Bazı kimseler, Allah Rahman ve Rahim ise, neden insanları akıl almaz işkencelerle diri diri yakıp cezalandırıyor, diyorlar; nasıl cevap vermeliyiz?

Tarih: 08.02.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İtaat edenlere merhamet etmek Allah’ın sonsuz rahmetinin bir gereği olduğu gibi, isyan edenlere ceza vermek de O’nun nihayetsiz izzetinin bir yansımasıdır.

İtaat edenlerle isyan eden kâfirleri aynı kefeye koymak, adalet anlayışıyla da bağdaşmaz.

İsyan edenlerle itaat edenleri bir tutmak, sefihçe bir oyundan ibarettir. Allah böyle gayriahlakî bir davranıştan sonsuz derece münezzehtir.

“Biz hiç, Allah’a itaat ve teslimiyet gösterenleri suçlu kâfirlerle bir tutar mıyız?”(Kalem, 68/35)

mealindeki ayette bu gerçeğe işaret edilmektedir.

Verilen ceza işlenen suçun karakterine ne kadar uygun olursa veya yapılan azarlama suçlunun psikolojik durumuna ne kadar muvafık olursa, o nispette fiilî bir belagat ve sözlü bir fesahat olur.

Küfür ve inkârcılık ise, Allah'ın bin bir isim ve sıfatlarına karşı bir meydan okumadır, kâinatın binler belgesiyle hak ve hakikatin varlığına yaptığı şahitliği reddetmek anlamına geliyor. Yüz binlerce peygamberin binler mucizelerini ve milyonlarca evliyanın milyonlarca keşif ve kerametlerini inkâr etmek hükmüne geçiyor.

Özetle, küfür ve inkâr, Allah'ın bütün isim ve sıfatlarının hadsiz tecellilerine, kâinatın had ve hesaba gelmez şahitliklerini yalanlamak ve onların hukukuna tecavüz etmek olduğundan, Kur’an’da takdir edilen ceza ayn-ı adalet ve mahz-ı hikmettir.

Allah, insanlarda kendi sıfatlarına benzer vasıflar yaratmıştır ki, Onun o sonsuz tecellilere sahip olan sıfatlarını anlamaya küçük bir ölçü görevini görsün, o sonsuz hakikate bakmaya bir dürbün vazifesini üstelensin. Örneğin, küçücük gücümüz penceresinden Allah’ın sonsuz kudretine; azıcık ilmimiz penceresinden O’nun sonsuz ilmine bakma imkânını bize bahşeden bu konumumuzdur. Eğer bizim yufka yüreğimizden çıkan o zerrecik merhametimiz olmasaydı, Allah’ın dünya ve ahireti kuşatan o sonsuz merhametini nasıl anlayacaktık?

Allah zatında olduğu gibi sıfatlarında da gerçek anlamda hiçbir şeye benzemez. Nitekim, Kur’an’da bu gerçeğe işaret etmek üzere Allah şöyle buyurmuştur:

“Allah’a benzer hiçbir şey yoktur, O, her şeyi hakkıyla işitendir, her şeyi hakkıyla görendir.”(Şura, 42/11)

Bundan anlaşılıyor ki, Allah’ın görmesi, işitmesi vardır, fakat bizimkine benzemez.

İşte bunun gibi, Allah’ın kızması da var, fakat bizimkine benzemez. Bizde öfkeyi gerçekleştiren bir anlamda sinirsel bir gerilimdir. Fakat Allah’ın kızmasının nasıl olduğunu bilemeyiz. Şu var ki, biz iman ettiğimiz Kur’an’da yer alan Allah’ın sonsuz rahmetine iman ettiğimiz gibi, O’nun gazabına ve intikamına da  ve  O’nun bu sıfatlarının bizimkine benzemediğine, onun Zat-ı Akdesine layık, uluhiyet makamına yakışır birer sıfat olduklarına iman etmek zorundayız. 

Allah’ın intikamı bizim intikamımız gibi değildir. Bizim intikamımız zulme uğramış kimsenin çektiği sıkıntılar ve işkenceler ve benzeri haksızlıkların tezahürü olarak ortaya çıkan bir ezikliğin, bir acizliğin yansımasıdır. Allah’ın intikamında ise, onun kullarına zulmedenlere, kâinat çapında hak ve hakikate şahitlik eden binlerce varlıkların şahitliklerini yalanlamak suretiyle onların hukukuna tecavüz eden, onların Allah’a şerefli birer memuru olma makamından başı bozuk, tesadüf oyuncağı birer değersiz oyuncak derekesine düşüren inkârcılara karşı gösterdiği bir ihkak-ı haktır ve ayn-ı adalettir.

Şunu da unutmayalım ki, Allah’ın gazabından fazla gazap göstermek gibi, Onun şefkatinden fazla şefkat göstermek de duygusal bir hastalıktır, doğru yoldan bir sapmadır.

“Kullarıma haber ver ki (günahları örten) Gafur, (ihsanı bol olan) Rahîm benim. Bununla beraber azabım da oldukça elem vericidir / şiddetlidir!”(Hicr, 15/49 ve 50)

mealindeki ayetlere iman etmek gerekir. Zalimlere ceza vermenin, mazlumlar için ayrı bir merhamet olduğunu da unutmayalım.

İlave bilgiler için tıklayınız:

Sonsuz merhamet sahibi olan Allah, niçin kullarını cennet için sınava tabi tutuyor da direkt cennete koymuyor? O zaman dünyadaki zulüm ve haksızlıklar da olmazdı.
Kâfirlerin cehennemde yanmaları adalet midir?
Yüce Rabbimiz, insanların belki de çoğunun günah işleyip bedel olarak cehenneme gideceğini yüce ilmiyle bildiği halde, neden onları yarattığını adalet ve merhamet bağlamında irdeleyebilir miyiz?
Cehennemde olanlar belli bir sure sonra azaba alışacaklar deniyor. Bence bu onlar için azabın hafiflemesi manasına geliyor. Sizce nasıldır ayet veya hadislerle izah eder misiniz?
Cehenneme girmek mi, yoksa yok olmak mı daha iyidir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun

EN ÇOK SORULANLARDAN