İnsan bedeninde faaliyet gösterenin ruh olmadığını, beyin olduğunu; yani insanın beyinden ibaret bulunduğunu iddia edenlere nasıl cevap vermek gerekir?

Tarih: 24.06.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Beynin kendine has fonksiyonlarının olduğunu kabul etmek gerekir. Ancak, beyinin ruh olmadan bir işe yaramadığı kesindir. Ruh, göz penceresinden görür, kulak penceresinden işitir, burun penceresinden koku alır, ten penceresinden dokunmayı sezer, beyin penceresinden algılar, idrak eder.  Ruh olmadan bunların hiç biri bu işlevleri yerine getiremez. Fakat bunlar olmadan ruh da –biyolojik bünyeye bağlı olarak oluşan psikolojiyi ve diğer- hassasiyetleri algılayamaz.

Örneğin, bir odanın içinde bulunan kimse, o odanın penceresinden dışarıyı seyreder, ama seyreden pencere değil, odanın içindeki insandır. Eğer pencerede bir arıza oluşur da dışarının görmeye engel olursa, bu durum içerideki kişinin de hasar gördğü anlamına gelmez. Bunun gibi, insan bedenindeki ruh, göz penceresinden kainatı seyreder. Gözde bir hasar olsa dışarıyı görmeye engel olsa, bile bedendeki ruhun da hasar gördüğü anlamına gelmez. Aynı şekilde, ruhun, hasara uğramış, fonksiyonlarını kaybetmiş bir beyin, bir kulak aracılığıyla eskisi gibi düşünmesi işitmesi mümkün değildir. Çünkü;

- İnsan vücudu, hayvansal ve bitkisel yanını teşkil eden cismanî beden ile melek yanını teşkil eden, vücud-u haricî giydirilmiş, başına şuur takılmış bir kanun-u emrî olan ruhtan meydana getirilmiştir. Cismaniyeti olmayan, yalnız ruhanî tarafı olan melekler, insanın –cismaniyete bağlı olarak- algıladığı bir çok şeyleri algılayamazlar.

- Maddeciler, meselelere yalnız alet-edevat bazında bakıyorlar, işin mutfak kısmıyla/arka planıyla ilgilenmiyorlar. Bu sebeple, onlara göre, göz görür, kulak işitir, burun koku alır vesselam. Biraz daha ileri gidenler, bu işlerin beyinle ilişkisini algıladığı için bunları beynin fonksiyonu olarak değerlendirirler. Biz, bu araçları ve sebeplerin varlığını kabul ederiz. Örneğin beynin hasara uğraması durumunda, gözlerin görme duyusunu, konuşma yetisini kaybettiğini biliriz. Fakat, biz beynin de fonksiyonlarını icra etmesi için zorunlu olarak bağlı bulunduğu bir merkezin/ruhun varlığını da biliriz. İşin arka planında bu gerçeğin varlığını -vahyin ışığında- öğreniyoruz.

- Maddenin zayıflaması, ruhun kuvvetlenmesine sebeptir. Manevî alanlarda ihtisas yapmış, iman–amel laboratuarında yaptıkları deneylerde, keşif-keramet bulgusuna ulaşmış milyonlarca evliya, bedenlerini bırakarak ruhlarıyla misal alemi ve benzeri manevî alemlerde gezdiklerini, ruhun manevî gönül penceresinden çok hakikati gördüklerini -maddeci bilmez- ama iman gözüyle bakanlar bilirler.

- Bir benzetme yaparsak, ruh bir elektrik akımı gibidir. Mahiyeti itibariyle akım da meçhul, ruh da meçhuldür. Bu akım, ampul bedenine girdiği zaman onun her tarafını aydınlattığı gibi, ruh da insan bedenine girdiği zaman onu her yönüyle aydınlatır. Milyarlarca ampul hükmündeki beyin hücrelerini, sinir sistemini ve diğer organları aydınlatan ruh santralını görmemek, Milyonlarca  ampulün bağlı olduğu bir santral merkezini görmemekten daha gariptir. Şartelin indirilmesiyle bütün lambaların bir anda sönmesi, onların ışıklarının kendilerinden değil, dışarıdan aldıklarının kanıtı olduğu gibi, ruh şartelinin indirilmesiyle bedenin cismanî bütün ampullerinin sönmesi de, onların ruha bağlı olduklarının belgesidir.

- Ruhun mahiyetinin meçhul, kendisinin bir kanun-u emrî olduğu ayetle sabittir:

"Ey Muhammed! Sana ruhtan sorarlar. De ki; ruh, Rabbimin emrindendir. (O'nun bildiği bir iştir) size ancak az bir bilgi verilmiştir."(İsra, 17/85).

- Özetlersek, insanı maddeden ibaret sanan, bu maddî bünyenin harika sanat cihetini de kör tesadüfe, cansız, şuursuz tabiata veren; elmayı ağaçtan, suyu gölden, nefesi/oksijeni havadan, yağmuru buluttan, sütü-peyniri inekten gelen birer hediye olarak kabul eden beyinsizler yüzündendir ki, -baş döndürücü teknolojik gelişmelere rağmen- birkaç asırdır insanlık irtifa kaybetmiş, ahsen-i takvim zirvesinden esfel-i safilin derekesine yuvarlanmış, insanlık camiasının onurlu hayat sistemi altüst olmuştur.

İlave bilgi için tıklayınız:

Ruh nedir, ruhun mahiyeti anlaşılabilir mi? Ruh beyinden mi ibarettir? Ruh ile beden arasındaki ilgi nasıldır?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

Hamdialk

Eğer ruh modern psikolojinin bazı ekollerinin iddia ettiği gibi beynin bir fonksiyonu olsaydı, her hangi bir organ yetmezliği sebebiyle ölen kişiye o organ takıldığında tekrar yaşamaya devam etmesi gerekirdi.
Nasıl ki bir bilgisayarın örneğin ana kartı bozulduğunda çalışmıyor ama ana kartı değiştirdiğinizde çalışmaya devam ediyor ise, insan sadece maddeden ibaret olsaydı maddi eksiklik ikmal edildiğinde yaşamaya devam ederdi. Oysa ölüm gelip Allah'ın emri yerine gelip ruh bedenden ayrıldığında bir daha onu ikmal etmenin mümkünatı yoktur.
Bu misal de ruhun varlığının delilidir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun