Peygamberimiz cünüp olduğu halde neden sabah namazını bekledi?

Tarih: 04.10.2022 - 20:02 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ayrıca diğer sorularımı da cevaplar mısınız?
- Peygamberimiz (sav) in bir günü kitabını okuyorum. Kitapta bir ibare geçiyor: Eğer gusül alması gerekirse gusül alır diye.
- Sorularım:
1) Bazen abdest almadan namaza dururmuş abdest alması için uyaranlar olunca gözlerim uyur ama kalbim uyumaz dermiş.
2) Eğer kalbi uyanıksa gece ihtilam oldu vs. ise sabah namazına kadar bekletmek günah değil mi gece alması lazım değil mi idi Haşa.
3) Bir de mesela cemaati neden bekletmiş, cemaate gitmiş namaza, cünüp olduğu aklına gelince yerlerimizde kalınız demiş ya da Bilal (ra) cemaat hazır olunca peygamberimizi çağırıyormuş neden cemaati bekletmiş?
4) Bir de peygamberimiz sabah namazının sünnetini hızlı killiyormuş hatta birisi Fatiha okudu mu diye düşünmüş (bir sürü rivayet yazıyor kitapta ben bir tanesini yazayım: Buhari 618, 619, 1171; Müslüm 723-725, 736)
- Orada tadili erkan niye yok?
- Muminun 1-5’de namazlarında derin bir saygı halı yaşarlar diyor ya onunla nasıl değerlendirilir?
5) Huzeyfe -radıyallâhu anh- şöyle anlatıyor: Bir gece Nebi -sallallâhu aleyhi ve sellem- ile beraber namaza durdum. Bakara suresini okumaya başladı. Ben içimden: "Yüzüncü ayete varınca rükuya varır." dedim. Yüzüncü ayete geldikten sonra da okumasını sürdürdü. Ben: "Herhalde bu sure ile iki rekat kılacak." diye zihnimden geçirdim. Okumasına devam etti. Sureyi bitirince rükuya varır, diye düşündüm. Sonra Nisa suresini okumaya başladı. Bitirince  Al-i İmrân suresini okumaya başladı.
- Önce Bakara sonra Nisa sonra Al-i İmran okumuş, ama Haşa bu mekruh değil mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hz. Peygamber (asm) Efendimizin cünüp olarak sabahlaması, ümmeti için bir irşattır ki, müminler cünüp oldukları halde yemek yiyebileceklerine, uyuyabileceklerine bir derstir. Nitekim Hz. Aişe validemizin rivayet ettiğine göre, Peygamber Efendimiz (asm), cünüp iken -yalnız normal abdest alıp- uyuduğu ve yemek yediği söz konusudur. (bk. Müslim, 305)

- Yine konuyla ilgili soru soran sahabilere de “abdest aldıktan sonra uyuyabileceklerini” bildirmiştir. (bk. Müslim, h.no: 306)

- Ayrıca ramazan ayında da Hz. Peygamber (asm) cünüb olarak sabahlamış ki, bunun orucu bozmadığına dair ümmeti için bir ruhsata dair bir ders olsun. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bari, 4/144)

Âlimlerin büyük çoğunluğuna göre, cünüp olarak uyumak veya yemek, içmek için abdest almak vacip değil, sünnettir. Dolayısıyla terki mekruhtur.

Soruda geçen konulara gelince:

Cevap 1:

Bu bilgi için bk. Buhari, h.no: 1147, Müslim, h.no: 738.

- Buhari, Müslim gibi sahih hadislerde verilen bu bilgiden şüphe etmek iman şuuru ile bağdaşmaz.

- Peygamberlerin rüyalarının da vahiy olduğuna dair genel kanaat bu kurala bağlıdır. Nitekim Hz. İbrahim’in oğluna hitaben “Ben rüyada seni boğazlıyor olduğumu gördüm.” (bk. Saffat, 37/102) mealindeki ayetin ifadesi bu gerçeğe işaret etmektedir. (bk. Buhari, h.no: 138)

- Gözlerin uyuması, kalbin de uyumasına işarettir. Kalbin uyuması ise, gazın kaçırılmasına sebeptir. Şayet kalp uyumadıysa bu kaçırma işi iradenin dışında tahakkuk etmez. Nitekim bir hadis-i şerifin rivayetine göre, Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: “Gözler, makatın ipleridir. Gözler uyuyunca, ipler çözülür ve kişinin haberi olmadan gaz çıkar.” (bk. İbn Hanbel, h.no: 16879)

Demek ki, kalbi uyumayan peygamberlerin ilgili ipleri de çözülmez.

Cevap 2:

Bu sorunun cevabı daha önce verilmiştir. Cünüp olarak sabahlamak günah değildir.

Cevap 3:

Bu konudaki bilgilerin bir kısmı zayıf olmakla beraber, genel rivayetlerin toplamı itibariyle sahih kabul edilir. (bk. Buhari, h.no: 639; Müslim, h.no: 605; Ebu Davud, h.no: 233; İbn Hanbel, 5/41)

- Efendimizin (asm) bu durumu da fıkhi hükümlere medar olmaya yöneliktir. Namazda bazen sehiv yaptığı gibi, bu konuda da bir beşer olarak cünüp olduğunu unutması son derece normaldir. Çünkü Kuran’da Hz. Peygamberin (asm) bir üsve-i hasene, bir rol model bir nümune-i imtisal olduğu dersi verilmiştir. Bu sebeple, bu gibi haller onun bu örnekliğini uygulama sahasına oturtmaya yöneliktir.

Buna göre, Allah, kullarından biri unuttuğu zaman nasıl hareket etmesi gerektiğini öğretmek için, Elçisinin başına bu tür şeyleri getirir. Nitekim bir unutma üzerine Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Ben unutur veya unutturulurum, ta ki benim vasıtamla sünnet konsun.” (Muvatta, Sehiv, 2)

Demek k, Efendimizin (asm) unutması veya unutturulması, bu tür konularda ne yapılması gerektiğini bize öğretmek içindir.

Cevap 4:

İlgili hadisler için bk. Buhari, h.no: 618, 619; Müslim, h.no: 723, 724.

- Hadis rivayetlerinin hiçbirinde, Peygamberimizin (asm) tadil-i erkanı yapmadığına dair bir bilgiye rastlamadık. Bu bilgi mesnetsiz, dayanıksızdır.

- Hadislerde “İki rekâtı hafif olarak kılardı.” şeklinde yazılıdır. Bunun manası: “Farzlarda olduğu gibi uzun uzun sureler okumazdı.” demektir.

- Maliki ve Şafii mezhebi ile âlimlerin büyük çoğunluğuna göre, sabah namazının sünnetlerini hafif kılmak sünnettir. Sahih hadislerin rivayetine göre, Peygamberimiz (asm) bu iki rekât sünnette Fatiha suresini okuduktan sonra birincisinde Kafirun ikincisinde İhlas suresini okurdu. (Nevevi, 6/3)

- Sabah günün ilk harcıdır. Onu tevhid ile güçlendirmek esastır. Kafirun suresinde her türlü şirk bertaraf edildiği gibi, İhlas suresi ile de tevhidin bütün mertebeleri ilan edilir. Zahirde kısa, manen çok uzun olan bu iki surenin okunması günün ilk saatlerini tevhid-i rububiyet ve tevhid-i uluhiyet başta olmak üzere, tevhidin bütün nevileriyle seslendirip süslendirmek nebevi ferasetin bir ilham tablosunu gösterir.

Cevap 5:

İlgili hadis için bk. Müslim, h.no: 772.

a) Âlimlerin bildirdiğine göre, Hz. Peygamberin (asm) bu tarzda namaz kıldığı zaman, daha Kuran’ın tamamı bir araya getirilip de mevcut tertibe göre düzenlenmemişti. Nitekim İbn Mesud’un Mushafında da Nisa suresi Al-i İmran suresinden öncedir. (bk. Nevevi, Şerhu Müslim, 6/62)

b) Bununla beraber, gerek Hz. Peygamberin (asm) kendisi, gerek onun vefatından sonra ümmeti namazda, derslerde Kuran’ın şimdiki mevcut tertibine riayet etmemeyi haram saymamışlardır. Âlimlerin önemli bir kısmına göre, bir kısım selef âlimlerinin mekruh gördükleri “kıraat-i menkuse” (tersinden okumak) denilen okuma tarzından maksat, -bir sonraki sureyi birinci rekâtta, bir önceki sureyi ise ikinci rekâtta okumak değil bilakis- aynı sureyi sonundan başlayıp başına doğru okumak manasınadır. (bk. Nevevi, a.g.y)

c) Ancak fıkıh kitaplarında namazlarda Mushafın şimdiki tertibine uymanın sünnet / mendup olduğu, “bir sonraki sureyi birinci rekâtta, bir önceki sureyi ise ikinci rekâtta okumanın” fakihlerin ittifakıyla mekruh olduğu bildirilmiştir. (V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslami, 2/886; el-Mevsuatu’l-fıkhıyetu’l-kuveytiye, 25/287)

Hulasa, hiçbir İslam âlimine göre, kıraat-i menkuse haram değildir. Yukarıda bu konu açıklanmıştır. Hz. Peygamberin (asm) okuması [ a) ] şıkkına en uygundur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun