığı hizmet gibidir. Nasıl ki bedenin bütün birimlerine hayat ırmağını kalp pompalıyor ve gönderiyor, maddî hayat onun işlemesiyle ayakta duruyor, sustuğu zaman ceset de hayatiyetini kaybediyor ise; latife-i Rabbaniye olan manevi kalp de manevi duygularımızın tamamını hakiki bir hayat nuru ile canlandırır ve ışıklandırır. Manevi kalbimize bu hayat iksirini veren imandır. İmanın mahalli, bu manevî kalptir. (bk.İşârâtü’l-İ’câz, s. 78)

“İman, Sa'd-ı Taftazani'nin tefsirine göre: "Cenab-ı Hakk'ın istediği kulunun kalbine, cüz'-i ihtiyarının sarfından sonra ilka ettiği bir nurdur." denilmiştir. Öyle ise iman, Şems-i Ezelî'den vicdan-ı beşere ihsan edilen bir nur ve bir şuadır ki, vicdanın içyüzünü tamamıyla ışıklandırır. Ve bu sayede bütün kâinat ile bir ünsiyet, bir emniyet peyda olur. Ve her şeyle kesb-i muarefe eder. Ve insanın kalbinde öyle bir kuvve-i maneviye husule gelir ki, insan o kuvvet ile her musibete, her hadiseye karşı mukavemet edebilir. Ve öyle bir vüsat ve genişlik verir ki, insan o vüsatle geçmiş ve gelecek zamanları yutabilir.” (İşarat-ül İ'caz, 42)

AKIL ise; düşünme, anlama ve bilme kabiliyeti, kavrayış, zekâ ve hafıza kuvveti demektir.

Akıl, ruhun dış olaylardaki gözüdür. Olaylar arasında irtibat kurma, akıl erdirme ve düşünme burada meydana gelir. Akıl, beş duyudan gelen bilgileri kendi süzgecinden geçirir, potasında yoğurur, eritir, doküman haline getirir ve kalbe gönderir. Kalp tasdik ederse bu taslak bilgiler, ilme ve doğru bilgiye dönüşür. Bu manada akıl ile kalp bir bütün olarak çalışırlar, omuz omuza hareket ederler ve birlikte işlem yaparlar. Yani, akıl ile kalp, insan ruhunun bilgi-işlem merkezidir.

Akıl kalpten uzaklaşırsa sapıtır, dalalete düşer, hakkı ve istikameti kaybeder. Üstelik yanlışa düştüğünün farkında olmaz; batılı ve yanlışı hak diye benimsemeye başlar. Demek, kalbin nuru olmadan, aklın ışığı aydınlatamaz, akıl zulüm ve cehaletten kurtulamaz. Demek, dimağ haritasında kalbe yer verilmediğinde, ilim ve basiret olmaz. Yani, kalpsiz akıl hakikat ifade etmez. (bk. Sözler, s. 646)

“Yeryüzünde birbirine komşu parçalar, üzüm bağları, ekinler; sürgünlü-çatallı ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır; hepsi bir tek su ile sulanır. Böyle iken üründe bir kısmını bir kısmına üstün kılarız. İşte bunlarda akıllarını kullanan insanlar için ibretler vardır.” (Rad, 13/4) mealindeki ayet ve benzerlerinde akılla tasavvur edilen konuların anlatımından sonra “İşte bunlarda akıllarını kullanan insanlar için ibretler vardır.” mealindeki ifadeye yer verilmesi aklın alanını çizmeye yöneliktir.

İslam alimlerinin bildirdiğine göre, “iman kalb ile tasdik, dil ile ikrardır.”

Organlarla amel etme konusu farklı anlayışların sonucu olarak tartışılmıştır. 

Bununla beraber, Bir kimse, -aklını kullanarak- “Allah’ın birliğine, peygamberlerin getirdikleri hak olduğuna şehadet ederim ve bütün şeriatleri/hak dinleri kabul ederim. Ancak kalben bunları tasdik edemiyorum.” dese mümin sayılmaz. Bu konuda alimler arasında ihtilaf yoktur.

“Bedevîler, "İman ettik" dediler. De ki: “Siz iman etmediniz. Fakat biz İslam’a girdik(Size teslim olduk)” deyiniz. Henüz iman kalplerinize/ gönüllerinize yerleşmediğine göre (sadece boyun eğdiniz.)” Bununla beraber Allah’a ve resulüne itaat ederseniz yaptığınız hiçbir şeyi boşa çıkarmaz; Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet sahibidir." (Hucurat, 49/14) mealindeki ayette de bu gerçeğin altı çizilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun