İbn Arabi Zahiri miydi? Kıyası kabul etmediği doğru mudur?

Tarih: 06.11.2014 - 15:59 | Güncelleme:

Soru Detayı

- İbn Arabi Zahiri miydi; Eşari midir?
- Kitaplarında buna işaret etmiş midir?
- Mezhep İmamları hakkında görüşleri nelerdir?
- İçtihadı ve taklidi reddettiği doğru mudur?
- Kıyas hakkında görüşü nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bizim görebildiğimiz kadarıyla, Muhyiddin İbn Arabi’nin kendine mahsus bir itikadi (vahdet-i vücut konusunda olduğu gibi) ve ameli mezhebi vardır. Onun Eşari veya Maturidi ekole bağlı olduğunu söyleyemeyiz.

- Zahiri  ve Selefi mezhebi dahil, hiçbir mezhebe bağlı olmadığını gösteren birkaç misali şöyle verebiliriz:

a) İbn Arabi Seleficilerden değildir:

 “Sümme’steva ila’s-semai” ayetinin açıklamasında; bunu karar kılmak gibi cisimleri sıfatından olan bir vasıf olarak anlamanın caiz olmadığını söylemiş, tevil cihetine gitmiş ve bundan maksat semaya yönelmek, irade etmek ve orayı istila etmek olduğunu belirtmiştir. (Futuhat, 1/98)

b) İbn Arabi’nin bağlandığı bir mezhebi yoktur:

Görebildiğimiz kadarıyla, İbn Arabi ne Zahiri ne de herhangi başka bir mezhebe bağlı değildir. Kendisi müstakil bir müçtehit olarak kendine mahsus bir mezhep sahibidir. Bunun en açık delili, Futuhat’ın birinci cildinde ibadetlerden, özellikle abdest, gusül ve namazdan bahsedince, genel olarak bazı alimlerin görüşlerini belirtir, sonra “Biz de böyle diyoruz.” diyerek alimlerden -kendi görüşüne- uygun gördüğü görüşe itibar ettiğini belirtir.

Misal vermek gerekirse:

Abdest konusunda şöyle der:

"Uyumak: Uykunun abdesti bozup bozmadığı konusunda alimler arasında üç görüş vardır: Bazı alimlere göre, uykunun çoğu da azı da abdesti bozar. Bazılarına göre, abdesti gerektiren uykunun kendisi değil, (yellenmek gibi bir sebeple) abdestin bozulmasıdır. Eğer böyle bir şeyin vukuunda kişi şüphe ederse abdest alması gerekmez. Çünkü şeriatta şüphenin (şekkin) bir değeri yoktur. Ben de buna hüküm ederim. Diğer bazılarına göre ise, uykunun çoğu abdesti bozar azı ise bozmaz.” (Futuhat, 1/352-355)

Kadına dokunmak:

“Alimlerden bazılarına göre, kadınların tenine şehvetle dokunan kimsenin abdesti bozulur. Diğer bazılarına göre şehvetsiz de olsa bozulur. Diğer bazılarına göre mahreminden de bozulur. Diğer bazı alimlere göre ise, kadının tenine dokunmak abdesti bozmaz. Ben bunu söylerim. Ancak bu durumda abdest almak ihtiyata daha uygundur.” (Futuhat, 1/355)

Abdestsiz Kur’an’a dokunmak:

“Kur’an’a dokunmak için abdestin şart olup olmadığı konusunda alimler arasında ihtilaf vardır. Bazılarına göre, abdest almak gerekir. Diğer bazılarına göre ise abdest şart değildir. Ben de buna hükmederim. Bununla beraber, Kur’an’a dokunmak için abdest almak daha güzeldir. (Futuhat, 1/357)

c) İbn Arabinin  mezhebinin unsurları:

İbn Arabi, ayet ve hadisleri çok iyi bilmekte ve kendi sistematiğinde çok kuvvetli, yorumları vardır. Bu sebeple onun mezhebinin ilk unsurlarının Kitap ve sünnet olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bunun yanında kendi keşifleri de bunda rol oynamaktadır. Örneğin, namazda ellerin yukarıya kaldırılması konunda şunları belirtmiştir:

“Namazda ellerin kaldırılması konusunda alimler arasında ihtilaf vardır. Bazılarına göre, eller yalnız niyet esnasında kaldırılır. Bazılarına göre, iftitah tekbiriyle beraber rükuya giderken ve rükudan kalkarken de eller kaldırılır. Diğer bazılarına göre, secdeye varırken ve secdeden kalkarken eller kaldırılır. Bana gelince, ben müjdeli bir rüyada Hz. Peygamberi gördüm. Bana: tekbir alırken, rükuya giderken ve rükudan kalkarken ellerimi kaldırmamı emir buyurdu.” (Futuhat, 1/430-431)

d) İbn Arabi, isimlerden ziyade “Hanefi, Maliki, Şafii” gibi mezheplerin unvanlarına yer vermiştir. (Futuhat, 1/430)

İbn Arabi, alimleri (genellikle isim vermeden) söz konusu eder ve oldukça saygılı ifadeler kullanır. Örneğin; bazı yerlerde itimat edilen kimseler olduğunu göstermek için “Ulemau’ş-Şeriati” tabirini kullanır.(Futuhat, 1/403) Bazen de bu saygı ifadesi olmak üzere “ulema” kelimesini kullanırken onlar için “Radiyellahu anhum” ifadesini de kullanmıştır. (bk. Futuhat, 1/380, 381)

Prof. Süleyman Uludağ bir makalesinde İbn Arabi’nin kıyası reddettiği, amelde Zahiri, itikatta Batini olduğuna işaret etmiş, ancak bunu “Batıni idi, denilmiş” diyerek, bunun kesin bir bilgi olmadığına dikkat çekmiştir.

Biz kitaplarından anladığımızı ifade ettik. Onun kıyası reddettiğine dair bir ifadesine de rastlayamadık.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun