Kevser suresindeki belagattan bahseder misiniz?

Tarih: 13.12.2015 - 05:58 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Allah-u Teala bizlere Kur'an’da indirdiği surelerden birinin dahi benzerinin yazılamayacağını bildirerek kafirlere meydan okuyor. Peki en kısa sure olan Kevser suresindeki belagat mucizeleri nelerdir?
- Yaklaşık 10 kelimeden oluşan mucizeyi nasıl görebiliriz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslam alimlerine göre, pek çok yönden mucize olan Kur’an’ın külli manada üç yönden mucize olduğu söylenebilir. (krş: Razi, ilgili ayetlerin tefsiri)

1) Kur’an’ın belagat ve fesahati:

Kur’an’da kullanılan ifadelerin hepsi kendi konusunda harikalar harikasıdır. Çünkü, bir ifadenin güzelliği ve güçlülüğü, konuşanın meramını ortaya koymasıyla ölçülür.

Fesahat, konuşanın meramını açık-seçik ortaya koyacak şeklide kullandığı ifadelerdir.

Belagat ise, “mukteza-yı hale göre”/ bir ifadenin mevcut duruma uyumlu olarak ortaya konulmasıdır.

İşte bu konuda Kur’an’ın eşi benzeri olmadığı, işin uzmanı olan binlerce alim tarafından kabul edilmiştir.

2) Kur’an’ın gaybi haberleri:

Kur’an’da, -Rum Suresinde- Rumların yenildikten sonra birkaç yıl içerisinde yeniden galip geleceği, -Fetih suresinde- iki yıl önce Mekke’nin fethedileceği, -Nur suresinin 55. ayetinde- Hz. Peygamber (asm)'den sonra halifelerin olacağı/yani, İslam devletinin yıkılmayıp, devam edeceği hususları gibi onlarca gaybi haber verilmiş ve aynen çıkmıştır.

Keza, Nisa sures, 81 ve 82. ayetlerinde de münafıkların kendi aralarında gizlice neler konuştuklarına dair haber verilmiş ve bunun ancak Allah’ın ilmiyle olabileceğine vurgu yapılmıştır.

3) Kur’an’da çelişkinin olmaması:

İnansın inanmasın düz mantıkla düşünen herkesin Kur'an'ı inceleyerek ulaşabileceği bu sonuç, onun Allah'tan geldiğinin reddedilemez bir delilini teşkil et­mektedir.

Şu halde onun davetini kabul etmeyenlerin bu tavır ve kararları, akıl muhakemesinden ve bilgiden ziyade kökleşmiş peşin hükümlere, beşeri zaaflara, ak­lıselimin işleyişini engelleyen duygu ve tutku hâkimiyetine dayanmaktadır.

“Kur'an'ı okuyup düşünmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var!" (Muhammed, 47/24)

mealindeki ayette, sağlıklı düşünmeyi engelleyen bu psikolojik etkenler, daha canlı bir biçimde vurgulanmaktadır.

Kevser suresine gelince;

Bu konuda -şimdilik- birkaç noktaya işaret edeceğiz:

- Ayette, çoğul kipinin kullanılması tazim ve yücelik ifade eder. Zira Yüce Allah, "Biz sana verdik." demiş, "Ben sana verdim." de­memiştir.

- "Sana verdik." cümlesinde, mutlak vuku bulacağını ifade eden geçmiş zaman kipi kullanılmıştır. Yüce Allah "Sana vereceğiz." de­medi. Çünkü bu vaad mutlaka yerine gelecektir. Bu sebeple daha vurgulu olsun diye bunu geçmiş zaman kipiyle ifade etti. Sanki bu olay gerçekleş­miş ve olmuştur.

- İbn Abbas’ın verdiği bilgiye göre, Surenin ismi olan ve ilk ayette geçen “Kevser” kelimesi, “hayr-ı kesir = pek çok hayır” manasına gelir.

Bu kelime, belli bir iyiliği, güzelliği değil, çok genel ve kapsam alanı pek geniş olan bir hakikati anlatmaktadır. Bu geniş kapsamı dolayısıyla adeta bir “malum-u meçhul” (varlığı bilinen kapsamı bilinmez) olanlar listesine girmiştir.

İşte ayette asıl vurgulanan bu kelimenin bu “bilinmezlik” özelliğine uygun olarak Kevser’i veren ve alan da açıkça isimleriyle değil, muhtevasının genişliği itibariyle “meçhuller”den sayılan “Nâ” ve “Ke” zamirleri kullanılmıştır. Yani, “Allah Muhammed’e Kevser/hayr-ı kesir verdi.” şeklindeki açık ifade yerine, “Biz ona Kevseri verdik.” şeklinde kapalı bir ifadeye yer verilmiştir.

- Tefsir kaynaklarında verilen bilgiye göre, ayette yer alan “Ve’n-har” emri -kelimenin farklı anlamlarına göre- beş ayrı yoruma tabi tutulmuştur:

Birincisi: “(hacta kesilecek olan) Hedyini veya Kurbanını kes!” manasına gelir.

İkincisi: “Kan akıt” manasına gelir.

Üçüncüsü: Namaz kıl ve “(tekbir aldıktan sonra) sağ elini sol elinin üzerine koy” manasına gelir.

Dördüncüsü: “Tekbir alırken ellerini kaldır.” anlamına gelir.

Beşincisi: (namaz kılarken) Nahrini (göğsünü) kıbleye yönelt” manasına gelir. (bk. Maverdi, ilgili ayetin tefsiri. Ayrıca bk. Taberi, İbn Kesir, Kevser Suresi)

- "Rabbin için" şeklindeki isim tamlaması, Peygamberimiz (asm)'in değer ve şerefini gösterir.

- Son ayet, asıl soyu kesik olanın Hz. Peygamber (asm)'’e kin besleyip ona dil uzatan kimse olduğunu belirtir. Allah, Hz. Muhammed (asm)’e erkek çocuklar vermiş, fakat bu çocukların vefat etmesi onun son peygamber olması, hilâfetin de ümmetin tercihine bırakılması gibi birtakım hayırlı sonuçlar doğurmuştur. Ayrıca neslinin devam etmeyeceğini söyleyen düşmanları yok olup giderken onun soyu kızı Hz. Fatıma ile devam ettiği gibi kendisine inanan ümmeti de büyük sayılara ulaşmıştır.

- Surenin başı ile sonu arasında, yani "Kevser" ile "Ebter" arasında mutabakat vardır. Çünkü kevser, çok hayır; ebter ise, her türlü ha­yırdan mahrum demektir.

Kısalığına rağmen bu sure birçok edebî sanatı kapsamaktadır. Kur'ân'ı indiren Yüce Allah, noksan sıfatlardan münezzeh­tir. (bk. Sabuni, Safvetü’t-tefasir, Kevser Suresi)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun