Neden insanlarla beraber malları da helak olmuyor?

Tarih: 02.01.2021 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Yunus 24: “Sahipleri de bunları elde etmeye (mahsulünü almaya) kadir olduklarını zannettikleri bir sırada, gece yahut gündüz emrimizin meydana gelmesiyle...”
- Neden tam insanlar buna sahipken onlar ve malları helak olmuyor?
- Yunus 22: “Bizi bu felaketten kurtarırsan vallahi sana şükredenlerden olacağız...”
- Ama biz onların Allah'a dua ettiklerini görmüyoruz, o dehşetli anlarında neden dua etmiyorlar çelişki mi var?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

İlgili ayetin meali şöyledir:

“Dünya hayatı gökten indirdiğimiz bir su misalidir ki, insanların ve hayvanların yediği yer bitkileri o su sayesinde gürleşip birbirine girer. Yeryüzü bu güzelliğe kavuşup süslendiğinde ve sahipleri bu güzellikleri kendi güçlerine bağladıklarında oraya, bir gece vakti yahut güpegündüz emrimiz ulaşır da onu -sanki dün de yokmuş gibi- kökünden biçilmiş hale getiririz. Düşünenler için ayetlerimizi işte böyle açıklıyoruz.” (Yunus, 10/24)

Bu ayette, bir temsil ve teşbih söz konusudur. Yani, yeryüzü güzel bir bahçe şeklini aldığında gelen bir musibet sebebiyle yok olup gittiği ve sahibi büyük bir üzüntüye düştüğü gibi, ahireti bir tarafa bırakıp yalnız dünya hayatı için çalışıp çırpınan kimse de netice itibariyle ölüm geldiği zaman dünyası yıkılıyor, bahçesi yok oluyor ve üzüntüsü misalle kıyaslanamayacak kadar fazla oluyor. (bk. Razi, ilgili yer).

Demek ki bu ayette hep dünyada olup bitecek olaylardan ziyade, sonunda mutlaka ölecek olan insanoğlunun hayatı boyunca sırf dünya hayatı ile meşgul olması durumunda, ölüm anında her şeyini kaybeden zavallı bir duruma düşmüş olacağına dair bir temsil ve teşbih üzerinden verilen bir derstir.

Cevap 2:

Yirmi ikinci ve yirmi üçüncü ayetlerin mealleri şöyledir:

“Karada ve denizde yol alıp ilerlemenizi sağlayan O’dur. Gemide bulunduğunuzda, güzel bir rüzgârla gemiler onları kaydırıp götürdüğü ve bu yüzden sevinç içinde oldukları sırada onları bir fırtına yakalar, üzerlerine her taraftan dev dalgalar gelmeye başlar, kuşatıldıklarını zannederler, (işte bu durumda) 'Eğer bizi bu felâketten kurtarırsan vallahi sana şükredenlerden olacağız.' diye -din ve ibadeti yalnız O’na özgü kılarak- Allah’a dua ederler. (Allah) onları kurtardığında bir de görürsün ki bulundukları yerde hak hukuk tanımazlar! Ey İnsanlar! Haksızlığınız ancak sizin zararınızadır. Dünya hayatının geçici menfaati ... Sonra gelişiniz bizedir, geldiğinizde size yaptıklarınızın ne olduğunu bildireceğiz.” (Yunus, 10/22-23)

Bu ayetlerde de sürekli dünyada insanların başına gelecek felaketlerden bahsedilmiyor. Bilakis, dünyada örnekleri çok olan bir durum, dünya hayatı için bir temsil ve teşbih olarak söz konusu edilmiştir. İnsanoğlunun dara düşmesi durumunda bütün sebepleri unutup yalnız her şeye kadir olan Allah’a yöneldiğini gösteren olayların haddi hesabı yoktur.

Burada özellikle iki noktanın altı çizilmiştir:

Birincisi: Allah’ın sonsuz rahmetiyle pek çok sıkıntıyı insanlardan defettiğine vurgu yapmak.

İkincisi: Darlıktan kurtarması durumunda artık hep Allah’a yönelip ona samimi kulluk edeceğine dair verdiği sözünde durmadığına işaret etmek.

İşte burada Allah’ın kullarına karşı her zaman gösterdiği sonsuz rahmeti ve insanların da her zaman takındığı alabildiğine hayasız nankörlüğü.

Bu dünyada şayet kendilerine bir ceza verilmezse bile, ahirette bunun elbette bir cezası olacaktır. “Sonra gelişiniz bizedir, geldiğinizde size yaptıklarınızın ne olduğunu bildireceğiz.” mealindeki cümlede bu gerçeğin altı çizilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun