Zümer Suresi 53. ayette "Muhammed'in (a.s.) kulları" gibi bir mana çıkıyor bunu nasıl anlamak gerekir?

Tarih: 16.07.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Zümer 39/53: "De ki (Allah şöyle buyuruyor): "Ey kendi aleyhlerine olarak haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir."

Bu meseleyi birkaç madde halinde açıklamaya çalışacağız:

a. Bu üslup, Araplar arasında bilinen bir üsluptur ve muhataplarına hiç de garip gelmemiştir. Bunun en büyük delili, müfessirlerin bu noktayı hiç kale almamalardır. Nitekim, bu mesele için araştırma imkânını bulduğumuz 30-40 civarındaki tefsirden -üç-dört tanesi hariç- hiç birisinde böyle bir soruna parmak basılmamıştır.

b. Kur’an üslubunun en belirgin özelliği, onun çok veciz olmasıdır. Bu husus, ifadelerde kullanılması gereken bazı sözcüklerin veya cümlelerin hazfedilmesidir/açıkça zikredilmemesidir. Bunun örnekleri çoktur. Bahis mevzuu ettiğimiz ayette de böyle bir hazif söz konusudur. Buna göre ayetin manasını açıklayan, ancak açıkça zikredilmeyen şekli şöyledir “kul/beliğ anni hazihi’l-hakikate; Yâ ibadi…” (Resulüm!  Şu gerçeği -insanlara- tebliğ et! Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım!..) Bundan anlaşılıyor ki, bu ayetin başında iki istinaf/yeniden başlama cümlesi vardır:

Birincisi, bu gibi günahkâr olan kimselere verilecek cevabı bekleyen Hz. Peygamber (a.s.m)’e hitap eden ve onun bu beklentisine cevap olan “Kul: De ki: Şu sözlerimi tebliğ et!” emir cümlesidir.

İkincisi; bizzat Allah’ın kullarını ulaştırılmasını istediği  ve “Ya ibadî = Ey kullarım!” diye başlayan mesaj cümlesidir. (krş. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

c. Bir çok rivayete göre, bu ayetin nüzul sebebi, Hz. Vahşi veya Hişam b. El-Asî, gibi imana gelmek isteyen, ancak daha önceki günahlarının hepsinin affedilip edilmeyeceği hususunda, Hz. Peygamber(a.s.m)’den bir garanti almak isteyen müşriklerin bu tavrıdır. Başka değişik ayetlerdeki af kapsamını açıklayan ayetler karşısında tam tatmin olmadıkları için, ondan daha belirgin bir beyanat istiyorlardı.

 İşte, onların bu meselesine ilk muhatap olan Hz. Peygamber (a.s.m) olduğu için, Kur’an’da da ilk başta ona hitaben “Kul = De ki” şeklindeki nida cümlesine yer verildikten sonra, Allah’ın asıl mesajına geçilmiştir.(krş. a.g.y).

d. Bazı alimlere göre, bu veciz üslubunun aslı -meal olarak- şöyledir: “Resulüm!  O çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarıma de ki: Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin…!) (krş. Seyyid Tantavî, ilgili ayetin tefsiri).

Bu tespite göre, ayetin hazfedilen cümlesiyle beraber ayetin meali şöyledir:

“Resulüm!  O çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarıma şu sözlerimi tebliğ et : ‘Ey günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım!..’” Bu cümlelerin tekrar edilmemesi için bir cümleyle iktifa edilmiştir.

e. Ezher Üniversitesi alimlerinden bir heyet tarafından yazılan “el-Muthab” adlı tefsirde ise, bu ayet meal olarak şöyle açıklanmıştır: “Resulüm! Rabbinden mesajını tebliğ etmek üzere de ki: ‘Ey günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım!...”(krş. el-Muntehab, ilgili ayetin tefsiri).

f. Bazı alimler de meal olarak şöyle bir açıklama getirmiştir: “Ey elçim ve ey elçimin varisleri olan Allah’ın dininin tebliğcileri! Rabbinizden gelen şu mesajını onun kullarına iletin: “‘Ey günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım!..’”(krş. es-Sadî, Tefsiru’l-Kerimi’r-Rahman, ilgili ayetin tefsiri).

g. Sonuç olarak diyebiliriz ki, Ayette geçen ifadeden hiçbir alim, “Peygamberin kulları” ihtimalini bile düşünmemiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun