Yaratılışı savunan bilim adamları niçin dogmacı kabul ediliyor?

Soru Detayı

- Hakikat olan yaratılışı savunan bilim adamlarının kendisini dogmalara teslim ettiği iddialarının içyüzü nelerdir?
- Üniversite kürsülerinde yaratılış anlatıldığında bilim dışı olarak tanımlanırken, deney ve gözlemle ispatlanması mümkün olmayan evrim teorisi nasıl bilimsel kabul edilebiliyor ve ispatlandığı iddia edilebiliyor?
- Olaya din açısından bakan bilim adamları dogmacı olarak tanımlanırken dinsizlik açısından bakanlar nasıl özgür düşünceye sahip bilim adamları kabul edilebiliyor?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Başta insan olmak üzere, kâinattaki varlıkların nasıl meydana geldiği konusu Hz. Âdem’den beri iki yol takip ederek gelmiştir.

Birisi, Semavî kitapların ve 124 bin peygamberin bildirdiği yoldur ki, atomdan galaksilere kadar her şey Allah’ın eseridir ve O yaratmıştır.  

Kâinatta görülen ve her an devam eden gerek cansız âlemde ve gerekse canlı âlemde meydana gelen değişiklikler ve farklılıklar hep Allah’ın eseridir.

Allah hiçbir şeyi gayesiz ve maksatsız yaratmamıştır. İnsan vücudunda olduğu gibi bütün kâinatta son derece nizam ve intizam hâkimdir.

Ölümden sonra canlılar yeniden diriltilecek, insan burada yaptıklarından ve yapması lazım gelip de yapmadıklarından hesaba çekilecektir. Netice ya edebî saadet yeri olan cennete ya da ebedî ızdırap yeri olan cehenneme gönderilecektir.

Diğer yol ise, Allah’ın varlığını kabul etmeyen, her şeyin tesadüf ve tabiatın eseri olduğunu iddia eden dinsiz felsefecilerin yoludur.

Onlara göre insan bu dünyaya gelişini kendisi başarmıştır. Kimseye karşı hesap verme durumunda değildir.

Dolayısıyla kendi kaderini kendisi tayin ve tespit etme hakkına sahiptir. Nefsin istediği gibi yaşamayı kendi hakkı olarak görmektedir.

Onlara göre, ölümden sonra ahiret diye bir şey yoktur. Her şey çürüyüp yok olup gidecektir.

İşte ateistler bu inançsızlıklarına bir kılıf aramaktadırlar. Bunun için iki yol takip etmektedirler.

Birinci yol; yaratılışçıların düşüncelerinin ilmî olmadığı, kendi düşüncelerinin ilmî olduğu, hatta bu fikirlerinin büyük bir kısmının ilim tarafından ispatlandığı safsatasını yaymaktadırlar.

İkinci yol ise, yaratılışı savunanların dogmaya inandıkları ve geri fikirli olduğu, kendilerinin ise tamamen ilmî düşündüğü, modern ve entelektüel oldukları safsatasıdır.

- Peki, ilimde herkes istediği gibi inansın ve düşünsün. Niçin böyle bir yol takip ediliyor?

Bu sorunun cevabını beşinci kol kuvvetleri olarak bilinen yabancı devletlerin propagandalarında aramak gerekir.

Bilindiği gibi günümüzün harp teknikleri değişmiştir. Artık devletlerin orduları karşı karşıya gelip savaşmak yerine, hasım kabul ettiği başka ülkenin insanlarını kendi kültür ve inancına yabancılaştırmayı, milletine ve devletine düşman haline getirmeyi, insanlarını ırk ve inanç bakımından birbirine düşürmeyi esas almışlardır.

İşte evrim teorisi de bunun için âdeta biçilmiş bir kaftan gibidir.

Evrim ve yaratılış konusunda müspet manada ihtisası ve bilgisi olmayan bir gencin böyle bir tuzağa düşmemesi mümkün değildir. O gencin âleminde konu şöyle şekillenecektir:

“İlim her şeyin başıboş olduğunu, insanın da tesadüfen günün birinde bir hayvan neslinden ortaya çıkıverdiğini söylüyor. O halde İslamiyet’in ileri sürdüğü yaratılış ve bir yaratıcının varlığı konusunun tartışmalıdır. Müslümanlar batıl şeylere inanan geri kafalı insanlardır. Ben de tesadüflerin ürünü olduğuma göre, herhangi bir sorumluluğum ve yaptıklarımın hesabını vereceğim bir yer yoktur.” 

O gencin hayatı ve düşüncesi artık buna göre şekillenecek, seccade üstünde gördüğü anne ve babasını istiskal edecek, kendisi ya uyuşturucu müptelası ya da devletine ve milletine düşman anarşist olacaktır.

Dinsiz felsefecilere ve bir ülkeyi mahvetmek isteyenlere, bu evrim fikrinden daha iyi hizmet edebilecek hangi şey gösterilebilir?

İşte bundan dolayıdır ki, bu ateizme dayanan evrim görüşünün gerek ortaöğretimde ve gerekse yükseköğretimde onların istediği şekilde devam etmesi, yaratılış görüşünün bu eğitim kurumlarına girmemesi için dünya çapında kurulmuş çeşitli cemaatler, vakıf ve dernekler gizli veya açık milyarlarca lira harcıyorlar.

İşin iç yüzünü bilmeyenler ise, evrim konusunun ilmî bir tartışma konusu olduğunu zannediyorlar. Mesele tamamen dünya çapında ve ideolojik, ama çok yönlü bir çalışmadır.

Hiçbir ülke bu propaganda tesirinin dışında kalamaz.

İlave bilg için tıklayınız:

İslam dogmatik bir din mi?..
Din nedir; dogma bir disiplin midir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
397 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR