Allah azap etmek zorunda mıdır? Bir vakit namazı kılmayanın 28.000 sene yanması nasıl açıklanabilir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Allah hiçbir şey yapmak zorunda değildir; Onu zorlayan hiçbir şey yoktur. Fakat Allah kendi isim ve sıfatlarının gereğini yerine getirmekten geri durmaz. Örneğin, adaletli, merhametli olmak, hikmetli davranmak onun pek çok isim ve sıfatlarının hakkı olduğu için bunların gereğini yapar.

Evvela bir Müslüman olarak Allah’ın yaptığı her şeyin -biz bilmezsek bile- çok güzel hikmetlerinin bulunduğunu kabul etmeliyiz. İslam kelimesi, bizzat Allah’a güvenmeyi, ona  teslim olmayı ifade etmektedir. Bizim her şeye aklımızın ermeyeceğini çok iyi bilen Allah, Kur’an’da sık sık kendisine tevekkül etmemizi emretmektedir. Tevekkül etmek, her konuda Allah’ın sonsuz ilmine, adaletine, hikmetine, rahmetine, şefkatine güvenmek demektir.

Şunu unutmayalım ki, “Allah’ın şefkatinden fazla şefkat göstermek, psikolojik bir hastalık kabul edilmek durumundadır.” Çünkü, yüz koyunu hunharca boğazlayan bir kurdun öldürülmesine acımak, yolsuz bir şefkate karşılık yüz şefkatsizlik yapılmış olur.

Bir küfür / inkârcılık, Allah’ın isim ve sıfatlarının sonsuz tecellilerine karşı bir tekzip, kâinatın atomları sayısınca Allah’ın sonsuz adalet ve  merhametinin varlığına ettikleri şahitliklerini yalanlamak olduğundan milyonlarca hakları çiğnemek, hukukları ihlal etmek manasına gelir. Allah’ın, sahibi olduğu isim ve sıfatlarına karşı bu kadar haksızlık edenlere, evrenin atom ve molekülleri sayısından daha fazla olan tevhit inancının hukukuna saygısızlık edenlere verdiği cezanın bu cinayete uygun bir büyüklükte olması, adaletin ta kendisidir.

“Bir vakit namazı kılmayanın 28.000 sene yanması...” tespiti hiçbir ayet ve hadise dayanmayan indî bir yorumdan öteye geçemez. Şeytan bu tür hayalî varsayımları öne sürerek insanları Allah’ın sonsuz merhameti konusunda tereddüde sevk etmek istemektedir. Onun bu tuzağına düşmemek için, Kur’an’da -sadece besmele ile- 114  defa kendini Rahman ve Rahim olarak tanıtan Allah’ın bu semavî sesine kulak vermek zorundayız.

Zerre kadar imanı olan kimseleri en sonunda cehennemden kurtarması, onun sonsuz merhametinin bir yansımasıdır. Milyonlarca insanların milyarlarca günahlarını bağışlaması, onlara ceza vermeden affedip cennetine alması bu sonsuz merhametten başka ne ile izah edilir?

Bizim canımız-ciğerimiz olan çocuklarımızın yanlışlarına karşı -terbiye adına- çoğu zaman bir şekilde ceza verdiğimizi biliyoruz. Her gün bir şekilde kendisine karşı bir çok yanlış yaptığımız, kendisine karşı küfür, günah ile isyan ettiğimiz halde, Allah’ın ceza vermemesi, gözlerini kör kulaklarını sağır etmemesi, gücü yettiği halde bir anda onları yok etmemesi bir yana, bize yaptığı yardımlarını kesmemesi, lütuf ve ikramlarını askıya almaması, en inatçı kâfirlerin de  rızkını vermeye devam etmesi, onları hayatta bırakması, onlara sağlık, sıhhat vermesi, sonsuz bir merhametten başka açıklanabilir mi?..

“De ki: “Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, gafur ve rahîmdir / çok affedicidir, çok merhametlidir.”(Zümer, 39/53)

mealindeki ayet gibi Allah’ın sonsuz rahmetini gösteren ayet ve hadislere ciddi kulak veren bir kimsenin, Allah karşısında mahcubiyetten başka bir şey hissetmesi düşünülemez..

Şunu da unutmayalım ki, Allah’ın hikmet, merhamet, adalet dolu işlerini, ilahî takdirini tenkit eden başını örse vurur kırar, kâinat çapında sahnelenen sonsuz merhametine itiraz eden rahmetten ve merhametten mahrum kalır...

Allah’ım! Bizi, seni rab olarak tanıyan, sınırsız adalet ve sonsuz merhametine güvenen, her hususta senden razı olan, hükümranlığına boyun eğen, hikmetine itimat eden, senden başkasını rab kabul etmeyen, sonsuz ihsan ve ikramlarını unutmayan, iyiliklerine karşı nankörlük etmeyen, sana elinden geldiği kadarıyla kulluk eden kullarının zümresine ilhak eyle!.. (âmîn)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR