Neden 4 Kul sureleri denmiştir?

Tarih: 22.01.2022 - 08:45 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Kul ile başlayan Kafirun, İhlas, Nas ve Felak surelerine neden dörtlü denilmiştir?
- Bu sureleri okumanın fazileti, faydaları nelerdir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kur'an’da 114 sure vardır. Bunlardan beş sure "de ki" anlamındaki (kûl قُلْ) emri ile başlar. Bu sureler şunlardır: Cin, Kafirun, İhlas, Felak ve Nas.

"De ki" emri, "şunu aynen bildir, şöyle söyle ve hem de uygula" gibi manalara gelir.

“Kul” (de ki) emriyle başlayan bu beş sureye, Kelâkit denir.(1)

Bu beş sureye bazı kaynaklarda “Kalâkıl”(2) bazı kaynaklarda ise “Makulât”(3) adı verilmektedir.

Kâfirun, İhlas, Felak ve Nas surelerine ayrıca “Dört Kul”(4) şeklinde de ad verilmiştir.

Anlaşıldığı kadarıyla böyle bir isimlendirme, sure başlangıcının ortak bir kelime olması dikkate alınarak yapılmıştır.

Kur'an surelerinin tek tek ismi olduğu gibi, bazı sureler bir grup yapılıp ortak bir isimle de adlandırılmıştır. Kuran’da yer alan surelerin isimleri Hz Peygamber (asm) zamanında biliniyordu. Çünkü Kuran’dan herhangi bir şey nazil olduğunda Hz. Peygamber (asm) kâtipleri çağırıyor ve bunları içinde şunların şunların zikredildiği surenin içine yazınız diyordu.(5)

Keza birden fazla surenin ortak bir isimle adlandırılmasının da ilk defa Hz. Peygamber (asm) tarafından yapıldığı konuyla ilgili çeşitli hadislerden anlaşılmaktadır.

Birden fazla sureye ortak bir isim verilmesi, sureler arasındaki muhtelif benzerliklerden kaynaklanmaktadır. Çünkü bazı surelerin gerek hurûf-ı mukattaası, gerek içerikleri, gerekse fasılaları ve ayet sayıları birbirine benzemekte ve birbirini çağrıştırmaktadır.

İşte bu benzerlik bu surelere ortak isim vermeye imkân tanımıştır.

Örneğin ilk kelimesi s-b-h kökü ile başlayan sureler bir grup yapılırken, fasılaları benzerlik gösteren Tâhâ, Necm, Meâric, Kıyâmet, Nâziât, Abese, A’lâ, Şems, Leyl, Duhâ ve Alak sureleri ise kendi içinde bir grup yapılmıştır.

Birden fazla sureye bir tane değil bazen birkaç tane ortak isim verildiği de olmuştur. Mesela “Hâ-mîm” hurûf-ı mukattaası ile başlayan yedi sure, “Havâmîm”, “Arâis”, “Lübâbu’l-Kur’ân”, “Ravdâtu Demisât” şeklinde adlandırılmıştır.

Ayrıca bazı isimler ayrı ayrı sure gruplarının ortak ismi olabilmiştir. Örneğin “Lübâbu’l-Kur’ân” hem Hâmîmlere hem de Mufassallara; “Mukaşkışitân” ise hem İhlâs ve Kâfirûn hem de Felak ve Nâs surelerine ortak isim olarak verilmiştir.

Bazı sureler faziletine binaen Kuran’ın tamamını okuyamayan kişiler için ortak isimle gruplandırılmış ve okunmaları Hz. Peygamber’in (asm) hadislerinde tavsiye edilmiştir.

Söz gelimi Felak ve Nas surelerinden müteşekkil Muavvizeteyn veya İhlâs, Felak ve Nâs surelerinden mürekkep Muavvizât ya da s-b-h kökünden müştak kelimelerle başlayan ve Müsebbihât diye adlandırılan sureler grubu bu türdendir.

Bu sure grupları Kuran’ı hatmedemeyen kişiler için kestirme bir yol olarak gösterilmiş ve her halükârda Müslümanların Kur'an ile bağları sıcak tutulmaya çalışılmıştır.

İhlâseyn

“İki İhlas” anlamına gelen “İhlâseyn”, Kâfirûn ve İhlas surelerinin ortak adıdır.(6) Elmalılı’nın kaydettiğine göre İbn Ömer ve Hz. Aişe’den gelen rivayette Kâfirûn ve İhlas sureleri “İhlâseyn” olarak adlandırılmıştır.(7)

Kur'an’ın temel konularının başında gelen tevhid ve iman, âlimler tarafından surelerin salt içeriğinde de aranmış ve bunun neticesinde temel vurguları Allah’ın birliğine iman olması münasebetiyle İhlâs ve Kâfirûn surelerine bu ortak isim(8) verilmiştir.

Bu bağlamda bir rivayette Kafirûn suresi’nin insanı şirkten uzaklaştırdığı belirtilmiştir.(9) Dolayısıyla bu iki sure muhteva olarak sadece Allah’ı ve Allah’a iman etmeyi anlatıp, insanı her türlü şirkten arındırdığı için, bunlara “İhlaseyn” ismi uygun görülmüştür.

Muavvizât

Muavvizât, İhlas, Felak ve Nâs Surelerinin ortak ismidir.(10)

Bunlar sığındırıcı surelerdir.(11) Çünkü Hz. Aişe’den gelen rivayete göre Hz. Peygamber (asm) her gece yatağa girdiğinde avuçlarını kavuşturur “Kul huvallahu ahed”, “kul euzu birabbilfelak” ve “kul euzu birabbinnâsı” okur, başından ve yüzünden başlayarak elinin ulaştığı her yeri mesheder ve bunu üç kere tekrarlardı.(12)

Yine Hz. Peygamber buyurdu ki “kul euzü birabbil felak ve kul euzü birabbinnâs Muavvizâtândır.”(13)

Muavvizât dediğimiz üç sûre de “kul” emriyle başlayan ve peş peşe sıralanan bir yapıdadır. Hz. Peygamber bu surelere Muavvizât ve Kavâfil (kafileler) adını vermiştir.(14)

Muavvizeteyn

“Sığınılacak iki şey” anlamına gelen Muavvizeteyn, Felak ve Nas surelerine verilmiş bir addır.(15)

Bir rivayete göre Hz. Peygamber (asm) namaz kılan bir kişiye uğradığında ona “namazında Muavvizeteyni oku.” buyurdu.(16)

İbn Amir’in rivayetine göre Hz. Peygamber (asm): “Her namazın peşine Muavvizeteyni oku.” veya “Muavvizeteyni oku, çünkü onun bir benzerini okuyamazsın.” buyurmuştur.(17)

“Muavvizeteyn”, Müslümanlara günlük yaşamlarında en çok okumaları önerilen sureler arasındadır. Bu bağlamda Hz. Peygamber’in (asm) Muavvizeteyni korunma amaçlı okumayı ısrarla tavsiye ettiğini görmekteyiz. Bu tavsiyelerinden ikisi şöyledir:

“Bu iki sure (Felak ve Nas) ile Allah’a sığın. Çünkü bunlar gibi kendisiyle istiaze edilip yardım dilenecek benzer bir sure yoktur.”(18)

“Bana Muavvizeteynin bir benzeri ayetler asla indirilmemiştir.”(19)

Bu iki sureye Muavvizeteyn denmesinin sebebi, adından anlaşılacağı üzere nelerden Allah’a sığınılması gerektiğinin anlatılmasındandır.

Mukaşkışitân

Mukaşkışitân, İhlas ve Kafirûn surelerinin ortak ismidir. Çünkü bu ikisi tıpkı katranın uyuz hastalığını gidermesi gibi günahları sürükleyip götürür.(20)

Bu isim Hz. Peygamberin (asm) hadisine dayandığı için tevkifîdir. Ayrıca bazı müfessirler Felak ve Nas surelerini de bu ortak isimle anmaktadırlar.(21)

Daha önce de ifade edildiği üzere, İhlas ve Kâfirûn surelerinin diğer bir ortak ismi de “İhlaseyn”dir ve her iki isim benzer gerekçelerle verilmiştir.

Surelerin ortak bir isimle anılması, yüz on dört sureyi daha kısa bir biçimde ifade etmektedir. Ayrıca surelerin ortak bir isimle gruplandırılması Kur'an’ın bölümlenmesinin bir başka yansımasıdır.

Özellikle Hz. Peygamber (asm) Efendimizim ortak isimle gruplandırdığı sureler, aynı zamanda Kuran’ı hatmetme imkânı bulamayan Müslümanlar için alternatif bir öneri olarak sunulmuş ve bunların faziletine vurgu yapılmıştır.

Surelerin tek tek isimlendirilmelerinin yanı sıra birden çok surenin ortak bir isim altında toplanması ve bunların ayrıntılarıyla ele alınması, tarihi düzlemde Müslümanların Kur'an’la ne denli iştigal ettiklerinin bir göstergesi sayılabilir. Çünkü surelere verilen her bir isim hem Kuran’ı okuma ve anlama zevki hem de onu yoğun bir şekilde inceleme gayretinin neticesinde tezahür etmiştir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Kur'an'da "kul / de, de ki" 332 defa geçmektedir, bunun hikmeti nedir ...

Fatiha suresinde "de ki" ifadesine yer verilmeden duaya ...

Allah'ın "de ki" diyerek hitap etmesinin hikmeti nedir?

Namaz kılarken, “De ki” kelimesini okumamak daha doğru olmaz mı ...

Kaynaklar:

1) Celâleddin Devvânî’nin (ö. 908/1502) bu surelerin tefsirini içeren bir kitabı vardır.
2) bk. Birışık, “Sûre”, DİA, XXXVII, 539.
3) Hurremşâhî, Kur’ân Bilimi, s. 292–93.
4) Hurremşâhî, Kur’ân Bilimi, s. 291.
5) Zerkeşî, el-Burhân, I, 296; Ğanim Kaddurî el-Hemed, Muhadârat fî Ulûmi’l-Kur’ân, Dâru İmâr, Ummân 2003, s. 87.
6) Abdülhamid Birışık, “Sûre”, DİA, İstanbul 2009, XXXVII, 539.
7) Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, Eser Kitabevi, İstanbul 1971, IX, 6216; Ancak bu rivayetin kaynağını bulunamamış. bk. Bestami Gözalan, Elmalılı Tefsirindeki Hadislerin Tahrici (VII, VIII ve IX. ciltler), Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Konya 2007, s. 207.
8) Muhsin Demirci, Tefsir Terimleri Sözlüğü, MÜİFV Yayınları, İstanbul 2009, s.106.
9) Dârimî, Sunen, Fedâilü’l Kur’ân 23 (3469); Muhammed b. Abdillah el-Hatîb et-Tebrîzî, Mişkâtu’l-Mesâbîh, Mektebetu’l-İslâmî, Dımeşk 1979, Fedâilu’lKur’ân, 53 (2161);  Neysâbûrî, el-Müstedrek, Fedâilu’l-Kur’ân, 2129.
10) Kirmânî, Sahihu’l-Buhârî bi Şerhi’l-Kirmânî, Dâru İhyâi‘t-Turâsi’l-Arabî, Beyrût 1981, c.XIX, 25; Ahmed b. Ali b. Hacer el-Askalânî, Fethu’l-Bârî bi Şerhi Sahîhi’l-Buhârî, Dâru’l-Ma’rife, Beyrût, ts., IX, 60 (5017)
11) Elmalılı, Hak Dini Kur’ân Dili, IX, 6351.
12) Ebû Abdillah Muhammed b. İsmail el-Buhârî, el-Câmiu’s-Sahîh elMatbaatü’s-Selefiyye, Kahire 1400, Fedâilu’l-Kur’ân, 14, 5017.
13) Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, Tazimü’l-Kur’ân, 2339.
14) Celâleddîn es-Suyûtî, Tenâsuku’d-Durer fî Tenâsubi’s-Suver, (thk. Abdülkadir Ahmed Ata), Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, Beyrut, 1986, s. 147.
15) es-Sehâvî, Cemâlu’l-Kurrâ, I, 39; İbn Âşûr, et-Tahrîr, XXX, 623, 631.
16) Dureysî, Fedâilu’l-Kur’ân, Hadis No: 294.
17) Suyûtî, Câmiu’l-Ehâdis, I, (Hadis No: 3718–19)
18) el-Herevî, Kitâbu Fedâili’l-Kur’ân, s. 270; Dureysî, Fedâilu’l-Kur’ân, Hadis No: 293.
19) el-Herevî, Kitâbu Fedâili’l-Kur’ân, s. 271.
20) Fîrûzâbâdî, Besâir, I,548; Bikâî, Nazmu’d Durer, XXII,344; İbn Âşûr, et-Tahrîr, XXX, 579.
21) Ebû’l-Kâsım Mahmûd b. Ömer ez-Zemahşerî, el-Keşşâf an Hakâiki Ğavâmidi’t-Tenzîl ve Uyûni’l-Ekâvîl fî Vucûhi’t-Te’vîl, Riyâd 1998, VI, 469; Kurtûbî, el-Câmi’, XXII,533; Şihâbuddîn es-Seyyid Mahmûd el-Alûsî, Rûhu’l-Meânî fî Tefsiri’l-Kur’âni’l-Azîm ve Seb’il-Mesânî, Dâru İhyâi’t-Turâsi’l-Arâbî, Beyrût ts., XXX, 285
Not: Ortak sure isimleri konusunda detaylı bilgi için bk. Hikmet Koçyiğit, Ortak Sûre İsimleri, Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 21, Sayı: 2, 2012, s. 43-67.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun