Mevlana, Şems ve Burhaneddin Muhakkik, şaraba helal mi demişler?

Soru Detayı

- Ariflerin Menkibeleri adlı kitabın 2006 yılında Kabalcı Yayinevinden çıkan tercümesinde:

- Bahaeddin Veled bölümünün 51. Menkibesinde Bahaeddin Veled Şarap içenin, köpek, domuz, maymun olacağını söylüyor. Bu hikayeyi Seyyid Burhaneddin’in önünde anlattı. O da Şeyhim her kim şarap içtiğinde böyle olursa, ona şarap haramdır, diye fetva verdi. Eğer sen böyle oluyorsan içme, eğer olmuyorsan iç, onun dediği gibi olmazsın diye buyurdu.

- Ve de Şemsi Tebrizi bölümünün 41. Menkibesinde Fakihler Mevlana’ya şarap helal midir diye soruyorlar. Bunun altında da kasıtlarının Şemse dokunmak olduğu yazmakta. Sadece buraya kadar okunduğunda Şems’in şarap içtiği anlaşılmaktadır.

- Daha sonra da Mevlana içse ne çıkar... diyor ve saçma deliller söylüyor ardından. Açık cevap şudur ki Mevlana ve Şemseddin şarap içiyorlarsa her şey ona mubahtır...

- Soruma gelince, böyle bir itikada sahip olan kimseler nasıl evliya olabilirler? Böyle bir itikad İbahi inancı değil mi? Lütfen beni rahatlatın..

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bizim rehberimiz Kur’an ve Sünnettir. İslam alimlerinin sözleri ve filleri bu iki kaynağa uyduğu sürece makbuldür. İçkinin haram olduğunu bilmeyen yoktur.

- Acaba dünyayı arkasına takan ve kendine hayran bırakan Mevlana’nın yedi yaşındaki bir müminin haram olduğunda şüphe etmediği, şarabın haram olduğu bilmemesi veya bildiği halde harama helal demesi düşünülebilir mi?

- İnsan olarak biz senetleri zayıf olan bazı hadisler konusunda bile temkinli davranırken, bu senetlerin sağlam olup olmadığına dair tereddütler yaşarken, böyle senetsiz menkıbelerin doğruluğunda tereddüt göstermememiz gerçekten insan olarak bizim yapısal sorunlarımızdan biri olduğunu düşünüyoruz.

- Tasavvuf ehlinde “aşk”ın önemli bir yer tuttuğu bilinmektedir. Aşkın mecazi arkadaşı ise şaraptır. Aşıkların divanlarına bakan bunu görecektir. Mevlana ile Şems arasında var olduğu kabul edilen bu ilahi aşkın bir yansıması olan aşırı muhabbetlerinin yanlış aktarıldığını da müşahede etmekteyiz.

- Bu konuda yanlış anlaşılan hususlardan biri de “aşk-ı hakiki”nin bir sembolü olarak kullanılan “şarab”ın da yanlış anlaşıldığını düşünüyoruz. Şöyle ki:

Maddi şarabın verdiği sarhoşluk yanında, manevi şarap olan aşkın da verdiği sarhoşluk vardır. İşin ehli olan erbab-ı aşk, sohbetlerinde “aşk” yerine “şarab” simgesini kullanarak manevi sermestliği, sarhoşluğu anlatmak isterler. Mecaz, ilmin elinden cehlin eline geçince hakikat telakki edilir. Hurafelere yol açar. Demek ki bilenlerin sohbetleri, nadanların dilinde yanlış anlaşılmaya müsaittir.

Bu sebeple işin ehli olmayanlar, bu gibi ifadeleri tercüme ederken veya açıklarken önemli hatalara girebilirler.

Ayrıca, tasavvuf erbabından olan Muhyiddin Arabi'nin, "Bizden olmayan ve makamımızı bilmeyen, kitaplarımızı okumasın; zarar görür." anlamında bir sözü vardır. Bu açıdan, soruda geçen mecazi konuları bilmeyenlerin, o tür eserleri okuması doğru olmaz. Çünkü, hem kendisine zarar verir hem de o büyük zatlar hakkında suizan ederler günaha girerler.

- Bize düşen, İslam aleminde makbul zatlar olarak şöhret bulmuş kimselere hüsnüzan etmek ve kimden gelirse gelsin kitap ve sünnete aykırı olan görüşlere itibar etmemektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR