Bu dünyada da Allah ceza veriyorsa, öteki dünyayı niye yarattı?

Tarih: 13.04.2021 - 15:44 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kişinin işlediği suçların bir karşılığının, yani bir cezasının olması, adalet ve hakkaniyet ilkesinin kaçınılmaz bir gereğidir. Suçların türüne göre hem dünyevî hem de uhrevî birtakım cezalar da gerekebilecektir. Nitekim Allah Teâlâ bazı suçlara hukukî anlamda bu dünyada uygulanacak bazı cezalar takdir ettiği gibi, bir yandan da bazı kimselerin işlediği günahların karşılığı olarak dünyada birtakım felâket ve musibetler verdiğini bildirmiş, örneğin “Ayetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk” (Araf 7/136) buyurmuştur.

“Her kim de benim zikrimden (Kuran’dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu Kıyamet gününde kör olarak haşrederiz” (Tâhâ 20/124), “Onlardan öncekiler (peygamberleri) yalanladılar da farkına varmadıkları bir yerden onlara azap gelip çattı. Böylece Allah dünya hayatında onlara rezilliği tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi!” (Zümer 39/25-26) gibi bazı ayetlerde ise hem dünyevî hem de uhrevî cezaya uğrayacakları belirtilmiştir.

Esasen cezalarda denklik esastır. Yani günah ve suçlar ancak misliyle cezalandırılmaktadır. (bk. Bakara 2/194; Enam 6/160; Şura 42/40)

Ayetlerde geçtiği üzere bazı günahkarlara kat kat ceza verilmesinin sebebi ise, onların inkara veya günahlara önayak olmaları, bu konuda önderlik yapmaları veya mevkileri sebebiyle iyi davranışlarda bulunmaları gerekirken aksini yapıp diğer insanlara kötü örnek teşkil etmeleridir.

Bu gibi durumların da ayrıca cezalandırılmayı gerektirdiği düşünüldüğünde gene denklik ve adalet ilkesi bozulmuş olmayacaktır.

Günahkarlara bu dünyada uygulanan azabın iki türü söz konusudur:

Birisi, pişmanlık duyup girdikleri sapkın yoldan dönmeleri ve yeniden Allah’a yönelmeleri için bir uyarı mahiyetinde olan (Enam 6/64; Nahl 16/53; Secde 32/21) Yunus peygamberin kavminin maruz bırakıldığı felaket gibi azaplardır. Kişilerin karşılaştığı hastalık ve musibetlerin bir kısmı da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bir diğeri ise Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. Sulih ve Hz. Lut peygamberlerin milletlerinde görüldüğü gibi inkar ve isyanda direnen kavimleri helak eden azaplardır. Bunlar da geride kalan insanlara etkileyici bir ibret verme, aynı yoldan gittikleri takdirde karşılaşabilecekleri sonuçları gösterme amacına matuftur.

Hz. Peygamber Efendimiz, dünya azabından da Allah’a sığınma duası yapmakla birlikte, bu azabın ahiret azabından daha hafif olduğunu bildirmiştir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/238)

Dolayısıyla dünyada karşılaşılan cezanın özü itibariyle ahirette çekilecek cezanın yerine geçmediği, işlenen suçun tam anlamıyla dengi olmadığını belirtmek gerekir.

Bununla birlikte, suçun mahiyeti ve ağırlığına göre dünyada uygulanan ceza ahiret azabını tamamen düşürebileceği gibi, ahiret azabının bir kısmının dünyada çekilmesi sebebiyle oradaki azabı hafifletici bir unsur olabilecektir. Bu ise -dünya ve ahiret azabının ağırlığı mukayese edildiğinde- dünyada azap çeken kişi açısından bir avantaj haline dönüşecektir.

Öte yandan, özellikle inkar gibi insanın varlık amacına aykırı ve Allah’a mutlak karşı gelmeyi içeren büyük günahların, dünyevi bir ceza ile karşılanması ve dengelenmesi mümkün olmadığından, ahiret hayatı ve azabının bulunması zorunludur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun