Allah’ın kadınlara, sürülmesi gereken tarla ve memeleri yeni tomurcuklanmış kızlar, demesi uygun mu?

Tarih: 18.09.2015 - 13:01 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bakara 223’te kadınlar sürülmesi gereken tarla olarak görülüyor.
- Nebe 33’te memeleri yeni tomurcuklanmış kızlara özenti var.
- Trilyonlarca Galaksiler Trilyonlarca gezegenler yaratmış sonsuzluk sahibi Allah, insanlara bu şekilde hitap eder mi sizce?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bakara suresinin 223. ayetinin ilgili cümlesinin meali şöyledir:

“Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza dilediğiniz şekilde varın.”

Ayetin bu ifadesi, son derece nazik, kibar, edebi bir yöne sahiptir.

Bilindiği gibi, bu ayetin nüzul sebebi, insanların yatakta kadınlara nasıl yaklaşacaklarına dair sorularıdır. On dört asır önce cahiliye döneminde bu harika ifade tek başına âdeta bir i'caz kokusunu vermektedir. Çünkü, bu ayette kadınların “kocalarının tarlası” olarak vasıflandırılması birkaç soruyu birden cevaplamaktadır:

a) Kadınlar tarladır: O halde erkekler tohumlarını çocuk bitirecek yer olan rahme ekmeleri şarttır. Bu yerin dışında “Lutilik” türü yaklaşımlar yasaktır.

b) Önemli olan tarlaya tohum ekmektir. Bu tohumu sağdan veya soldan ekmenin bir farkı yoktur. Bu benzetme ile kocaların eşlerine arka taraftan da onların üreme yerlerine yaklaşmakta bir sakıncanın olmadığı ifade edilmiştir.

c) Bu benzetme sanatıyla, kadının arka tarafından üreme yerlerine yaklaşmanın doğru olmadığını, bu şekilde bir ilişkiden çocukların sakat doğacağını ileri süren Yahudilere cevap verildiği gibi, gerekçe olarak da asıl olan tohumun yeşereceği yere ekilmesi olduğuna vurgu yapılmıştır.

- Bu ifadede, hem nezaket, hem incelik hem kibarlık hem belagat hem kapsam genişliği hem de edebi sanat estetiği vardır. On dört asır önceki bu ifadenin -bu konularla biraz tanışıklığı olan- bugünkü insanları da büyülemesi, gerçekten Kur’an’ın semavi kimliğinin ayrı bir delilidir.

- Amme suresinin 33. ayetindeki ifadelere gelince;

İmam Maverdi’ye göre, “kevaib” iki manaya gelir. Birincisi İbn Abbas’a ait olup“Nevahid = Erginlik çağına girmiş kızlar” manasına;  diğeri Dahhak’a ait olup “Azârâ = bakire kızlar” manasına gelir. (bk. Maverdi, ilgili ayetin tefsiri)

Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, Nebe suresindeki ayette “göğüsleri tomurcuklu” şeklinde tercüme edilen “kevaib”in asıl manası erginlik çağına ermiş, bakire genç kızlar demektir.

Erginlik çağına girmiş kızların bu erginlik çağının ilk belirtisi göğüslerinin tomurcuklanması olduğu için, kaynaklarda daha çok bu mana verilmiştir.

Halbuki asıl mana “ergenlik yaşına ermek”tir; “göğüslerin tomurcuklanması” ise asıl mana değil, mananın lazımıdır.

Nitekim İbn Aşur’a göre de “kevaib”, "kaib"in çoğuludur, on beş ve civarındaki yaşa girmiş kızlar içi kullanılır. Çünkü, o çağa ayak basmış kızların göğüsleri tomurcuklanır. (bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

Bu sebeple ve de özellikle hissiyatı mülevves olan bu asırda kelimenin asıl manasını ön plana almak ve ilgili ayeti “ergenlik çağına girmiş genç yaşıt kızlar” şeklinde meallendirmek daha uygundur.

Bizim kanaatimize göre de ayette “göğüslerin tomurcuklu” vasfına değil,“kızların erginlik çağına/genç yaşta, bekâr olduklarına” işaret edilmiştir.

Bu mana Kur’an’ın belagatine, edebiyatına ve edeb-i nezihanesine daha uygun görünmektedir.

Eski zamandaki temiz ve safiyane duygularının duygusallığı sebebiyle, “kevaib”in asıl manası olan “ergenlik/gençlik çağı” ifadesi yerine, ikinci derecede bir mana olan ve asıl mananın bir gereği olan “tomurcuklu göğüsler...” ifadesi tercih edilmiştir.

Özetle, Kur’an’ın kullandığı “kevaib” kelimesi, bizim Türkçe’de kullandığımız “göğüsleri tomurcuklu” sözcüğünün gösterdiği müstehcenliği göstermez.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun