Gavsların varlığını ve evliyalardan istiğasenin caiz olduğunu söyleyen alim var mı?

Soru Detayı

- Gavsların varlığını ve evliyalardan istiğasenin caiz olduğunu söyleyen tasavvuf büyüklerinden başka alim var mı?
- İbn hacer el Heytemi ve Şihabuddin er-Remlinin gavslarının varlığını ve istiğasenin caiz olduğunu söylediği doğru mudur?
- Evliyalardan istiğase ederken onların vesile olduğuna inansak bile şirk midir; şirk değilse delilleri nelerdir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Genel olarak Ehl-i sünnet alimlerinin kabulüne göre, manen büyük olan evliyaların himmetini bir vesile olarak beklemekte bir sakınca yoktur. Vesilelikten çıkması durumunda şirk olur. Örneğin, bir insan Gavs-ı Azamı bir şefaatçi gibi yardıma çağırması, Allah’ın onun hürmetine “bir sıkıntısını” gidermesini istemesinde bir sakınca yoktur. Fakat Allah’ı devreye sokmadan Gavs’ın bizzat kendi başına -haşa Allah’a ihtiyaç duymaksızın- bir iş yapabileceğine inanmak şirktir.

- Fakat vesilelik cihetiyle ölü veya diri insanlardan yardım dilemek caizdir. Örneğin diri bir doktordan “Bu hastalığıma bak da Allah’ın şifasına vesile ol.” diyerek yardım almakta hiçbir beis yoktur. Keza, salih bildiğimiz bir ölünün yanında veya uzağında “Allah’ım (zahiren salih olarak bildiğimiz) bu kulunun hürmetine bize şifa ver / veya ey manevi doktor! Ne olur benim için yalvarıp şefaat et ki Allah bana şifa versin.” desek bunda da bir beis yoktur.

- Ölüden şefaat istenir mi, istenmez mi?

Bu konuda Ehl-i sünnet alimlerine göre istenebilir. Çünkü vefat edenler kabir hayatında ve berzah alemindeler ve hayattadırlar. Sadece başka bir hayat mertebesine geçmişlerdir. Selefi olduğunu söyleyenlere göre ise olmaz.

Biz ehl-i sünnet alimlerinin görüşlerini tercih edenlerdeniz. Bu konuda şu hadis rivayetleri de bunu desteklemektedir:

Örneğin: Buhari (Tarih’inde) ve Ebu Nuaym’in rivayet ettiğine göre, Bekr b. Vaile kabilesinin bazı fertleri -cahiliye adetleri üzerine- hac yapmak için Mekke’ye gelmişlerdi. Hz. Peygamber (asm) onlara davasını anlattı ve onları Müslüman olmaya davet etti. Onların reisi el-Haris adındaki şahıs: “Bizimle Farsların arasında bir savaş devam etmektedir. Bu savaş bitsin, düşünürüz dedi. Sonra gidip onlar da savaşa devam ettiler. El-Haris (Hz. Muhammed’i kast ederek) sizin o adamınızın ismi neydi diye sordu ve Muhammed olduğunu öğrenince “Allah’ım Muhammed’in yüzü suyu hürmetine bizi zafere ulaştır.” diye dua edelim dedi ve öyle yaptılar. Netice itibariyle zafer kazandılar. Hz. Peygamber bu olayı duyduğunda “Onlar benimle zafer kazandılar.” diye buyurdu. (bk. ilgili eserler)

- Yine adamın biri kör olan gözlerinin açılması için Hz. Peygamber (asm)'e dua etmesini rica etti. Buyurdu ki: “Git abdest al ve iki rekat namaz kıl ve şöyle dua et: 'Allah’ım senin rahmet peygamberin olan elçini vesile yaparak sana yöneliyor sana yalvarıyorum. Ya Muhammed! Ben seni vesile kılarak gözümü açması için Rabbine yöneliyor, yalvarıyorum. Allah’ım! Onu benim için şefaatçi kıl, beni de kendim için şefaatçi kıl.' diye yalvar.” Gitti öyle yaptı ve gözleri açılmış olarak geri döndü.” (bk. Nesai, Tirmizi, İbn Mace, İbn Huzeyme, Hakim)

- Remli ve el-Heytemi birer Şafii fıkıh alimidir. Daha çok fıkıh konusuyla ilgilenmişler. Bununla beraber, İbn Hacer Heytemi’nin “el-Fetava’l-Hadisiye” adlı eserinde evliyalardan, gavs, kutub, ebdal gibi evliyalardan bahsedilmiştir. Bunların Allah katındaki değerlerinden söz edilmiş ve bazı zamanlarda gerektiği zaman Allah’a ibtihal edip yalvardıklarından bahsedilirken, bu yalvarışlarının bir nevi himmet gibi makbul olduğuna işaret edilmiştir. (bk. Fetava, 1/226-235)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun