Zarara sokmak ve zarara karşı zarar vermek yoktur, hadisi sahih bir hadis midir?

Tarih: 19.12.2013 - 14:08 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bu hadis için alimler uydurma diyor. Bu hadisi müsned olarak sadece İbni Mace rivayet ediyor. Fakat Hafız Halid bin Sad el-Endelüsi dedi ki: “Zarar verme ve zarar görme yoktur.” hadisi müsned olarak sahih değildir, diyor. Ebu Davud ise fıkhın üzerinde döndüğü hadislerdendir, zayıf olmadığı hissini veriyor, Allah en iyiyi bilir. Yani hadis alimi Ebu Davud bile bu hadisin sahihliğinden şüphe ediyor. Bu hadis Buhari ve Müslim’de de geçmiyor.

- Bu hadisin tam bir senedi var mı? Sahihliğinden şüphe var mı; açıklayabilir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Muessesetu’r-Risale’de tab edilen Müsned’in 1421/2001 tarihli baskısında, hadisleri tahkik eden Şuayb el-Arnavud (ve arkadaşları) tarafından ilgili hadisin tahkikinde şu bilgilere yer verilmiştir: 

- İbn Salah’a göre, Darekutnî bu hadisi değişik varyantlarıyla rivayet etmiştir ki, bunların toplamı bu rivayeti takviye edip onun “hasen” derecesine çıkarıyor. Özellikle Ebu Davud’un “bu hadisin fıkhın üzerinde döndüğü hadislerden olduğunu” belirtmesi, bunun zayıf olmadığını göstermektedir. (Müsned, 5/56)

- Hadis, İbn Mace, Beyhaki ve İbn Abdu’l-Ber  gibi bir çok muhaddis tarafından rivayet edilmiştir. Bu rivayetlerin çokluğu onun bir aslının olduğunu gösteriyor.

- İmam Nevevî de bu hadisin “hasen” olduğunu belirtmiştir. (Müsned, a.y)

- Hâkim de bu hadisi rivayet etmiş ve “bunun Müslim’in şartına uygun olduğunu” belirtmiştir. Zehebi de bunu tasdik etmiştir. (bk. Hâkim, el-Müstedrek, 2/66)

- Heysemi de bu hadis rivayeti için: “senedinde İbn İshak var. Bu kişi müdellisdir, fakat sikadır” demek suretiyle rivayetin en azından “hasen” olduğuna işret etmiştir. (bk. Mecmau’z-Zevaid, 4/110/h. no: 6536)

Bu ve benzeri açıklamalardan anlaşılıyor ki, bu hadis rivayeti, sahihtir/veya hasendir/yani zayıf değildir.

Kişinin kendi kendine zarar vermesi haram kılındığı gibi, başkalarına da zarar vermek haram kılınmıştır.

Dinimiz, kimsenin kimseye zarar vermemesini emreder. Bu yasağa rağmen zarar veren olursa, zarar gören intikam almak üzere mukabil bir zarar vermemelidir. Hadisteki "Zarara karşı zarar vermek yoktur." cümlesi bunu ifade eder. Bu hadisi şerheden Münâvî, zarar görenin zarar vermesi değil, affetmesi gereğini belirtir. Alimler hadiste geçen dırar kelimesinde müşâreke yani, iki kişinin birbirine zarar verme mânasının varlığına dikkat çekerler. Bu yasaklanmış olunca, zarara uğrayan kimse, intikam almanın caiz olduğuna zannederek öbürüne zarar vermemelidir. Ona düşen şey aftır, affetmezse zararını meşru yollarla tazmin ettirir. Tazmin suretiyle hakkını almak ise, öbür tarafa zarar sayılmaz.

Bir İslâm toplumunda müminler başkalarıyla olan ilişkilerinde karşılıklı hakları gözeterek ve kendine düşen görevleri yaparak uyumlu bir yaşam sürmek durumundadırlar. İslâm'da haksız bir şekilde başkasının malına, canına, ırz ve namusuna zarar vermek yasaklanmıştır. Zarara karşılık zarar verme de yasaklar arasındadır. Zarar verme yollarından olan yol kesme, hırsızlık, yankesicilik, gasp, hile, yalan, öldürme, yaralama, iftira, malı telef ve tahrip etme, zulüm ve haksızlık yapma yasaklanmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun