Asker, yolcu uğurlama duası var mı?

Asker, yolcu uğurlama duası var mı?
Soru Detayı

Peygamber Efendimizin uğurlarken yaptığı bir dua var mı? Varsa nedir, açıklar mısınız?
Asker veya başka bir kimseyi uğurlarken nasıl dua edelim?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Abdullah (İbni Yezîd) el-Hatmî radıyallahu anh şöyle demektedir:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem asker uğurlarken, onlarla vedâlaşmak istediği zaman şöyle buyururdu:

“Estevdiullahe dîneküm ve emâneteküm ve havâtime a’mâliküm = Sizin dininizi, emanetlerinizi ve amellerinizin  sonuçlarını Allah’a emanet ediyorum.” (1)

Hadis kitaplarımızda “Vedâ anında söylenecek söz (veya yapılacak dua)” gibi başlıklar altında yer verilen bu hadisimizin Abdullah İbn Ömer ve Ebû Hüreyre radıyallahu anhümâ’dan da rivayetleri bulunmaktadır.

Başka rivayetlerde sadece asker uğurlarken değil, normal zamanlarda özellikle yolculuğa çıkacak kimselerle vedalaşırken de Hz. Peygamber (asm) Efendimizin veda etmek istediği Müslümanın elini tuttuğu ve karşısındaki bırakmadan mübarek elini çekmediği ve

“Estevdiu’llahe dîneke ve emâneteke ve havâtîme amelike = Senin dinini, emanetlerini ve amelinin sonuçlarının Allah’a havâle ederim.” (2)

diye dua buyurduğu kaydedilmektedir.

Peygamber Efendimizin böyle davranmasının gerekçesini bir başka hadis-i şerifte bulmaktayız. Efendimiz sallallahu aleyhi ve selem, Lokman Hakîm’e atfen onun şöyle dediğini haber verir:

“İnnellahe azze ve celle ize’stüvdi’a şey’en hafizahu = Azîz ve celîl olan Allah’a bir şey emanet edildiği zaman onu mutlaka korur.” (3)

Diğer taraftan, senedinde zayıf bir ravi olarak bilinen İbn Lehia’nın bulunduğu bir rivayette Ebu Hüreyre radıyallahu anh’ın şöyle dediği yer almaktadır: Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem bir kere beni uğurladı ve bana “Estevdiukellahellezi lâ tadîu vedâiuhu = Seni, kendisine ısmarlanan şeyler zâyi olmayan Allah’a emânet ediyorum” dedi.(4)

İslâm Edebi

İslam toplumunda bütün beşerî ilişkiler, birer ibadet niteliği içinde ele alınmaktadır. Günlük hayatın bütün sahnelerinin, İslam’ın getirdiği inanç esaslarının İslam dünya görüşünün birer yansıması olarak yaşanması temel ilke olarak benimsenmektedir. Bunun böyle olduğunu Sevgili Peygamberimizin sünnet-i seniyyelerinde, temiz yaşayışlarında görmekteyiz.

İki Müslümanın birbiriyle karşılaştıklarında selamlaşarak söze başlayıp tokalaşmaları, vedalaşırken de yine selamlaşarak ve hadisimizdeki şekliyle birbirlerini Allah’a ısmarlayıp emanet ederek ayrılmaları, “Benim namazım, öteki ibadetlerim, hayatım, ölümüm hepsi alemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (5) ayetinde belirtildiği gibi, “buluşmamız da ayrılmamız da Allah içindir” dercesine bir tavır sergilemek demektir.

Bunun anlamı da hayatın her anının ilâhî bir ikram ve lütuf olduğunu kabul ve itiraf etmektir.

Bu davranış günlük işleri “İslâm edebi” ile şekillendirmek ve hayatı teslimiyet terbiyesiyle yaşamaya çalışmaktır. Çok hareketli ve karmaşık ilişkiler ve gerçekten baş döndürücü hız ve gürültü içinde akıp giden saatler ve günler herhalde ancak İslam muaşeretinin öğrettiği güzel sözcükler, hatırlatmalar, selamlaşmalar ve vedalaşmalar ile büyük ölçüde denetim altında tutulabilir.

Her şeyin yaratıcısı olan Allah Teâlâ, her konumda en büyük güç, kuvvet, rahmet kaynağı, teselli ve teslimiyet odağıdır. Onun ruhlara inşirah, gönüllere ferahlık veren güzel isimleri, sonsuz rahmeti ve sınırsız himâyesi sayesinde ancak, hayatın yükünü çekmek, günü huzurla geçirmek mümkün olabilir.

Üç Konu

Askerlik ve sefer gibi uzun süreli ayrılıklar, hem gidenler hem de kalanlar için bir çok bakımdan bazı endişe ve sorumlulukları gündeme getirir. Hadisimizde Peygamber Efendimiz, bu endişe ve sorumluluk noktalarını dile getirerek tümünü Allah’a havale ve emanet etmekte, böylece olayı tam bir iman, ikaz, dua, teslimiyet ve güven havasına büründürmektedir.

Müslümanın her hâl ü kârda korumak ve sahip çıkmak zorunda olduğu en büyük emanet, dinidir. Harp ve sefer gibi kendine has zorluk ve sıkıntıları olan hallerde insanın dinini koruması onun çerçevesinden ayrılmaması büyük önem arz eder. Hatta işin ucunda, düşman eline geçip canı ile dini arasında tercih yapmak zorunda kalma tehlikesi de vardır.

Bütün bunlar dikkate alındığı zaman Hz. Peygamber’in, uğurlama sırasında “Dininizi Allah’a emanet ederim” buyurması hem en önemli noktaya dikkat çekmek hem de aynı konuda muhataba çok büyük bir manevi destek vermektir.

Hadisimizdeki “emanetler” ise, askere giden veya yolculuğa çıkan kimselerin geride bıraktıkları aile efradı ve malı mülkü gibi değerlerdir. Tabiî, yanlarına alıp götürdükleri birtakım şeyler de emanettir.

Peygamber Efendimiz, savaşa giden veya yolculuğa çıkan kimselerin endişe odaklarını teşkil eden bu maddî emanetlerin korunmasını da Allah’a havale etmenin en emin yol olduğunu öğretmektedir. Allah Teâlâ’nın dilerse her türlü emaneti en iyi şekilde koruyacağı muhakkaktır. O halde bu noktanın asla unutulmaması gerekmektedir.

Bir mücahidin veya yolculuğa çıkmış bir Müslümanın geride bıraktıklarının Allah’a havale edilmesi, onların Müslüman toplumun koruma sorumluluğuna tevdi edilmiş “Allah emanetleri” olduğu anlamına gelir. Bu sebeple bu emanetlere yönelik, cephe gerisi emniyetini ihlal manasına gelecek herhangi bir saygısızlık büyük bir suçtur ve fevkalâde ağır şekilde cezalandırılır. (6)

Hadisimizde üçüncü olarak “amellerin sonuçları”nın da Allah’a emanet edildiğini görmekteyiz.

Gerçekten –bir başka hadiste belirtildiği gibi- “Amellerin asıl değeri sonuçlarında yatar” (7) Allah Teâlâ’nın, yapılacak güzel amellerin sonuçlarını zâyi etmemesini dilemek, kötü sonuçlar verecek amellere ve işlere sevk etmemesini, insanı şaşırtmamasını da istemek demektir. Zor zamanlarda ve ağır şartlarda insanların nasıl davranacaklarını, neler yapacaklarını kestirmek pek kolay olmadığı gibi, çok güzel hareketlerden pek yanlış neticelerin doğması da muhtemeldir. Bu sebeple yapılan amellerin sonuçlarının Allah’ın hıfz u emanına havale edilip ısmarlanması, tam bir garanti temennisi ve dileğidir.

Peygamber Efendimizin, yolculuğa veya cihada çıkan Müslümanlara veda ederken söylediği bu sözler ve yaptığı bu dua, özellikle ordu mensupları için bu üç değerin korunmasının ayrı bir önem taşıdığını göstermektedir. Efendimiz bu duasıyla, onlara en çok lazım olacak gerçekleri bir kez daha hatırlatmış ve en çok ihtiyaç duydukları garantinin de nereden istenmesi gerektiğini öğretmiştir. Hiç kuşkusuz bu hadisler, aynı zamanda bütün toplumu bu konuda büyük bir sorumluluk bilincine sahip olmaya davet etmek anlamına gelmektedir.

Her türlü veda ve uğurlamalarda söylenebilecek bundan daha anlamlı, kapsamlı, yönlendirici, moral verici ve rahatlatıcı başka bir söz bulunamaz. O halde uğurladığımız veya bundan sonra uğurlayacağımız asker ve yolculara, hatta mezun edip göreve gönderdiğimiz öğrencilere hadisimizle dua etmeliyiz

“Sizin dininizi, emanetlerinizi ve amellerinizin  sonuçlarını Allah’a emanet ediyorum.”

Dipnotlar:
1) Ebû Davud, Cihad 73; Tirmizî, Deavât 43; İbn Mâce, Cihad 24; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II,7,25,38,136,358.
2) Ebû Davud, Cihad 73; İbn Mâce, Cihad 24.
3) Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 87.
4) Bk.  İbn Mâce, Cihad 24 (Hadis No: 2825).
5) En’âm sûresi (6), 162.
6) Bk. Ebû Davud, Cihad 17; İbn Mâce, Cihad 5; Dârimî, Cihad 25.
7) Bk. Buhârî, kader 5, Rikak 33; Tirmizî, Kader 4; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 335.
Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Altınoluk Dergisi, 2003 - Mayıs, Sayı: 207, Sayfa: 042.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
739 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun