İsrailoğullarına verilen öldürme yasağının Tevrat’ta geçmediğini bahane ederek Kur’an’a iftira edenlere nasıl cevap verilebilir?

Tarih: 10.01.2013 - 09:09 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Maide Suresi 32.ayetteki ifadenin Tevrat'ta olmayıp Yahudi din bilginlerinin kaleme aldıkları Talmud da (Mishnah Sanhedrin 4:5 ) olması ile ilgili Yahudi ve Hristiyanlar "Talmud'da yazanlar din bilginlerinin tefsiridir, yani tanrı sözü değildir, dolayısıyla Muhammed Talmud'u Tevrat ile karıştırmıştır." diyorlar.

- İlgili Kur'an ayeti ve Talmud bölümü şöyle:

"Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitapta) şunu yazdık: Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır." (Maide, 5/32)

"Tek bir kişiyi öldürenin tüm insan ırkını öldürmüş sayılacağını göstermek için tek olarak yaratıldın; oysa tek bir kişinin canını kurtaran, tüm insan ırkını kurtarmış sayılacaktır." (Mishnah Sanhedrin 4:5)

- Yardımcı olabilirseniz sevinirim...

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetin meali şöyledir:

“İşte bundan dolayı İsrailoğullarına şöyle yazdık: Kim katil olmayan ve yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, sanki bütün insanların hayatını kurtarmış olur. Resullerimiz onlara açık âyetler ve deliller getirmişlerdi. Ne var ki onların çoğu bütün bunlardan sonra, hâlâ yeryüzünde fesat ve cinayette aşırı gitmektedirler.” (Maide, 5/32)

- Evvela, bu ayette -görüldüğü üzere- ilgili hükmün Tevrat’ta geçtiğine dair açık bir ifade yoktur. Gerek bazı tefsirlerde gerek bazı meallerde “Kitapta / Tevratta yazdık” şeklinde yer alan ifadeler birer yorumdur. Buna göre, “İşte bundan dolayı İsrailoğullarına şöyle yazdık” mealindeki cümlede yer alan ifadeden, Tevrat öncesi İsrailoğullarına da peygamberleri vasıtasıyla- yazılmış, farz kılınmış, vecibe kılınmış bir hükmü anlamak mümkündür. Çünkü Hz. Musa’dan önce de İsrailoğullarına peygamberler gönderilmiş olduğuna göre, elbette onlar vasıtasıyla da bazı hükümler ortaya konulmuştur.

- Bu hükmün Talmut’ta yer alması, onun şu anda elde mevcut olmayan Tevrat’ın asıl nüshasında var olduğunun önemli bir kanıtıdır. Çünkü Tevrat’ın bir tefsiri olan Talmut’ta bulunan her şeyin düzmece olduğunu söylemek, o din adamlarına büyük bir haksızlıktır. Kur’an’ın tefsirinde bazı yanlış yorumlar olabileceği gibi, Tevrat’ın tefsirlerinde de yanlışlar olabilir.

Fakat Kur’an’la tasdik edilmiş bir bilginin bulunması, onun doğruluğunu göstermektedir. İster asıl Tevrat’ta geçsin, ister daha önceki peygamberlerin öğretileri arasında yer alsın, bunun Kur’an gibi bir tek kelimesinin bile tahrifi söz konusu olmayan bir kitapta vurgulanması, Talmud’daki ilgili bilginin de doğruluğunu gösteriyor.

- Reşid Rıza’nın (el-Menar, ilgili ayetin tefsiri) bildirdiği gibi, asıl Tevrat kaybolduğundan bu çok harika öğreti de diğer birçok dini hükümler gibi İsrailoğulları tarafından unutuldu. Daha sonra din adamları tarafından -hafızalarında kaldığı kadarıyla- yazıya geçirildi. Örneğin, Kur’an’da yer alan (Maide, 5/27-31) Habil Kabil kıssası, Tekvin‘de de geçmektedir. (Tekvin, 4/ 4-8)

Huruç / Çıkış’ta kısas hükmü Kur’an’da olduğu gibi açıkça ifade edilmiştir:

“Kim birini vurup öldürürse, kendisi de kesinlikle öldürülecektir.” (Çıkış, 21/12)

- Bu konuda çağdaş tefsir alimlerinden biri olan Mevdudi, konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yapmıştır:

“Yani, Hz. Âdem'in (a.s) zalim oğlunun gösterdiği aynı öldürme belirtilerini gösterdiklerinden dolayı, Allah İsrailoğullarına öldürmekten vazgeçmelerini emrediyor. Bu yüzden, öldürme konusunda böylesi keskin önlemler getiriliyor. Fakat ne yazık ki bu kıymetli talimatlar elimizdeki Kitab-ı Mukaddes'te yer almamaktadır. Ne var ki, Talmud'da şöyle denmektedir: 'İsrail'den tek bir kişiyi öldüren, tüm ırkı öldürmüş gibi cezalandırılacaktır ve İsrail'den tek bir kişiyi koruyan, Allah'ın Kitabı'na göre, tüm dünyayı korumuştur.' Yine Talmud'da, İsrailîlerden bir hâkimin öldürme (katl) olayında tanığa, “İsrail'den tek bir kişiyi öldüren tüm ırkı öldürmüş gibi cezalandırılacaktır" diyerek onu uyaracağı yazılıdır.” (Tefhimu’l-Kur’an, ilgili ayetin tefsiri)

Bazı Yahudi ve Hristiyanların şöyle çıkmaz bir yol takip ettiklerini görüyoruz:

Kur’an’da var olup da Tevrat’ta da var olan hususlar için, “Bunlar Kutsal kitaptan kopyalanmıştır.” derler. Kur’an’da olup da Kutsal kitapta olmayanlar için de: “Bu bilgiler doğru değildir, çünkü Kutsal kitapta yoktur!..” derler. Akıl, mantık, izan, insaf ve vicdan ölçülerinin çok uzağında olan bu ön yargı safsatasından kurtulmadıkça, bu tür iddialar ve iftiralar ne yazık ki devam edecektir.

- Kur’an gibi kırk yönden mucizeliğini on beş asırdan beri ortaya koymuş ve A’dan Z’ye Allah’ın sözü olduğunu ispatlamış bir kitap hakkında tereddüt edenlerin, öncelikle Kitab-ı Mukaddes'ten şüphe etmeleri gerekmez mi? Çünkü bu kitabın hiçbir bölümü herhangi bir mucize ile donanmadığı gibi, -en iyimser ifadeyle- bunların büyük bir kısmının Allah’ın sözü olmadığı, onlar tarafından da bilinmekte ve itiraf edilmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

cizenyo

Sanırım mükemmel cevap bu oluyor :)
Allah razı olsun...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun