Cezaları bireyler mi, devlet mi uygular?

Tarih: 16.03.2017 - 02:15 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Dört Mezhep Had Cezalarının ve Mürtedin Katlinin bireyler tarafından uygulanamayacağı konusunda icma etmiş midirler?
- Eğer birisi böyle bir şey yaparsa bu haram olur değil mi? Mesela zamanımızda ve ülkemizde işlenen bazı menfur cinayetlerde bazı kimseler farklı yollarla katilleri öldürüyorlar hapishanedeyken falan bu haramdır değil mi?
- Bir de Selefilerden birisi böyle bir yazısında şöyle diyor; Daru’l-Harpte hadlerin tatbik edilmesi meselesinde genel olarak âlimlerin üç görüşü bulunmaktadır. Eğer bu yazıda dediği doğruysa birinci gruba göre bireylerin had cezasını uygulaması gerekmez mi ?
- Kafama bu konularda hep vesveseler geliyor sürekli dinimize göre yaşamaya çalışan ve ben ailem hakkında küfür lafızlarından kafir olup olmaktan korkuyorum. Beni bu konularda aydınlatır mısınız?
'1- Hadler her halükarda tatbik edilir. Dar’ın harp diyarı veya islâm diyarı olmasına bakılmaz. (İmam Malik. İmam Şafi Ebu Sevr, İbn Münzir (aleyhim rahmetullah)
2- Müslümanların halifesi varsa Daru’l-harpte had tatbik edilir. Aksi halde tatbik edilmez. (İmam Ebu Hanife (rahimehullah)
 3- Harp diyarında had tatbik edilmez. İslam diyarına gidilene kadar geciktirilir. (Ahmed bin Hanbel, İshak bin Rahaveyh ve İmam Evza’i (rahmetullahi aleyhim)''

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bir şeri haddin tatbik edilmesi için, ilgili suçun şeri delillerle tespit edilmesi gerekir.

Bu tespitin doğru olarak yapılması için resmi devlet ricali (padişah, devlet başkanı, vezir, mahkemeler, hakim, kadı gibi yetkili olanlar) tarafından konunun araştırılması lazımdır. Çünkü, bu çok önemli konuların çözümü fertlerin vicdanına havale edilecek meseleler değildir.

- Bir suçluyu belli bir ceza ile mahkum etmekle ilgili verilen bir kararın uygulanması, karar veren merciin güçlü olmasına bağlıdır. Bu güçlü merci ancak bir devlet olabilir. Fertlerin böyle bir güce sahip olmadıkları ortadadır.

Bu sebeple fertlerin bu konulara müdahil olmaları anarşiye meydan açar. Bu ise, emniyeti sağlamayı hedefleyen hadlerin / cezaların varlık amacına aykırıdır.

Bu açıklamalardan da anlaşılıyor ki, şeri hadlerin tatbiki devletin işidir. Bu iş fertlere düşmez.

- Kur’an-ı Kerim'de hadlerin tatbiki ifade edilirken, muhatapların belirsiz ve de çoğul sıygasıyla zikredilmeleri, bu işin sorumlusunun fertler değil, toplumun hamisi ve temsilcisi olan devlet olduğunu göstermektedir. Mesela:

“Zina eden erkek ve kadına yüz değnek vurun-uz!” (Nur, 24/2),

“Erkek ve kadın olan hırsızın ellerini kesin-iz.” (Miade, 5/38),

“İffetli kadınlara iftira atanlara…. seksen değnek vurun-uz!” (Nur, 24/4)

mealindeki ayetlerde hadleri ikame etmenin devletin görevi olduğuna delalet etmektedir.

Keza: “Kim dinini değiştirirse / mürtet olursa, onu öldürün-üz.” (Buhari, h. no: 3017), “Kim içki içerse ona celde/değnek vurun-uz.” (Tirmizi, h.no: 1444) hadis-i şeriflerde de ayetlerin ifadelerine uygun olarak çoğul sıygası kullanılmıştır ki muhatabın devlet olduğunu göstermektedir.

- Hanefi mezhebine göre, -ister Müslüman ister zimmi olsun- İslam ülkesinin vatandaşı olup da “dârülharp”de haddi gerektiren bir suç işlerse, kendisine bu hadler tatbik edilmez. Çünkü, hadlerin tatbik edilmesinin şartı ilgili mercilerin kudretli olmasına bağlıdır. İslam devletinin yabancı ülkelerdeki insanlara hükmetme gücü yoktur. Oralarda hadleri tatbik edecek bir devlet olmadığı için bu cezalar da verilmez/verilemez. (bk. V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslami, 8/119)

Hanefilerin dışındaki üç mezhebe göre ise, İster Müslüman, ister zimmi, ister müste’men olsun, dünyanın neresinde suç işlerse işlesin, cezasını mutlaka görecektir. (İslam devleti onu derdest ettiği anda cezasını verecektir).

İmam Şafii’nin bu konuda ifadeleri çok nettir:

“Kur’an ve Sünnete uygun, Müslümanların kolayca anlayıp üzerinde icma edecekleri bir hakikat şudur ki:  İslam diyarında helal olan, küfür diyarında da helaldir. İslam diyarında haram olan, küfür diyarında da haramdır. Kim (nerede olursa olsun) bir günah işlerse Allah dilediği şekilde onu cezalandırır ve küfür diyarında olması, onu bu cezadan kurtaramaz.” (Zuhayli, 8/120)

- Hülasa; diğer bazı görevler yanında had cezalarını tatbik etmek de İslam devletinin görevidir. (bk. Sıddık Hasan Han, İklilu’l-Kerame, s. 23)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun