Bir başka açıdan şeriat, tarikat, hakikatı değerlendirir misiniz?

Tarih: 24.06.2020 - 09:21 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

ثُمَّ جَعَلْنَاكَ عَلٰى شَر۪يعَةٍ مِنَ اْلاَمْرِ فَاتَّبِعْهَا

“Sonra (ey peygamber!) Din hususunda seni bir şeriat üzere kıldık, ona tabi ol!” (Casiye, 45/18)

İnsanın hakikate ulaşması, şeriat kapısından geçerek gerçekleşir. Bu hakikate ulaşmak için ise çeşitli tarikatlar yani yollar vardır. İzmir’den İstanbul’a kara, hava ve deniz yoluyla gidebiliriz. Bu yolların her birinin kendine göre özellikleri vardır. Kısa zamanda varmak istersek hava yolunu tercih ederiz, gezerek gitmek istersek kara yoluyla gideriz. Ama kara yoluyla giderken de farklı yollar karşımıza çıkar. Bedel ödemeyi göze alırsak üç buçuk saatte otobandan hedefe varırız. Bunu göze almazsak hedefe sekiz-on saatte varırız.

Şu iki misalle bu üç kavramı zihnimizde daha net hâle getirebiliriz:

1. Parasını verip satın aldığımız şeyler, şeriata göre bizimdir.

Tarikat açısından hem bizim, hem başkalarınındır. Zira tarikatta paylaşmak esastır.

Hakikat noktasında ise ne bizim ne de başkalarınındır, çünkü mülk Allah’ındır.

2. Kur'an der: “Yapılan bir kötülüğün cezası, misliyle mukabeledir.” (Şûra, 42/40)

Buna göre bize bir tokat atana tokatla karşılık vermek şeriattır, yani dine uygundur, Kitapta bunun bir yeri vardır. Affetmek ise tarikattır. Kur'an bu noktada teşvikte bulunur, affetmeye davet eder. Bir zalimin eliyle atılan tokadın arkasında ilâhî kudret elini görmek ise hakikattir. Çünkü “Beşer zulmeder, kader adalet eder.” (bk. Nursi, Şualar, s. 299-300)

Kişi bu merhaleleri aştıkça “hamdım, piştim, yandım” sırrına mazhar olur. Ham bir meyveden pek de istifade edilmez. Ama piştiğinde kıvamını bulur, lezzetli olur. Yanma merhalesinde artık başkalarını da tutuşturacak bir seviyeye gelir. Mevlana’nın ifadesiyle “Bir mum diğerini tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez.”

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 43
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun