Nuh Tufanı neden oldu?

Soru Detayı

1- Kutsal sanılan kitaplar Nuh tufanı denen bir olaydan bahseder.Nuh peygamber başarılı olamamış insanları Allahın varlığına inandıramamıştır. Allah başarısız olan Nuh'u görevden almak yerine, ayetlerini yalanladılar bahanesiyle bebekleri ve hayvanları suda boğmuştur. Bu mantıklı bir çözüm değildir. Çünkü başarısız olan bir Genel müdürün görevine son vermek yerine, çalışanların tamamını işten çıkarmıştır. Tufanda sadece suçlu görülen insanlar değil, Bebekler ve hayvanlar da adaletsizce görevden alınmıştır. (bunu biri yazmış oradan kopyaladım) Nuh tufanı neden oldu? neden ALLAH görevden alıp başka birini koymak yerine tufan yaratmış?
2- Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi. (HUD 44)
- burada gök tut suyunu deniliyor fakat yağmur bulutlardan yağar haşa o zaman bazı kişiler diyemezler mi Muhammed yağmurun gökten yağdığını sanıyordu bulutların ne işe yaradığını bilmiyordu bu yüzden böyle yazmış (haşa) diyemezler mi?
3- Hz. Nuh oğlu ile konuşurken gemide değil ise aralarına nasıl dalga giriyor?
- Gemide değilse dalganın Hz. Nuh u da götürmesi gerekmez mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

1) Bu tür hayaller, Allah’ı gereği gibi tanımayan insanların kuruntularından ibarettir. Bu ifadelerde, bütün akılları yaratan sonsuz ilim ve hikmet sahibi “Allah’ın yanlış davrandığını” seslendiren bir cinnet, bir cehalet ve bir hamakat söz konusudur.

- Allah, Kur'an- ı Hakim'de Hz. Nuh'u tekrar tekrar övmüş, 950 yıl peygamberlik görevini hakkıyla ifa ettiği belirtmiş, gece-gündüz demeden, açık ve gizli her türlü fırsatı değerlendirip hak ve hakikati anlatmaya çalıştığını bildirmiştir.

Netice itibariyle, bu kadar uzun bir zaman zarfında nesilden nesle gelenlerin -bazı kimseler hariç- kendisine iman etmeyen ve putlara tapmaya devam eden kavminin helak olmasına sebep olan Tufanın geleceği çok önceden haber verilmesine rağmen, bu şefkatli sese kulak vermemiş olan kavminin akıbeti suda boğulmak olmuştur. (Bu hakikatleri daha geniş olarak görmek için -misal olarak- bk. Nuh suresi; Araf, 7/59-64; Yunus, 10/71-73; Hud, 11/25-49)

-Allah’ın gönderdiği 124 bin peygamberden hiçbiri kavminin bütün fertlerinin iman etmelerini sağlayamamıştır.

Sorudaki mantığa göre, bunların hepsini başarısız saymak gerekir. Oysa “peygamberlerin görevi Allah’ın mesajlarını insanlara tebliğ etmekten ibaret olduğu” Kur'an’ın bize bildirdiği bir hakikattir.

Buna göre, bir peygamber Allah’ın mesajlarını insanlara ulaştırmakla görevini yapmış ve başarılı olmuş olur. Hz. Nuh da bu görevini hakkıyla yapmış ve bunda başarılı olmuştur.

Özetle: Peygamberlerin görevi, insanlara hidayet yolunu göstermektir. Hidayete getirmek ise Allah’ın işidir. Hz. Nuh da görevini yapmış ve gerisini Allah’a bırakmıştır.

2) Türkçe’de “gök” olarak ifade edilen kelimenin Arapça’daki karşılığı SEMAdır.

Sema kelimesi ise, yalnız gök manasında değil, aynı zamanda “yukarıda olan” manasına da gelir. Kuran’ın pek çok ayetinde “yağmurun semadan geldiği” belirtilmesi, hem yukarıdan geldiğini, hem de o günkü insanların basit fikirlerine de bir mümaşat yapmayı, onları okşamayı hedeflemiştir.

Bu hikmete binaen Kur'an’da genellikle “yağmurun semadan geldiği” ifadesi kullanılmış olmakla beraber, yağmurun bulutlardan geldiğini belirten ve böylece yağmurla ilgili kullanılan “sema” kelimesinin hep bulut anlamında olduğuna açıklık getirilmiştir. Misal olarak şu ayeti verebiliriz:

“Bilmez misin ki, Allah bulutları sevk ediyor, sonra onları bir araya getirip üst üste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunların arasından yağmur çıkıyor. Allah, gökteki dağlar büyüklüğündeki bulutlardan dolu indirir de onunla dilediğini vurur, dilediğini de ondan korur. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır!” (Nur, 24/43)

mealindeki ayette bulutların teşekkülü, şimşeklerin çakması, yağmur ve dolunun yağması modern ilimlerin tasdik ettiği meteorolojik bilgilere vurgu yapılmıştır.

3) Hz. Nuh’un oğlu eğer gemide olsaydı, bu takdirde su dalgası diye bir şey söz konusu olmazdı. İkisi de aynı gemide olduktan sonra aralarında dalganın girmesi düşünülemez. Demek ki gemide olmadığı kesindir.

- Bu konuşmanın geçtiği zaman, Hz. Nuh’un gemide olup olmadığı konusunda farklı yorumlar vardır.

Bazı alimlere göre, Hz. Nuh daha gemiye binmeden aralarında bu konuşma geçmiştir. Tufanın alameti olan TENNUR’dan suyun fışkırdığını görünce Hz Nuh oğluna “gel iman et ve gemiye bin” dedi. O ise yüksek bir dağa çıkıp kurtulacağını söyledi. Ve bu arada bir su dalgası gelip oğlunu götürdü. O vakitte daha tufan kopmamış olduğundan Hz. Nuh’a bir şey olmamış ve -belki de özel olarak- gönderilen bir dalga oğlunu alıp götürmüştür. (kr. İbn Kesir, Hud:43. ayetin tefsiri)

Diğer bir yoruma göre, ayette yer alan “aralarına / ikisinin arasına dalga girdi” mealindeki ifadede yer alan “ikisi”n den maksat, Hz. Nuh’un oğlu ile onun tırmanmaya çalıştığı dağdır. Yani o dağa tırmanmaya veya bindiği atıyla oraya gitmeye çalışırken, bir dalga gelip onun dağla olan irtibatını kopardı ve dağa ulaşmadan gelen dalgada boğuldu. (krş. Nazmu’d-Durer; ed-Durru’l-Mensur, ilgili ayetin tefsiri)

Diğer bir yoruma göre, Hz. Nuh tam gemiye binerken veya henüz binmişken biraz ötede gördüğü oğluna seslendi ve gemiye binmesini istedi, ancak oğlu bunu reddetti ve bu esnada gelen bir dalga onu alıp götürdü. (krş. Meraği, ilgili ayetin tefsiri) Buna göre, Hz. Nuh oğluyla konuştuğu sırada ya gemiye biniyordu veya yeni binmişti. Her iki durumda da Hz. Nuh gelen dalga karşısında gemiye sığınmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR