Allah iki ayağını koydu, elinden tuttu, rabbiniz tecelli etti ne demek?

Soru Detayı

Hadislerin Tenkidi
(Hadisleri Tenkit eden ben değilim bir yerde gördüm sormak istedim işin aslını astarını)
Haberi sıfatların olduğu hadisleri nasıl anlamak gerekir?
a) Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “ Resûlullah a.s.v. buyurdular ki : “ Cehennem içerisine âsiler atıldıkça: “Daha var mı?” demekten geri durmaz. Bu hal, Rabbu’l-İzze’nin cehennemin içine ayağını koyup, iki yakasını dürüp birleştirmesine kadar devam eder. İşte o zaman Cehennem: “Yeter, yeter. İzzet ve keremine yemin olsun yeter” der. Cennette fazlalık devam eder. Allah, ona mahsus yeni bir halk yaratır ve bunları cennetin fazla kısmına yerleştirir. (Kütüb-i Sitte, Prof. Dr. İbrahim Canan, Akçağ Yayınları 1992 - Ankara. Cilt 14 s.445 Hadis sırası 5226, Alıntıları: Buhari, Tefsir, Kâf 1. Eymân 12. Tevhit 7, Müslim, Cennet 37, (2848), Tirmizi, Tefsir, Kaf, (3268))
b) İbnu’l -Museyyib, Ata İbnu Zeyd el- Leysi, Ebu Hureyre r.a. den naklen anlatıyor: Resûlullah’a atfen mahşerde içlerinde münafıkların da olduğu halde (yalnız) bu ümmet kalacak, derken Allah Tebareke ve Teala onlara evvelce tanıdıklarından başka bir surette tecelli edecek ve: - Ben sizin Rabbinizim, diyecek. Onlar (Allah’ı tanımadıkları için) “Biz senden Allah’a sığınırız! Rabbimiz geldiği zaman biz onu tanırız” diyecekler. Bunun üzerine Allah Teala hazretleri (karşılarında) onların tanıdıkları suretiyle tecelli edecek ve : “Ben sizin Rabbinizim” buyuracak. Onlarda: “Evet, bizim Rabbımız sensin” diyerek ona tabii olacaklar...... (Buhari, Rikak 52, Ezan 129, Tevhit 24, Müslim, İman 299)
c) Hz. Muhammed’in ümmetinden ilk cennete giren Hz. Ebu Bekir’dir. (Ebu Davud, Sünnet, 9 h. no:4652) ve Hakkın Musafaha ettiği ilk kimse Ömer’dir. İlk selam verdiği kimse de odur. İlk elinden tutup cennete koyacağı kimse de odur (İbrahim Canan K. S Akçağ Yayınları 16/504)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu hadislerin izahını yapabilir misiniz bunları nasıl anlamlıyız özellikle de son iki hadisi?

a) Bu hadiste zikredilen “Rabbu’l-İzze’nin cehennemin içine ayağını koyup..” manasındaki ifadenin hakikat olmadığında alimlerin ittifakı vardır.

Bunun içindir ki, İbn Cevzi ve İbn Fürek gibi büyük alimler, söz konusu ifadenin geçtiği rivayetin sahih olmadığını belirtmişlerdir.

Ancak İbn Hacer, bunun sahiheynde olduğunu belirterek bu görüşü reddetmiştir. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bari, 8/596)

Bununla beraber, alimler bu ifadenin hakikat değil mecaz olduğu konusunda ittifak etmekle beraber, farklı yorumlamışlardır. Önemli gördüğümüz bir kaçı şöyledir:

1) Araplarda (ki Anadolu’da da öyledir) “bir şeyi ayakaltına almak”, onu zelil kılmak, boyun eğdirmek, alçak bir konuma koymak manasına gelir. Cehennem aşırı tuğyana, fokur fokur kaynamaya başladığı zaman, Allah onun azgınlığını durdurur, ona boyun eğdirir.

2) Arapların mecaz olarak bazı organları  darb-ı meselde kullandıkları bilinmektedir. Mesela, “Rağime enfu recülin” (Adamın burnu yere sürtünsün) şeklindeki beddua, gerçekten burnunun maddi olarak yerlere sürtünmesi değil, o kişinin manevi şahsiyeti itibariyle rezil ve zelil olmasına yöneliktir.

3) Buradaki “ayak”tan maksat, bir  “mevdı’” /bir yer, bir mekândır. Araplar “ricl-kadem=ayak” kelimesini bir mekân, bir yer, bir konum anlamında da kullanırlar. “enne lehum kademe sıdkın” ayetinde de bu mana söz konusudur.

Ayetin meali şöyledir: “İçlerinden bir adama 'İnsanları uyar; iman edenleri de Rableri katındaki doğruluk makamı ile müjdele, diye vahyedişimiz tuhaflarına mı gitti de o kâfirler, bu düpedüz bir büyücü, dediler?” (Yunus, 10/2)

İşte bu hadiste, ifade edilen mana da böyledir. Verilen bilgiye göre, Allah  isyankâr olanlarla beraber isyanın edildiği mekânları da cehenneme atar. Hadiste ifade edilen “ayak”tan maksat, bu mekânlardır. İsyanların yapıldığı, günahların işlendiği yerler oraya atılmadan cehennemde boşluklar var, onların da oraya konulmasıyla cehennem dolar. (İbn Hacer, a.g.y)

- Bu gibi sıfat hadisleri hakkında eskiden beri alimlerin takip ettiği iki çizgi vardır:

Selef ve bir kısım Kelamcılara göre, Allah’ın cismaniyetini ima eden hiç bir ifade tarzı o zahiri manasıyla kabul edilemez. Onun için bunun hakiki manasını Allah’ın ilmine havale etmek esastır.

Kelamcıların cumhuru ve halef alimlerinin büyük çoğunluğuna göre ise, bu hadisler, Allah’ın şanına yakışan bir şekilde tevil edilmesi gerekir.

Demek ki, hadisin bu zahiri manası ittifakla kabul edilemez. Asıl manasını, Allah’a havale edenlerin yanında, uygun bir teville mana veren alimler de pek çoktur. (bk. İbn Hacer, a.g.y;  Nevevi, 17/182;  Tuhfetu’l-avezi, 7/233)

b) Hadiste “Allah onlara gelir” manasındaki ifadeden maksat, onlara görünür, demektir. (İbn Hacer, 11/450-51)

 Soruda bunun  “tecelli eder” şeklinde ifade edilmesi de bu anlama gelir ve güzeldir.

-  “Allah Teala hazretleri onların tanıdıkları suretiyle tecelli edecek” manasına gelen hadisin ifadesinde yer alan “Suret” ten maksat, Allah’ın sıfatlarıdır. Yani burada Allah’a gerçek manada bir suret tasvir edilmemiştir. (İbn Hcaer, a.g.y)

Bu konuda da alimlerin pek çok yorumları vardır. O korkunç günde  samimi olan müminlerle samimi olmayanların ayırt edilmesi için önce farklı bir tecelli söz konusu olabilir. Bu konuda hakkıyla bilgi sahibi olmayanlar bilmedikleri bu tecelli karşısında şaşırmışlar. (İbn Hacer, a.g.y)

- Buna göre, Allah’ın isim ve sıfatlarını, ehl-i sünnet akidesine göre hakkıyla tanıyan müminler, ilk önce onun tecelliyatını, imtihan gereği olarak daha önce bilmedikleri bir tecelli ile görünce inanmadılar. Daha sonra bildikleri şekilde sıfatlarının tecellilerini görünce “işte rabbimiz!” dediler.

- Bu hadisin özeti şöyledir:

Bu ümmetin içerisinde münafıkları da olduğu halde, Allah bu ümmete tanımadıkları bir şekilde tecelli eder… İkinci defa tanıdıkları bir surette tecelli eder.. (Ayni, Umdetu’l-Kari, 23/131)

Burada denilebilir ki, “Ben kulumun zannı yanındayım” hadis-i kutside ifade edildiği üzere, Allah’ın farklı şekilde tecelli etmesi, onların zanlarını test etmeye yöneliktir. Samimi müminler, Rahman ve Rahim olarak bildikleri Rablerinin  o korkunç mahşer sahnesinde celal sıfatlarının tecellisiyle onlara görünmesi, onlara garip gelmiş, eskiden bildikleri ve hakkında hüsnü zanda bulundukları cemali vasıflarını görmediklerinden bizim bildiğimiz Rabbimiz böyle değil, çok merhamet sahibiydi. İkinci seferinde onların kalben inandıkları, basiretle bildikleri, iman şuuruyla gördükleri cemali sıfatlarıyla tecelli edince “Evet Sen Rabbimizsin” dediler.

- Son olarak Tirmizi’nin rivayetine de bakmakta fayda vardır. Çünkü orada farklı bir ifade tarzı vardır. Özeti şöyledir:

“Kıyamet günü, Allah insanlara hitaben “Herkes dünyada taptığı ilahlarına tabi olsun.” denilir. Bunun üzerine ateşe tapanlara ateş temessül eder, Güneşe tapanlara güneş temessül eder. Hülasa mabut kabul edilen her putun şekli orada temessül eder ve insanlar kedi putlarına uyarlar. Ortada Müslümanlar kalır.  Rabbul-âlemin onlara tecelli eder ve: Siz de (diğer) insanlara uymaz mısınız (onlar gibi bir putunuz yok mu?) diye buyurur. Onlar: Senden Allah’a sığınırız, bizim rabbimiz Allahtır. Biz Rabbimizi görünceye kadar yerimizden ayrılmayız, derler. Rableri onlardan perdelendikten sonra bir kez daha tecelli eder. (yukarıdaki diyalog tekrar edilir). (Tirmizi/Tuhfetu’l-ahvezi,  hno:2557)

c) İslam ümmeti içerisinde ilk cennete gidenin Hz. Ebubekir olduğuna dair rivayet soruda geçtiği gibi Ebu Davud’da yer almaktadır. (hno:4652)

Burada aslında fazla anlaşılmayan bir şey yoktur. Çünkü, Hz. Ebubekir’in bu ümmetin en faziletlisi olduğu hususunda, ehl-i sünnet alimleri ittifak halindedir.

Bu onun Hz. Peygamberden de  önce cennete gireceği anlamına gelmez.

- Bununla beraber, bu hadis rivayetinde yer alan ُEbu Halid ed-Dallani zayıf bir ravidir. İbn Hibban’a göre, onun rivayetleri delil olamaz. Zehebi de “ed-Duafa” isimli eserinde kendisine yer vermiş ve zayıf olduğunu bildirmiştir. Diğer bir ravi olan Ebu Halid mevla Cu’de ise meçhul bir kimsedir. Bu rivayetten başka bir hadisi yoktur. (Zehebi, Siyeru’l-a’lam, 2/361)

Bu sebeple bu rivayet de zayıf kabul edilmiştir. (bk. Silsiletu’l-ahadisi’d-daife, 4/229)

- Soruda “ve Hakkın Musafaha ettiği ilk kimse Ömer’dir. İlk selam verdiği kimse de odur. İlk elinden tutup cennete koyacağı kimse de odur” ifadesi için verilen kaynakta (İbrahim Canan K. S Akçağ Yayınları 16/504) bu bilgiye rastlayamadık.

- Bununla beraber, bu hadisi İbn Mace rivayet etmiştir. (İbn Mace,hno: 104)

Ancak bu hadis mevzu veya zayıf olarak kabul edilmiştir. Senedinde yer alan bir ravi ittifakla zayıf/yaramaz kabul edilmiştir. Suyuti, Hafız İbn Kesir’den naklen, “bu rivayetin münker hatta uydurma olması da uzak görülmemelidir”diye bildirmiştir. (bk. Suyuti, Şerhu Süneni İbn Mace/Misabuhu’z-Zücace, 1/11)

Hâkim de bu rivayete yer vermiştir. Ancak Zehebi, bu rivayetin uydurma  olduğunu bildirmiştir. (bk. Hâkim/Telhis, 3/90)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
112 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun