Araf Suresi 35. ayette, "Size içinizden peygamberler gelip..." denilmektedir. Peygamber Efendimiz (sav)'den sonra, peygamber gelmeyeceğine göre, ayette geçen bu ifadeyi nasıl anlamak gerekir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu sorunun cevabını birkaç madde halinde vermeye çalışacağız:

a. Surenin 11. ayetinden itibaren 35. ayetin de içinde bulunduğu ayetler grubunda

Hz. Adem (as) ve neslinin söz konusu edildiğini düşündüğümüz zaman, buradaki  “'Ey Âdemoğulları!” hitabının Hz. Adem’den Hz. Peygamber (a,s,m)’e kadar gelmiş geçmiş bütün insanlara ait olduğunu söyleyebiliriz. (krş. Alusî, ilgili ayetin tefsiri). Buna göre, ayette çoğul olarak yer alan “Rusül = Peygamberler” kelimesi insanlık camiasına gelen bütün peygamberleri içine almaktadır.

b. Buradaki  “Ey Âdemoğulları!” hitabının muhatapları, Hz. Muhammed (a.s.m)’in de muhatabı olan ve onun devrinde yaşayan değişik din ve düşünce mensuplarından meydana gelen Hz. Adem’in çocukları olabilir.(bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

Bu insanların hepsi de Hz. Adem’in çocuğu olma ortak paydasında birleşirler. İşte ayette  insanlık ailesinin bu temsilcileri muhatap alınarak, Adem oğullarının en önemli görevleri hatırlatılmış ve Hz. Muhammed (a.s.m)’in de aynı kervanın bir üyesi olduğuna, dolayısıyla onun söylediklerine kulak vermenin, geçmiş peygamberlerin sözlerine kulak vermekle eşdeğer olduğuna işaret edilmiştir.

c. ''Ey Âdemoğulları! Size içinizden peygamberler gelip âyetlerimi anlattıklarında, kim Allah'tan korkar ve kendini düzeltirse, işte onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de” mealindeki ayetin ilan ettiği gerçek, gelmiş geçmiş peygamberler vasıtasıyla bütün ümmetlere bildirilmiştir. Bu ilahî mesajın en son tebliğcisi Hz. Muhammed (a.s.m)’e de son kez bildirilmiş ve ümmeti bundan haberdar edilmiştir(krş. İbn Aşur, a.g.y). İnsanlık için, en korkunç gün olan mahşerde korkudan emin, üzüntüden uzak olma müjdesi kadar sevindirici bir haber olmasa gerektir. Bunun tek yolu peygamberlere iman edip itaat etmek olduğu gerçeği ise, bozulmamış her aklın, çürümemiş her kalbin, aslî fıtratını kaybetmemiş her vicdanın bin can ile duyup gereğini yerine getirmeyi arzu ettiği bir şeydir.

d. Ayette “Rusül = peygamberler” kelimesinin muhatabı, Hz. Muhammed(a.s.m) olabilir. Bu takdirde, Adem oğullarından maksat Hz. Peygamber(a.s.m)’in çağdaşı olan insanlardır. Kelimenin çoğul olarak gelmesi ise, Hz. Muhammed(a.s.m)’in büyüklüğünü dikkatlere sunmaya yöneliktir(bk. İbn Aşur, a.g.y). Kur’an’da, çoğul olan “Rusül” kelimesinin tek bir peygamber için kullanıldığına dair başka örnekler de vardır. “Nuh kavmi peygamberlerini yalanladıklarında onları suda boğdurduk.”(Furkan, 25/37), “Nuh kavmi de peygamberleri yalanladı.”(Şuara, 26/105) meallerindeki ayetlerde Hz. Nuh için de “Rusül=peygamberler” kelimesi kullanılmıştır.

Özellikle bütün peygamberlerin getirdiği dinlerinin hakikî varisi, onların davalarının tasdikçisi, onların nübüvvet-altın silsilelerinin en son halkası olarak Hz. Muhammed(a.s.m), manevî şahsiyetinin azametini, nübüvvetinin haşmetini göstermek için –onun bütün peygamberlerin temsilcisi olarak takdim etmek hikmetiyle- çoğul olarak, “Rusül” kelimesiyle ifade edilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR