İnsanın yaratılışı nasıl olmuş ve insan neden yaratılmıştır? İnsan toprak ve suyun her ikisinden mi yaratıldı?

Soru Detayı
İnsanların maymunlardan gelmiş olduğu düsüncesinin dinimize aykırı olmadığını söylüyorlar. Allah insanı topraktan ve sudan yaratmış. Bu yaratma milyonlarca senede olmuş ve insan bugünkü şekline gelmiş. Sonra Allah onlardan birine ruhundan üfleyip gerçek insan olmasını sağlayıp, böylece ilk gerçek insan olan Âdem'i tamamlamış diyorlar. Âdem'in yaratıldığı cennet aslında dünya idi diyorlar. Onun gözünde perde olmadığı için dünyada cennet gibi bir hayat yaşıyordu, diyorlar. Buna ne dersiniz?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Yakın istikbâlde bile halli imkânsız bazı meselelere, bilimsellik maskesi altında yakıştırılan "yapmacık çözümler" maalesef teori olmak vasfını bile kaybetmiş olmasına rağmen, günümüzde birer gerçekmiş gibi telkin edildi ve böylece ilim adına bir sürü "dogma"lar icad edildi. Bunlardan en meşhuru da evrim teorisidir. Bu "yüz yamalı bohça'nın çoktan ilim çevrelerinde iflası ilân edilmiştir. Fakat yerine konulmak istenilenler de tatmin edici bir yaratılış modeli olamamıştır. Bunun sebebi de, yaratılış mevzuunda batlıların dayandıkları kaynaklanan aslı kaybolmuş muharref dînî metinler olmasıdır. Bu yazı ise, orijinalitesini muhafaza eden Kur'ân gibi bir kaynağa dayanılarak yazılmıştır. Bu bakımdan hem ilk insanın yaradılışı, hem de anne karnındaki yaratılış safhaları, âyetler ve ilmî gerçekler açısından ele alınırken, şaşırtıcı beraberliklerin tesbiti, araştırıcı ruhlar için düşündürücüdür.

Evet ilâhi mesaj, insanın ve bütün canlıların, su ve topraktan yaratıldığını ifade ederken bakıyoruz ki, gerçekten canlıların esas maddesini teşkil eden nesneler, toprakta ve suda bulunan elementlerden ibarettir. Bilhassa insan organizmasının % 30'unun organik (katı) madde, % 70'nin sudan olduğu ilmen tesbit edilmiştir.

Anne karnındaki teşekkülü, Kur'an-ı Kerim'in ele alışı, ilim adamlarını hayret ve hayranlığa sevk edecek derecede, bu günkü ilmî tesbitlerle aynen uyuşmaktadır. Bilhassa erkeklik ve dişilik faktörünün erkek menisine (sperme) ait olduğunu ifade eden Kıyâme Suresinin âyetleri fevkalâde dikkat çekici bir hüviyet taşımaktadır. Bu çeşit araştırmaların artması, Keith Moore gibi gerçek ilim adamlarına hep şunları söylettirecektir;

"Ayet ve hadislerin, ilmî gelişmeler konusundaki açıklamalarını bilgimin artması ile daha iyi değerlendireceğimi hissediyorum. Din ile ilim arasındaki yıllar boyu bırakılan mesafenin Kur'ân ve hadislerin ışığı altında kapatılacağına inanıyorum."

Çağımızda insanların çoğu "bilimsel" adı altında takdim edilen pek çok şeyin gerçeğin ta kendisi olduğunu kabul etmek temayülünde bulunuyor. Böylece insan çok defa "çağdaş insan" ya da "çağdaş düşünce sahibi" olarak kabul ediliyor ve itibar görüyor. Halbuki "bilimsel" olarak takdim edilen konuların birçoğu nazariyelerden ibarettir; hatta bunların bazısı bilimin çözemediği ve istikbâlde çözemeyeceği meseleler olarak gözüküyor. Böylece çağımızda bilim adına bilimde "reddetmek; aksine kendi icad ettikleri varsayımlara itibar etmek gibi bir tezadın içine düştükleri görülüyor. İşte Darwin nazariyesi bu konulardan biridir. Halbuki insaflı hatta ilmî mantığa uygun olarak en az ilmî hipotezler kadar inanç esasına dayalı naslar da dikkate alındığı takdirde, hem bilimin gelişmesine hem de tefekkür hayatımızda yeni ufukların açılmasına sebep olabiliriz.

İnsanın yaratılışı hakkındaki "bilimsel" hipotez, tabiî seleksiyonla basit bir türden yüksek yapılı organizmaların teşekkül ettiği, neticede maymundan insanın geliştiği görüşüdür. Son günlerde ise Havva annemizin zenci olduğu, şempanzenin insandan türediği hipotezi ortaya atıldı. Halbuki Kur'ân-ı Kerim insanın insan olarak yaratıldığını bütün insanların Adem'den türediğini bildiriyor.

Gerçekten Kur'ân-ı Kerim'de sadece insanın yaradılışı gibi biolojik değil, hukukî, ahlakî, sosyal ve ekonomik konular yanında astronomi, jeoloji, botanik, zooloji ve tıp gibi çeşitli bilim dallarına dair bilgiler görüyoruz. Tıp bilimlerine dair konular oldukça önemli bir yer tutuyor(1). Pek çok kimse bir din kitabında bilimle ilgili bu gibi konuların bulunmasını, bunların incelenmesini, "bilimsel" veri ve hipotezlerle karşılaştırılmasını tuhaf bulabilir. Bu düşünce tarzı bile batılı bilim adamlarından intikal etmiştir. Batılı bilim adamları bilim ve din ilişkisinden bahsederken çok defa sadece hristiyanlık ve yahudiliği göz önüne alır, katiyen İslâm'ı nazar-ı itibare almazlar. Batıdaki bu yanlış değerlendirme bazen bilgisizlik; fakat çok defa orientalistlerin kıskanç ve kasıtlı aleyhtarlıklarından ileri gelmektedir(2). Son yıllarda batılı bilim adamlarının İslâm'ı doğru değerlendirmeye; hatta batılı entelektüeller arasında İslâm'ı seçenlerin dikkati çekecek derecede çoğalmaya başladığını söylemeliyiz.

Kur'ân-ı Kerim'e göre insanın yaradılışını iki bölümde inceleyebiliriz. Hz. Adem'in yaratılışı. Anne rahminde insan yavrusunun yaratılışı. Birinciye Havva annemizin, ikinciye Hz.İsa (a.s.)'nın yaratılışı ilave edilmelidir.

Hz. Âdem'in (a.s.) yaratılışına dair Kur'an ayetleri şu mealdedir (3):

"Hani Rabbin meleklere "Muhakkak ben yeryüzünde bir halife (bir insan, Adem) yaratacağım" demişti." (Bakara, 2/30).

"And olsun biz insanı kuru bir çamurdan suretlenmîş balçıktan yarattık." (Hicr, 15/26).

"O insanı (Ademi) bardak gibi (çınlayan) kupkuru bir balçıktan yarattı." (Rahman, 55/14)

"Yaratılışta kendileri mi daha kuvvetli yoksa bizim yarattıklarımız mı? Hakikat biz onları cıvık bir çamurdan yarattık." (Saffat, 37/11)

"Ki o, yarattığı her şeyi güzel yapan, insanı (Âdemi) yaratmaya da çamurdan başlayandır." (Secde, 32/7)

"And olsun biz insanı (Âdemi) çamurdan (süzülmüş) bir hulâsadan yarattık." (Mü'minun, 23/12)

"O, sîzi çamurdan yaratan sonra ölüm zamanını takdir edendir." (En'am,  6/2).

"Sizi (aslınızı) ondan (topraktan) yarattık." (Taha, 20/55)

"Sizi bir topraktan yaratmış olması O'nun ayetlerindendir. Sonra siz (her tarafa yayılır) bir beşer_oldunuz." (Rum, 30/20)

"... İblis dedi: Ben bir çamur olarak yarattığın kişiye secde eder miyim?" (İsra, 17/61; Araf, 7/12; Sâd,38/76)

Bu âyetler özetlenecek olursa,

"Âdem çamurdan yaratılmıştır." (İsra, 17/61; A'raf, 7/12; Sad, 38/76; Secde, 32/7),

'Âdem cıvık çamurdan yaratılmıştır." (Saffat, 37/11)

"Âdem çamurdan süzülmüş bir hulâsadan yaratılmıştır." (Mü’minun, 23/12)

"Âdem kuru çamurdan suretlenmiş balçıktan yaratılmıştır." (Hicr, 15/27; Rahman, 55/4). (3).

Adem (yerden çıkmış varlık) edim (yeryüzü, toprak) anlamında İbranice bir kelimeden gelmektedir, Âdem'in çamurdan, yani toprağın su İle karışımından yaratıldığı, daha açık bîr ifade ile kuru çamurdan şekillenmiş bir balçıktan yaratılıp ilâhi ruhtan üflendikten sonra canlandığı beyan ediliyor:

"Ki o yarattığı her şeyi güzel yapan, insanı (Âdem'i) yaratmaya çamurdan başlayandır." (Secde, 32/7)

"Sonra onu (Âdem'i) düzeltip tamamladı, içine ruhundan üfürdü, sizin İçin kulaklar, gözler, gönüller yarattı." (Secde, 32/9) (3).

Gerçekten sadece insanın değil tüm canlıların yapısını teşkil eden esas maddenin topraktaki elementler ve sudan ibaret olduğu özellikle insan organizmasının % 30'nun inorganik ve organik (katı) madde, % 70'nin sudan ibaret olduğu bilinmektedir. Bu terkip göz önüne alınırsa, insan organizması suyu galip bir yapı gösteriyor. Hayatı su veriyor. Keza bitkiler, hayvanlar ve her şey topraktan geliyor, tekrar ona dönüyor ve toprak oluyor.

Elmalılı Hamdi tefsirinde Hz. Âdem'in çamurdan çıkarılan bir hulâsadan, yani önce çamurdan istifa (temiz olanı seçme) ile ayrılan bir hulâsadan yaratıldığını ifade ediyor (4); adeta insanın anne rahminde bir nutfeden yaratılması gibi, önce çamurdan ayrılan nutfe mahiyetini almış hulâsadan halk edilmiş; sonra ruh verilmiş ve böylece Adem yaratılmış oluyor. Fahreddin Razi(5)de Tefsir-i Kebir'inde Hz. Âdem'in topraktan seçilmiş bir hulâsadan yaratılmış olduğunu vurguluyor.

Hz. Âdem'in yaratılışı bugün bilim adamının laboratuarda tekrarlayacağı bir deney gibi gözükmüyor. Bu, muhteşem bir araştırma olarak* karşımızda duruyor. Burada en önemli nokta Adem'in vücudunu teşkil eden topraktaki inorganik elementlerin nasıl organik bir hayat biçimine dönüştüğüdür(6). Bugün bilim bunun cevabını vermiş değildir. Bu muhteşem olayı kör bir tesadüfe bağlıyarak yaradılışı bu şekilde izah etmek kesinlikle mümkün değildir^ Bu konuda Kur'ân-ı Kerîm Âdem'in ve ondan insan neslinin türemesini öldükten sonra dirilme yada yeryüzünde kuruyan tabiatın tekrar nasıl canlandığına yemyeşil olduğuna dikkatimizi çekerek, topraktan bir canlı yaratmanın bir ölüyü tekrar diriltmekten daha yüksek bir kudret gerektirdiğini bildiriyor:

"Ey insanlar; eğer siz öldükten sonra dirilmek hususunda herhangi bir şüphe içinde iseniz şu muhakkaktır ki biz sizin aslınızı topraktan, sonra onun zürriyetini insan suyundan, sonra pıhtılaşmış bîr kandan, daha sonra da hilkati belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık ve bunları size kudretimizi apaçık gösterelim diye yaptık. Siz dileyeceğimîz muayyen bir vakte kadar rahimlerde duruyorsunuz. Sonra sizi çocuk olarak daha sonra da kuvvetinize, yiğitlik çağına ermeniz için büyütüyoruz. Kiminiz öldürülüyor, kiminiz de evvelki bilgisinden sonra artık hiçbir şey bilmemek üzere ömrün en fena devresine doğru gerisin geri itiliyor. Sen yeryüzünü kupkuru ve ölü görürsün. Fakat biz onun üstüne yağmuru indirdiğimiz zaman o harekete gelir, kabarır, her güzel çiftten nice nebat bitirir." (Hac, 22/5) (3).

"De ki yeryüzünde gezip dolaşın da (Allah'ın) hilkate nasıl başladığını görün. Allah yeni bir ahiret hayatını da tekrar yaratacaktır. Çünkü Allah her şeye hakkıyle kadirdir." (Ankebut, 29/20).

Nihayet Kur'ân-ı Kerim göklerle yeryüzünün, dağların, diğer canlıların yaratılışı hakkında bilgiler veriyor:

"İnkâr edenler görmediler mi ki göklerle yer bitişik halde iken bizim onları birbirinden ayırdığımızı, her canlı şeyi de sudan yarattığımızı o küfür (ve inkâr) edenler görmediler mi? Hâla inanmayacaklar mı onlar?"

"Yer (yüzün) de onları (insanları) çalkalar diye sabit sabit dağlar yarattık. Aralarında da bol bol yollar yaptık. Biz gökyüzünü de korunmuş bir tavan (gibi) yaptık onlar (münkirler) ise bunun ayetlerinden (Allah'ın varlığına birliğine işaret) yüz çeviricidirler."

O geceyi-gündüzü, güneşi, ayı yaratandır ve bütün bunlar kendi yörüngesi içinde yüzmekte (devretmekte) dîr." (Enbiya, 21/30-33) (3).

"Allah her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi kanat üstünde,kimi ayağı üstünde yürüyor, kimi de dört (ayağı) üstünde yürüyor." (Nur 45) (3).

Tekrar insanın yaradılışına dönelim. Âdem'den sonra Havva'nın yaradılışı hakkında Kur'ân-ı Kerîm;

"Ey insanlar sizi bir tek candan (Âdem'den) yaratan, ondan da yine onun zevcesini (Havva'yı) vücuda getiren ve ikisinden de birçok erkekler ve kadınlar türeten Rabbiniz (e karşı gelmek) den sakının." (Nisa, 4/1) (3).

"O, sizi bir candan (Adem’den) yaratan, bundan da (gönlü) kendisine ısınsın diye eşini yaratan o'dur (Allah'tır) vaktâ ki o (eşini) örtüp bürüdü (cinsi münasebet) o'da hafif bir yük yüklendi de (gebe oldu) bununla gidip geldi nihayet (gebeliği) ağırlaşınca ikisi de Rablerine şöyle dua ettiler. "Eğer bize düzgün (hilkati tam) bir çocuk verirsen andolsun ki her halde şükredenlerden olacağız." (Araf, 7/189)

"Size nefislerinizden kendilerine ısınmanız için zevceler yaratmış olması, aranızda bir sevgi ve esirgeme yapması onun ayetlerindendir."(Rum, 30/21).

"Sizi bir kişiden yarattı. O, sonra ondan da eşini meydana getirdi. Sizin için davarlardan sekiz çift indirdi. Sizi analarınızın karnı içinde bir yaradılıştan öbür yaradılışlara (kalb ile) halk edip duruyor..." (Zümer, 39/6).

"... Size hem kendi (cins) inizden eşler hem davarlardan eşler yaptı. Sizi bu suretle (zürriyetlendirip) üretiyor..." (Şûra, 42/11)

Havva, Âdem'den nasıl vücuda gelmiştir? Bu konuda Kur'ân-ı Kerim'de geniş tafsilat yoktur. Havva Arapça bir kelime olan 'Hayy (canlı)'dan gelmektedir.Canlıdan (Adem'den) yaratıldığı için bu isim verilmiştir. İslâm kaynaklarında Havva'nın yaratılışı hakkında iki görüş vardır (7):

Ekseri ulemanın görüşüne göre Cenab-ı Hak Adem'e bir uyku hali verdi, sonra O'nun sol kaburga kemiklerinin birinden Havva'yı yarattı. Adem uyanınca onu gördü O'na meyletti ve onunla ülfet peyda ederek ısındı. Çünkü o kendinden, bir parçasından yaratılmıştı (7). Bazıları Havva'nın Âdem'in kaburga kemiğinden yaratılmasının İsrailiyyat (ben-i İsrail kitaplarındaki masallar) olduğunu bildirmişlerdir. Bazı hadis-i şeriflerde kadınlar kaburga kemiğine benzetilmiş ya da "kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır onu doğrultmaya çalışırsan kırarsın; olduğu gibi kabul edersen istifade edersin" şeklinde bir ifade mevcuttur (9,10).

Araştırıcılar bu hadislerden Havva'nın yaradılışına ait herhangi bir tafsilat çıkarmanın mümkün olmadığını söylerler ve çeşitli mecazi yorumlara müsait olan bu hadislerin esas hedefinin kadınlara karşı yumuşak davranma olduğunu kabul ederler.

Diğer görüş Ebu Müslim Isfahanî'ye aittir. İsfahanı, Havva'nın yaratılmasından bahseden ayetten maksat onun Âdem'in cinsinden olmasıdır. Allah "size kendinizden eşler yaratmıştır", "kendinizden peygamberler göndermiştir" buyruğunda olduğu gibi kaburgadan değil, Âdem gibi Havva da topraktan yaratılmıştır diyor(7).

Kaldı ki birinci görüş daha kuvvetlidir. Zira "sizi bir tek nefisten yarattı" ayeti bu görüşü takviye ediyor; eğer Havva da topraktan yaratılmış olsaydı bu halde sizi iki nefisten yarattık buyurulması gerekirdi. Bazıları da ayetteki "min"den bir gayenin başlangıcı anlamındadır, Yaratılış , Âdem ile başlamış ve Âdem topraktan yaratıldığına göre Havva'da topraktan yaratılmış olabilir denilmektedir(7).

İnsanın yaradılışı hakkındaki ayetlerin izahı bu şekildedir. Kur'ân-ı Kerim'e göre insanın insan olarak yaratıldığı anlaşılıyor. Ama son günlerde Darvin'in aksine yukarıda bahsedildiği gibi Fransız L’express gazetesinde Allan Wilson bilimsel araştırmalara dayanarak yepyeni bir hipotez ortaya attı. Ona göre Havva'nın zenci olduğu, maymunun insandan türediğini iddia etti. Bazı Türk gazeteleri ise Kur'ân-ı Kerim'de ki

"Biz onlara (Yahudilere) hor ve hakir maymunlar ve domuzlar olun dedik." (Bakara, 2/65; Maide, 5/60; A'raf, 7/166)

mealindeki ayetler İle insandan maymunun türemesi arasında bir irtibat kurmak eyilimi gösterdiler. Halbuki bu ayetler sapıtmış Yahudi kavmine ilâhi bir ceza ile helak olma anlamında tefsir edilmiştir. Ayrıca Kur'ân-ı Kerim'de münkirler hakkında "hayvandan aşağı" (Araf 179) müminler hakkında ise "yaratılmışların bir çoğundan üstün kılınmış" (İsrâ, 17/70) gibi ifadeler dikkati çekmektedir.

İnsanın ana rahminde halk oluşu Kur'ân-ı Kerim'de şu şekilde İfade edilmektedir:

"İnsanın üzerine uzun devirden öyle bir zaman gelip geçti ki o anılmaya değer bir şey bile değildi. Hakikat biz insanı birbiriyle karışık (erkek ve kadın suları ile) bir damla sudan yarattık." (Dehr, 76/1, 2).

"Sonra onu (insan) sarp ve metin bir karargâhda (rahimde) bir nutfe yaptık. Sonra o nutfeyi bir kan pıhtısı haline getirdik, derken o kan pıhtısını bir çiğnem et yaptık, o bir çiğnem eti de kemik (ler)'e kalb ettik de o kemiklere de et giydirdik. Bilahare onu başka yaratılışa inşa ettik. Suret yapanların en güzeli olan Allah'ın şanı ne yücedir." (Mü’minun, 23/13, 14).

"Ki O sizi bir topraktan, sonra bir meniden sonra bir kan pıhtısından yaratıp sonra bebek olarak çıkaran sonra sizi güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz için, sonra da ihtiyarlar olmanız için yaratandır." (Mümin, 40/6, 7).

"Ey insanlar biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık, sizi birbirinizle tanışasınız diye büyük cemiyetlere ve kabilelere ayırdık." (Hucurat, 49/13)

"Hakikaten meniden (rahme) döküldüğü zaman erkek ve dişi iki çifti o yarattı."(Necm, 53/45-46)

"Döl yataklarında size nasıl dilerse öyle kılık veren odur,.." (Âli İmran, 3/6)
"İnsanı bir damla sudan yarattı." (Nahl, 16/4).
"O sizi yer (yüzün) de yaratıp türetendir." (Mü'minun,23/79)
"And olsun sizi (evvela) yarattık sonra size suret verdik." (Araf, 7/11)
"O sudan bir beşer yaratıp da onu soy sop yapandır." (Furkan, 25/54)
"İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmedi mi." (Yasin, 36/77)
"Halbuki o sizi hakikat türlü türlü tavırlar (haller) le yaratmıştır." (Nuh,71/14)

"Biz sizi hakir bir sudan yaratmadık mı? Onu sağlam bir yerde tutup da, malûm bir vakte kadar." (Mürselat, 77/20-22)

"O (döl yatağına) dökülen meniden bir damla su değil miydi? Sonra o (meni) bir kan pıhtısı olmuş derken insan biçimine koyup yaratmış düzenlemiştir. Hülâsa ondan erkek, dişi iki sınıf çıkarmıştır." (Kıyame, 75/37-39)

"O sizi bîr tek candan yaratandır." (Enam, 6/98)

"Onu (yaratan) hangi şeyden yarattı? Bir damla sudan yarattı da onu biçimine koydu. Sonra onun yolunu kolaylaştırdı." (Abese, 80/18-20)

"Biz hakikat insanı en güzel bir biçimde yarattık." (Tin, 95/4)

"Yaratan Rabbinin adı ile oku. O insanı bir kan pıhtısından yarattı." (Alak, 96/1, 2) (3).

Kur'ân-ı Kerim'de anne rahminde ceninin teşekkülünü ifade eden bu ayetler, adeta embriyolojik gelişimin bir tasviri gibidir. Bu konuda Kanada Toronto Üniversitesi Anatomi Profesörü Keith Moore (11)'un en son teknik metotlarla tesbit ettiği anne rahminde ceninin teşekkülü ve gelişme safhaları ile Kur'an ayetleri ve hadis-i şeriflerle mukayeseli araştırması yukarıda zikrettiğimiz Kur'an ayetleri ile İslâm Peygamberi (asm)'nin hadislerinin bilimsel bir ispatı mahiyetindedir.

Hz.İsa'nın anne rahminde yaratılması daha değişiktir. Bu konuda Kur'ân-ı Kerim:

"Muhakkak ki İsa'nın hali de (yani babasız dünyaya gelişi de) Allah indinde Adem'in hali gibidir. (Allah) onu (Adem'i) topraktan yarattı. Sonra ona "ol" dedi. O da (can gelip) oluverdi." (Ali İmran, 3/59).

"Irzını (bir kal'a gibi) koruyan o kızı da (yâd et) ki biz ona ruhumuzdan üflemiş kendisini de oğlunu da âlemlere rahmet kılmıştık." (Enbiya, 21/71)

"Ey Meryem, Allah kendinden bir kelimeyi sana müjdeliyor. Adı İsa (lakabı) Mesih sıfatı Meryem oğludur." (Ali İmran, 3/45).

"O, benim nasıl bir oğlum olacakmış dedi (evlenip de) bana bir beşer dokunmamıştır, ben bir iffetsiz de değilim." (Meryem, 19/20).

"Meryem dedi ki "Ey Rabbîm bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olabilir." Allah (dedi) Öyle fakat Allah ne dilerse yaratır. Bir işe hükmedince ancak "ol" der. O da oluverir." (Ali İmran, 3/ 47) (3).

Hz. İsa'nın yaradılışı hakkındaki bu ayetler, tabiatta bazı örneklerini gördüğümüz sadece döllenmemiş dişi yumurta hücresinden bir canlının meydana geliş biçimini düşündürmektedir.

Böylece hiçbir zaman bilimin laboratuvarına sığmayacak kadar muazzam ve tekrarı mümkün olmayan Kur'ân-ı Kerim'e göre insanın yaradılışı olayını ana hatları ile bildirmiş bulunuyoruz. Gerçekten daha evvel cereyan etmiş Âdem'in yaradılışı bilim adamı için meçhuldür. Ama gene Kur'ân-ı Kerim'de ayrıntıları ile bildirildiği şekilde her gün tekerrür etmekte olan anne rahmindeki yaradılış olayını hepimiz her gün hayranlık hatta şaşkınlıkla izliyoruz. Evet eskilerin "Sünnetullah" adını verdikleri ilâhi kanunlar hükmünü icra ediyor. Fakat insan yeryüzünde Allah'ın halifesi (vekili), Allah'ın sıfatlarından hepsini zerreler halinde taşıyan bir nüsha-ı kûbrâ, yaratılmışların en şereflisi (eşref-i mahlûkat) ve tüm yaratılmışların kendisi için yaratılmış olduğunu unutmuş görünüyor. İnsanoğlu bunu bilebilse. Kur'ân-ı Kerim bilmemekte ısrar edenleri "çok zulûmkâr ve câhil" olarak vasıflandırıyor (Ahzab, 33/72). Ama bilimin laboratuvarına sığmayanı kalblerine sığdıranlar, bazılarının varsayım olarak bile kabul etmediklerini bilimsel muta (veri) den daha değerli kabul ederler. Çünkü onlar gene Kur'ân-ı Kerim'in "siz düşünmez misiniz" "siz akıl etmez misiniz" gibi ilme ve araştırmaya teşvik edici emirleri yanında; "(zaten) size az bir ilimden başkası verilmemiştir" İfadesi ile de bilgilerinin sınırlı olduğunu bilirler ve yüce Allah'a iman ederler.

Sözümü Keith Moore'un şu ifadesi ile noktalamak istiyorum:

"Ayet ve hadislerin ilmi gelişmeler konusundaki açıklamalarını bilgimin artması ile daha iyi değerlendireceğimi hissediyorum. Din ile ilim arasında yıllar boyu bırakılan mesafenin Kur'an ve hadislerin ışığı altında kapatılacağına inanıyorum."

KAYNAKLAR:

1. Ataseven, A.- Din ve Tıp Açısından Domuz Eti. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Sh. 25 Emel Matbaası. Ankara 1985.
2. Yıldınm. S.: Kitab-ı Muhaddes, Kur'an ve Bilim (La Bible, 1« Coıan et la Science) Mau-rice Bucaillel TÖV yayınları No: 3 Silin matbaası izmir 1985.
3. Çantay, H.B.: Kur'ân-ı Hakim ve Meâl-i Kerim. Elit Ofset tesisleri, 1976, İstanbul.
4. Yazar, A.H.: Hak dini Kur'an dili. Cilt 4 Ebu Ziya Matbaası Sh. 3056,3434, istanbul, 1936.
5. Fahreddin Razi: Et-Tefsttü'l Kebir. Cilt 23, Mısır baskısı Sh 84.1357(1938).
6. Kutup, S.: Fîzılâl-il-Kur'ân tercümesi cilt 9 Hikmet yayınevi istanbul, Sri.118.
7. Fahreddin Razi: Et-Tefsirin Kebir.Cilt 9, Mısır baskısı Sh, 160, 1357 (1938).
8. Aydemir, A.: Tefsirde israiliyat Diyanet işleri Başkanlığı yayınlan, Ayyıldız matbaası A.Ş.Ankara Sh.247. 1978.
9. lbn-i Hacer el-Askalani: Fethü'l bari cilt 11, Mısır baskısı Sh.161, 1378 (1959).
10. Miras, K.: Sahih-i Buharı tecrid-i saıih tercümesi. Cilt 6.Sh.l45. Tarih Kurumu Basımevi, 1971.
11. Moore, K.L.: D eveloping Human with İslamic edition third ed. WB.Saundeıs CoPhl-ladelphie London Toronto 1982.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.