Hz. Peygamber, Fatıma bint Dahhak’ı neden boşadı?

Tarih: 16.02.2022 - 08:44 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hz. Peygamber, FÂTIMA bint DAHHÂK ile evlenip 6 ay sonra tesettüre tam riayet etmediğinden boşandığı doğru mudur?
- Hz. Peygamberin hayatta iken boşadığı eşleri hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hz. Peygamber (asm) Efendimizin talip olup sonra nikah kıymaktan vazgeçtiği veya nikahladığı halde beraber olmadığı kadınlar da vardır. Bunların adları ve sayılarıyla ilgili muhtelif rivayetler bulunmakta ise de Fatıma bint Dahhak ile Esma bint Numan dışındakilere dair nakillerin kesinlik kazanmadığı belirtilmektedir.(1)

Kilabiyye, Fatıma bint Dahhak

Aslen Kilaboğullarından olan bu kadının ismi ihtilaflıdır. Kimileri onun Fatıma bint ed-Dahhâk b. Süfyân el-Kilâbî olduğunu söylerken, kimileri de Amre bint Yezid(2), başkaları ise onun Aliye bint Zübyan(3) veya Seba bt. Süfyan olduğunu söylemiştir.(4)

Bu rivayetler arasında Kilabiyye’nin Fatıma bint Dahhâk olma ihtimali daha kuvvetli görünmektedir.(5)

Fakat Arap örfünün yansıması olarak tarihçilerin sadece mensup olduğu kabileye nispet etmekle yetindiklerinden ismi üzerindeki ihtilafların çözülmesi zorlaşmaktadır.

Yaygın olan görüşe göre Hz. Peygamber (asm) onunla 8/630’da Mart ayında Cirane’den dönerken evlendi.(6)

Hz. Peygamber (asm) eşleriyle birlikte olmadan önce onları ziyaret eder, yüzünü açarak öper, gönüllerini alır ve kendisiyle arasında bir yakınlık kurardı. Kilabiyye ile evlenince yanına girdiğinde kadın ona “Eûzü billahi minke / Senden Allah’a sığınırım.” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber de “Sen büyük olana sığındın, ailene git!” demişti.(7)

Cirane’de başlayan evlilik, aynı yerde son buldu.(8)

Kilabiye, kendisini Hz. Peygamber’den sakınması üzerine onu boşadı. Hz.  Peygamber’den boşandıktan sonra hata yaptığının farkına varmış ve bunun için şanssız ve bahtsız olduğunu söylemiştir.(9)

Hz. Peygamber’in (asm) Kilabiyye’yi boşamasında etkili olan unsur onun “Eûzü” ile başlayan cümle kurmasıyla alakalı olmalıdır.

İslam dinine girişte kalbin tasdik etmesi gereken Eûzü formu levh-i mahfuzda yazılı olan anahtardır. O her kapıyı açan ve her belayı def eden reçetedir. Eûzü ile emin olunması gereken bir şey Allah’ın korumasına ve güvencesine ısmarlanır. Bir kimse bu sözlerle yakarışta bulunduğunda görmezden gelinemez. Özellikle tevhid akidesini kalplere salmak için mücadele veren bir tevhid Peygamberinin kendisiyle alakalı bir hususta bu sözün kıymetini unutması düşünülemez. Ayrıca unutulmaması gerekir ki Allah’a kovulmuş, lanetlenmiş, tardolunmuş ve azaba duçar olacak şeytanın şerrinden sığınılır.

Bu sözün sonundaki kastedilen mana herkes tarafından bilinir.

Tevhid akidesinin anahtarını gelişi güzel kullanan, sözün gittiği yeri hesaplamayan ve aklıyla hareket etmeyen bir kadının aile yuvasına vereceği tahribatlar tedavisi mümkün olmayan hastalıklar gibidir. Böyle bir izdivaçtan en hızlı ve en kolay dönüş yolu henüz zifaf gerçekleşmeden önceki dönemde nikâhı sona erdirmektir. Zaten bu gece için Allah (cc) kolaylıklar sağlayarak tarafların birbirine muhtaç kalmadan; ama bu arada kadının mağdur olmaması için mehrini alarak ayrılmasına fırsat vermiştir.

Son olarak bilinmesi gerekir ki, Hz. Peygamber (asm) bir beşer olmasına rağmen onun hak ve vazifeleri normal insanlar gibi değildir. Ona farz ve haram kılınan hususiyetler tahsis edilmiştir. Hz. Peygambere böylesine ağır bir yük yüklenince eşlerinin de kendilerine mahsus hak ve hukuku olmuştur.

“Ey Peygamber’in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa (günah işlerse), onun cezası iki kat verilir. Bu, Allah’a göre kolaydır.” (Ahzab, 33/30)

ayetinde bildirildiği üzere hataları normal insanlarınki gibi karşılanmaz. Küçük hataları mazur görülebilir, fakat peygamberlik makamına uygun olmayan büyük hatalara müsaade edilemez.

Hz. Peygamber Efendimizin (asm) çok eşle evliliğinden cinsellik arayanların, bu rivayetleri de hesaba katmaları gerekmektedir. Zira o, evlendiği hanımların güzelliklerine veya kadınlık taraflarına bakmamış, Allah’ın hükümlerini uygun yaşayıp yaşamamalarına önem vermiştir. Evlendiği bir kadın ilahî çizgiden çıkmasıyla yolunu ondan ayırmıştır. Şayet evliliklerinde şehevi duygu hakim olsaydı, girdiği zifaf odasından geriye dönmezdi. Aslında o, kendisine emredileni yapmakla vazifeliydi. Onun çok eşliliğinin asıl amacı nefsanî duyguları tatmin etmek değil, İslam aile modelini bir bütün yaşayarak geride örnek aile tablosu bırakmaktır.

Kaynaklar:

1) bk. TDV İslam Ansiklopedisl, Ümmühatü'l-müminin md.
2) İbn İshak, es-Sîretü’n-Nebeviyye, thk. Ahmed Ferîd el-Mezîdî, Beyrût: Dâru’l-İlmiyye, s. 286; İbn Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye, çev: Hasan Ege. İstanbul: Kahraman Yayınları, 4/401; İbn Habîb, Kitâbû’l-Muhabber, thk. Elisa Lichtenstadter, Beyrut, s. 96; Mâverdî, Kitâbü’l-Hâvî’l-Kebîr. Beyrût: Dâru’l-Fikr,  9/62.
3) Zehebî, Siyerü A’lâmü’n-Nübelâ. Kâhire: Dâru’l-Hadis, 3/501; Ebü’l-Fidâ, es-Sîretü’n-Nebeviyye, thk. Mustafa Abdulvâhid, 3/379.
4) İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, thk. Alî Muhammed Ömer. Kahire: Mektebetü’l-Hancî, 10/136; Hâkim, el-Müstedrek ‘ale’s-Sahîheyn, Beyrût: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 4/38.
5) M. Ş. Lâşin, Ezvâcü’n-Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Riyad: Mektebetü’l-Maârif, s. 10.
6) İbnü’l-Esîr, Câmiü’l-Usül fî Ehâdisi’r-Rasûl, thk. Beşîr Uyûn, Beyrût: Dâru’l-Fikr, 12/103.
7) İbn Sa’d, 10/137; İbnü’l-Esîr, 1991: 2/285.
8) Belâzurî, Ensâbu’l-Eşrâf, thk. Süheyli Zekkâr-Riyad Ziriklî. Beyrut, Dâru’l-Fikr, 2/92.
9) İbn Sad, 8/142; İbn Abdilber, İstiab, 4/1900; İbn Hacer, İsabe, 4/382. Ayrıca bk. Hakan Temir, Hz. Peygamber’in Zifaf Gerçekleşmeden Boşadığı İddia Edilen veya Vefatıyla Boş Kalan Hanımlar, Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, 8(3), 587-593, Kasım 2018.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun