Cezalar ahirete bırakılıyorsa, bu dünyada insanların ceza vermesi ne anlama gelir?

Tarih: 05.11.2015 - 06:20 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Cezalar ahirete bırakılır ama bazı kişilerin cezalarını insanlar veriyor. Bu durumda ceza veren kim oluyor?
- Bazı asi ve zalim kavimler, peygamberlere zulmettikleri veya sefahatte çok aşırı gittikleri için, bu dünyada kahır tokatlarına maruz kalmışlarsa da, temel kaide “cezaların kabre ve ahirete tecil” edilmesidir.
- Dünyadaki bu cezalar, diğer insanların ibret almaları için İlâhî birer ikaz mahiyetindedirler. Bazı kavimleri yaptıkları suçtan dolayı insanlar ceza veriyor.
- Bu durumda nasıl bir sonuç çıkarmalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- İlahi adalette temel prensip, iyili ve kötülüğün karşılığı “Din günü = karşılığın verildiği gün” olarak bilinen kıyamet gününde tahakkuk eder. Ancak, ilahi hikmet, bazen ahiretteki karşılığın bir sinyali olan iyiliğin mükafatını dünyada verdiği gibi, cehennemi hatırlatan kötülüğün karşılığını da dünyada verir. Özellikle müminlerin bütün dünyevi sıkıntıları günahlarına kefaret olur.

- “İnsanların insanlara ceza vermesi” durumunu iki şekilde mütalaa edilebilir.

Birincisi, Allah’ın dininde yer almadığı ve ön görülmediği halde, bazı insanların diğer bazı insanları cezalandırmasıdır. Bu tür bir cezalandırma usulü İslam’a göre gayrimeşrudur ve bu cezaları uygulayanlar, yaptıklarından sorumludur. Örneğin, hırsızlık, zina, adam öldürme cezaları gibi “resmi devlet mahkemeleri” tarafından tespit edilmesi ve cezasının da devletin vermesi gerekirken, kendi başına bu cezayı uygulamaya kalkan fertler, bununla büyük bir vebal işlemiş olurlar ve bu tür davranışlar bir nevi anarşidir.

İkincisi, İslam’ın ön gördüğü şartlar dahilinde resmi hukuk mahkemeleri tarafından suçun tespit edilmesi ve gereken cezanın verilmesi şeklinde tahakkuk eden ecza şeklidir. Bu tür dünyevi cezaların ön görülmesinde, dünyevi sıkıntıları, uhrevi sıkıntılardan daha fazla önceleyen insan psikolojisinin rolü büyüktür.

Dünya hayatının huzur ve güven içerisinde devam etmesi için, zulmün her türlüsünü engellemek gerekir. Hazır lezzetleri veresiye lezzetlere; hazır sıkıntıları ileride olacak sıkıntılara tercih etme temayülünde olan insanoğlunu, her zaman cennet sevdası veya cehennem korkusu zulümlerden alıkoymaya yetmiyor. Bunun tek çıkar yolu, dünyada da bazı suçların ceza görmesidir. Aslında, yeryüzü hilafet payesine mazhar kılınan insanın, bu tür hukuki müeyyideleri çalıştırması, Allah’ın hükümlerini yeryüzünde tatbik etmesi tam da bu halifelik mertebesiyle büyük bir uyum içindedir.

- Özetle, Allah’ın, İslam şeriatının ön görmediği bir ceza zulüm olduğu gibi, ön görmediği bir cezalandırma usulü de bir zulümdür. Bu sebeple, insanların insanları cezalandırması meşruiyetini Kur’an ve snnetteki hükümlerden alır. Aksi tutum ve davranışların hepsi gayri meşrudur...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun