700 yıllık mektup olayı doğru mu?

Tarih: 30.11.2019 - 14:43 | Güncelleme:

Soru Detayı

Ağağıda aktaracağım bilgiler doğru mudur, bilgiler şöyle:
Verceğimiz bilgiler İnsanlık tarihi çok garip ve sarsıcı olaylara şahit olmuştur. Bu ibret verici hadiselerden biri de peygamberimizin doğumundan 700 sene önce yazılmış bir mektuptur. Bu mektup, Yemen Kralı Tubba tarafından yazılmış, altın mühürle mühürlenmiş ve Hz. Peygamber'e (s.a.v.) gönderilmiştir.
Peki bu mektubun hikâyesi neydi ve neler olmuştur. Bu ibretli olayı ana hatlarıyla ileteyim:
Yahudilerin beklediği son peygamber
Gerek Yahudi gerekse de Hıristiyan din alimleri, Tevrat ve İncil'deki bazı ayetlerden hareketle Arap bölgesinde "Ahmed" adıyla bir peygamberin geleceğini hep konuşa gelmişlerdir. Bu bilgi nesilden nesile aktarılmıştır. Hatta Yahudilerin önemli bir kısmının gelecek son elçiyi beklemek için Medine'ye yerleştikleri bilinir. 400 Yahudi âlimi bu nedenle Medine'ye geldi ve Medine'yi vatan edindi. Bunların torunlarından bir kısmı daha sonra Müslüman olarak "Ensar" adını aldı. Yani ensar içinde eskiden Yahudi kökenli olup da Hz. Peygamber'e iman edenler de vardı. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) mücadelesinde sahabe olarak yanında yer edindiler.
Medine'yi işgale gelen Yemenli
Peygamberimizin doğumundan yedi asır önce Yemen hükümdarı Tubba, Medine'yi işgal için yola çıktı. Medine'ye geldiğinde oradaki Yahudi âlimleri kendisiyle konuşup Medine'yi işgal etmemesi için onu uyardılar. "Medine korunmuş bir şehirdir. Orayı işgal edemezsin" dediler. Gerekçe olarak da "Son Peygamber'in Medine'ye yerleşeceği" bilgisini gösterdiler. Bu bilgi Tubba'nın dikkatini çekti. Yahudi âlimlerle uzun uzun konuşup Peygamberimizin geleceği hakkında bilgi aldı. O denli etkilendi ki Medine'de Peygamberimizin yerleşmesi için bir ev bile yaptı. Kendisine bilgi veren bu din adamlarına da birer ev ve cariye verdi. Sonra da uzun bir mektup yazdı. Mektubu altın mühürle mühürleyip bu bilginlerden en güvendiğine teslim etti.
Tubba'nın vasiyeti
Tubba bu mektubu teslim ettiğinde şöyle vasiyet etti. Ben bu peygamberin hangi asırda geleceğini bilmiyorum. Her biriniz kendi çocuğuna bu mektubu ulaştırsın. Nesilden nesile aktarılacak bu mektup mutlaka o peygambere ulaşacaktır.
Tubba mektubu teslim ettikten sonra Yemen'e geri döndü. Ama kalbi ve aklı Medine'de kaldı.
Eyyüp Sultan'a mektup nasıl ulaştı
Denildiğine göre bu âlimlerin birisinin torunu olan -veya Medine'nin en asil ailelerinden birine mensup olan- Eyyüp Sultan (esas ismi Halid bin Zeyd, eba eyyüp el-Ensari) bu mektuba sahip oldu. Mektup nesilden nesile, elden ele dolaşırken bir vesile ile Eyyüp Sultan'a ulaştı. Eyyüp Sultan bu mektubu sakladı. Hz. Peygamber'in Mekke'den çıkıp Medine'ye geleceğini duyunca da heyecanlandı ve mektupta adı geçenin Hz. Peygamber olduğunu anladı. Güvendiği adamlardan birisi olan Ebu Leyla'ya bu mektubu verip şöyle dedi: "Yola çık. Hz. Peygamber'i (s.a.v.) yolda yakala. Bu mühürlü mektubu O'na teslim et. Böylece görevimizi yerine getirelim." Eyyüp Sultan (r.a.), bu mektubu gönderdiğinde, Hz. Peygamber'in kendisine misafir olacağını elbette bilmiyordu.
Tubba'nın mektubu Peygamberimizin elinde
Ebu Leyla isimli Medineli, mektubu Peygamberimize ulaştırmak için yola çıktı. Süleym kabilesinin güvenilir mensuplarından birisi olan Ebu Leyla hicret yolculuğundaki Peygamberimizi, Medine'ye gelmeden buldu. Yolda Hz. Ebu Bekir'le karşılaştı. Ve Hz. Ebu Bekir'le konuşmaya başladı. Henüz adını, nereden geldiğini ne için geldiğini söylememişti. İkisinin konuştuğunu gören Hz. Peygamber (s.a.v.), Ebu Leyla'ya adıyla hitap etti; "Sen Ebu Leyla mısın?" buyurdu.
Ebu Leyla şaşkınlık içinde "evet" dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.) devam etti: "Tubba'nın bana yazdığı mektubunu ver." Ebu Leyla'nın hayreti daha da arttı. Peygamberimize; "Beni nasıl bildiniz, adımı nereden bildiniz. Bu gizli mektubu nasıl bildiniz" deyince Hz. Peygamber (s.a.v.) cevap buyurdu: "Ben Allah'ın Peygamberiyim. Ben Muhammedim." Ebu Leyla mektubu Peygamberimize teslim etti. Efendimiz mektubu okuması için Hz. Ebu Bekir'e uzattı. Hz. Ebu Bekir mektubun mührünü söktü ve içindekini okudu.
Tubba'nın mektubundaki bilgiler
Tubba'nın milattan 200 sene önce yazdığı yedi asırlık mektup şöyleydi: "Şehadet ederim ki Hz. Ahmed Allah'ın Peygamberidir. Şayet ömrüm olur da O'na ulaşırsam O'nun yardımcısı veya amcasının oğlu gibi olurum. O'nun yanında yer alırım. O'nun düşmanlarıyla savaşır, yükünü hafifletirdim."
Mektup 7 asır önce yaşayan bir kralın imanını konu alıyordu. Gözünün önündekini göremeyen Ebu Leheb ve benzerlerinin hali ile, yedi asır öncesinden Hz. Peygamber'i gören bu kişi arasındaki fark ne kadar büyüktür. Tubba 7 asır önceden imanını ilan ediyordu.
Hoş geldin Tubba! O bir mümindir
Bu mektubu dinleyen Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu. "Sakın Tubba'ya küfretmeyin. Sövmeyin. O bir mümindir. Selam Tubba. Aramıza hoş geldin." (Semhudi, Vefaul Vefa, I, 188- 189; İbn Kuteybe, el-Mearif; İbn Asakir, III, 334-335)
Eyyüp Sultan'ın evini kim yaptı?
Kaderin çok garip bir cilvesidir ki, Hz. Peygamber'in Medine'de 7 ay boyunca misafir olarak kaldığı Eyyüp Sultan'ın evi, tam 7 asır önce Tubba'nın Peygamberimiz için inşa ettiği o evdi. Hz. Peygamber'den 7asır önce inşa edilen o eve gelecek ve haberi olmadan o evde misafir kalacaktır. Yüce Rabbımızın o kadar garip ve hikmetli işleri var ki, hangi beşeri hesap veya proje bu hesabı hesap edebilir.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruya birkaç açıdan şöyle cevap verilebilir:

1. Tübba' unvanı; M.Ö. 115 tarihinde Güney Arabistan'da kurulan, "Himyeriler/Himyerliler"  diye bilinen devletin Tübba'lar; devlete bağlı daha küçük mahalli meliklerin kendisine uydukları ve onları yöneten en büyük melikin unvanıdır.  M.Ö 115'te kurulan Himyeri devleti M. S. 525'te yıkıldı. Yani bu devlet 640 sene yaşadı.

Parçalanan devletin bakiyesi olan krallıklar Hz. Peygamber (asm) zamanına kadar devam ettiler.

Tübba' "Sultanlar sultanı", "herkesin kendisine uyduğu sultan" gibi manalara gelir. (1)

2. Himyerilerin en meşhur Tübba'ı; Ebu Kerb Tübân Es'ad’dır.

İbn-i Hişam'ın hocası İbn-i İshak'tan naklettiğine göre; Tübba' Ebu Kerb Tübân Es'ad; kendinden önce Yemen'de hakimiyetini kuran Küli Kerib'in oğludur, yine ona göre, aynı Tübba'; sultanlığı sırasında ordusuyla Medine’yi fethetmek için buraya gelmiş, Medinelilerle savaşmış ve sonunda şehrin Son Peygamber 'in hicret yurdu olduğunu öğrenince şehri fethetmekten vazgeçmiş, Medinelilerle bir antlaşma yapıp şehirden Mekke'ye gitmek üzere ayrılmıştır.

Tarihlerde Tübba'larla ilgili fazla bilgi yoktur. Hatta bunların sayıları bile tam belli değildir. Bu konuda dokuz, on üç, on altı, yirmi altı ve hatta yetmiş Tübba'dan bile bahsedilir.

Bir tespite göre, Tübba' Ebu Kerb Es'ad, 4. Yüzyılın sonlarında Orta Arabistan'ı, Necid ve Tihameyi fethetmiştir.

Tübba'ın Medine'ye uğraması da büyük ihtimalle bu sırada olmuştur. (2)

3. Hz. Peygamber (asm) Efendimiz de Ahmed b. Hanbel'in "Müsned" (5/340) isimli eserinde yer alan iki hadiste; Tübba' Es'ad el- Himyeri'den söz eder. Bu hadisler şöyledir:

"Tübba'a küfretmeyin, (hakkında kötü konuşmayın), zira o Müslüman olmuştur", "Es'ad el -Himyeri'ye sövmeyin, zira o Kabe'ye ilk örtüyü giydirendir." (3)

Dikkat edilirse, Mekke'li ve Medineli sahabeler, Zaman zaman Medine'ye ordusuyla gelmiş olan Tübba'dan söz ediyorlardı. Rasulullah onları iki hususta uyarmak için bu sözlerini söylemiş olmalıdır.

Demek Rasulullah da bir Mekke'li olarak Medine'ye gelen Tübba' konusundan haberdardı veya kendisine vahiy veya ilham yoluyla bu konuda bilgi ulaşmıştı. Bu konudaki iki açıklamanın güvenilir bir hadis kaynağı olan Müsned'de yer alması da dikkat çekicidir.

Müsned'de yer alan iki hadis; başka tarihi rivayetler içinde en güvenilir olanıdır. 

Şu kadar var ki; Resul-i Ekrem (asm) onun Müslüman oluşundan ve Kabe'ye ilk örtü giydirmesinden söz ederken; Medinelilere bir mektup bırakmasından söz etmemektedir.

Kanaatimizce böyle bir şey olsaydı, Rasulullah bundan da bahsederdi.

Tübba’nın Kabe'yi ilk örtü giydirmesi konusu Klasik İslam tarihi kaynaklarında ve muahhar eserlerde de zikredilmektedir. (4)

4. Tübba' Es'ad, Kabe'yi ilk giydiren kimse olduğuna göre, Mekke'ye de uğramıştır. Bu konuda tarih kaynaklarında bilgiler yer alır.

İbn-i İshak'ta ve başka tarih kaynaklarında geçtiğine göre; Tübba, Kabe'yi yıkmak ve onda saklı olan altın, yakut ve zebercedlere sahip olmak için ordusu ile Mekke'ye girmek istemiş, Allah'ın gönderdiği bir rüzgar ile rahatsızlanınca, bu düşüncesinden vazgeçmiş, sonra Kabe'yi tavaf etmiş, Kabe için armağanlar sunmuş, Kabe'yi giydirmiş, Harem'de Mekke'lilere ziyafet vermiş ve altı gün Mekke'de kaldıktan sonra Yemen'e dönmek için orayı terk etmiştir. (5)

5. Medinelilere mektup bırakma Konusu:

Tübba' Esad el -Himyeri (veya Medine'ye geldiği rivayet edilen bir başka Tübba') şehre uğradığında Medinelilere, Son Peygamber'e iman ettiğini bildiren, ahirette ondan şefaat isteyen bir mektup bıraktı mı?

Mısır'ın Semhud şehrinde doğan Ali b. Abdullah es- Semhudi, (doğum: 844/1440- Ölüm: 911/1550) Medine’yi konu alan sekiz bölümlük "Vefâu'l- Vefâ bi Ahbâr-ı Dârı'l- Mustafâ" adlı eserinde bu konuda -araştırdığımız kadarıyla- hadislerde ve İslam tarihi kitaplarında yer almayan bir rivayetten söz eder. Buna göre:

Hicretten 700 sene önce Yesrib'e (Medine'ye) gelen Tübba', ileride gelecek Peygamber'in Medine'ye hicret edeceğini öğrenince; Medine'de Ebu Eyyub el- Ensari'nin oturduğu evi, mezkur peygamber için yaptırır, bir de bu peygambere verilmek üzere bir mektup kaleme alır. Mektupta, gelecek peygambere inandığını ve ondan kıyamette kendisine şefaat etmesini ister.

Semhudiye göre bu mektup; nesilden nesile intikal ederek sonunda Ebu Eyyub el-Ensari'ye ulaştı. Hicret sırasında Ebu Eyyub mektubu Hz. Peygambere sundu. Mektup Rasulullah'a okununca o "merhaba ey salih kardeş" dedi. (6)

Miladi 956 yılında ölen Mesudi de Rasulullah gönderilmeden 700 sene önce Tübba Ebu Kerb Esad'ın Rasulullah'a iman ettiği ile ilgili riayetten söz eder. Yalnız mektup ve ev konusundan söz etmez.  (7)

İbn-i Kuteybe de el-Meârif adlı kitabında aynı kişinin 700 sene önceden Rasulullah'a iman ettiğiyle ilgili rivayeti anar ve arkasından Tübba' Ebu Kerb Es'ad'ın  iman ettiğini belirten sekiz beyitlik şiirine kitabında yer verir. (8)

İbn-i Kuteybe’de ev ve mektup bırakma konusundan söz etmez.

Varlığından söz edilen mektup ve Medine'de gelecek peygamber için yaptırılan ev konusunda akla birtakım sorular gelmektedir:

- Rasulullah'ın hayatından, Medine şehrinden, hicretten, Ebu Eyyub el-Ensari ve Tübba'dan söz eden ilk klasik tarih kaynaklarında neden ev ve mektup konusundan söz edilmez?

- XV. asrın ortalarında doğan ve XVI. asır başlarında vefat eden Semhudi, bu konudan hangi kaynağa dayanarak söz etmektedir?

- Semhudi, hicretten 818 sene sonra doğdu, 984 sene sonra da öldü. Mektup ve Medine'de yapılan ev konusundaki bilgilerinin -varsa- kuvvetli ve güvenilir kaynağı ve kaynakları nelerdir? Bu özel bilgiye kendisi nereden ulaşmış ve bunun doğruluğunu nasıl tespit etmiştir?

- İlk klasik İslam tarihi kitapları bu rivayetten neden söz etmezler?

- Medine ve hicret konulu hadislerde yaptırılan ev ve mektup konusu niçin yer almaz?

- Böyle mühim bir konudan Ebu Eyyub, Rasulullah ve diğer sahabeler neden söz etmezler?

Bu gibi suallere ikna edici cevaplar bulamadığımızdan dolayı mektup ve ev konusu çok inandırıcı, gönlü tatmin edici ve kabul edilebilir gelmemektedir.

Diğer taraftan Semhudi'de Medine'ye gelenin hangi Tübba olduğu da açık değildir. Medine'ye gelen Tübba' Es'ad Himyeri ise; onun orta Arabistan ve Necid'e olan seferi, 4. yüz yıl sonlarıdır. Böyle olunca Rasulullah Efendimiz ile arasından 700 sene geçmesi mümkün değildir. 

Yine, 700 sene öncesi yazıldığı iddia edilen mektup M. Ö. 115'te kurulan bir devletin bir kralı tarafından M. Ö. 200'de nasıl yazılabilir?

Bu durumda mektup ve yaptırılan ev konusunda kesin bir karara varmaktan bizi alıkoyan önemli maniler, şüpheler ve tereddütlerimiz bulunmaktadır.

Özetle, bu konu geniş bir eser taramasıyla ve derinliğine araştırılması gereken bir meseledir. Onun için "bu konuda kesin kanaatimiz şudur" diyemiyoruz.

Kaynaklar:
1) Bu konuda daha geniş bilgi bk. İbn-i İshak, Muhammed b. İshak, Sîretü İbn-i İshak, Hayra Hizmet Vakfı, Konya 1981, s. 29- 33, nr. 35- 39; İbn-i Hişam, Abdulmelik b. Hişam, Es- Sîretü'n- Nebeviyye, I-IV, Dâru'l- Fikr, Beyrut 1981, I, s. 14-24; İbn-i Hişam, Abdulmelik b. Hişam, Hz. Muhammed'in Hayatı (Es- Sîretü'n- Nebeviyye), terc., İzzet Hasan- Neşet Çağatay, TTK Yayınları, Ankara 1992, s. 13, 14-17;  Mesudi, Hüseyin b. Ali, Mürûcu'z- Zeheb, I- IV, Dâru'l- Kütübi'l- İlmiyye, Beyrut ty., I, 65; II, s.80- 83,  95, 121, 135; Hitti, K. Philip, Siyasi ve Kültürel İslam Tarihi, I- IV, terc., Salih Tuğ, Boğaziçi Yayınları, İsttanbul  1980, I, 88- 91, 94- 102; Hasan İbrahim Hasan, İslam Tarihi, I- VI, terc., İsmail Yiğit ve arkadaşları, Kayıhan Yayınları, İstanbul 1985, I, 40, 47- 48; Sarıçam İbrahim, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı,  Diyanet işleri Başkanlığı yayınları, Ankara 2004, s. 25- 26; Harman Ö. Faruk, "Tübba'" , DİA, XLI, İstanbul 2012,  s 546.
2) bk. İbn-i İshak, s. 29 vd.  İbn-i Hişam, Es-Sire, I, 16- 18.  İbn-i Kuteybe, Abdullah b. Müslim, el- Me 'ârif,  terc., Hasan Ege, Şelale Yayınevi, İstanbul, 1978, s. 449, 452; Harman, "Tübba'", DİA, XLI, s. 456.
3) Müsned, 5/340; M. Hüseyin el-Ferah, el-Cedîd fî târîḫi devleti ve ḥaḍârati Sebeʾ ve Ḥimyer, San‘a 1425/2004, I, 129, 147; II, 645-658. Ayrıca onun Müslüman olduğu hakkında bk. İbn-i İshak, s. 33, nr. 39; Diyarbekri, Muhammed b. Hasan, Târîhu'l- Hamîs, I- II, Müessesetü Şa'bân, Beyrut ty., I, 119.
4) Bu konuda birkaç örnek için bk. İbn-i Hişam, Sire , I, s. 14-24; İbn-i Hişam, Hz. Muhammed'in Hayatı, s. 13, 14-17; Mesudi,  II, s. 121, 135.
5) Bu konuda bazı kaynaklar  için bkz. İbn-i İshak, s. 29 vd.  İbn-i Hişam, Es-Sire, I, 16- 18.  İbn-i Kuteybe, el- Me 'ârif, s. 449, 452; Diyarbekri, I, 119; Mesûdi, II, 12;  İbn-i kuteybe , s. 429.
6) bk.  Semhudî, Vefâʾü’l-vefâʾ bi-ahbâri dâri’l-Mustafa (nşr. Kasım es-Sâmerrâî), Beyrut 1422/2001, s. 340-342.
7) bk. Mesudi, 1/65.
8) bk. İbn-i Kuteybe, el-Maʿârif (Ukkâşe) s. 43, 450.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun