Doğru imana sahip olmanın şartları nelerdir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sualinizin kısaca cevabı şudur; 

Allah’ın, kayıtsız şartsız, şeksiz şüphesiz iman etmemizi istediği hususlara, gene O’nun istediği şekilde iman etmemizdir; kendi nefsimiz veya aklımız veya çevremize göre değil!

Bunlar özet olarak;

Allah’a iman: Allah’ın varlığına, birliğine ve bütün isim ve sıfatlarına iman etmek.

Ahiret gününe iman: Biz insanların (ve cinlerin) Allah’ın mutlaka geleceğini inzar ettiği kıyamet sonrası, kainatın bildiğimiz şeklinden farklılaşacağına, ahiret nizamının kurulacağına, burada da herkesin hesap verip;

- Mümin ve Salih amelleri günahlarından çok olanların, direk ebedi Cennete,

- Mümin ve Günahları çok olanların, şayet Allah’ın özel affına mazhar olmazlar ise, önce cezalarını çekmek için Cehenneme sonra da ebedi Cennete,

- Günümüz için İslam’dan haberdar olup, Allah’ın emrettiği şekilde iman etmeyenlerin, tereddüt edenlerin de amellerine bakılmaksızın ebedi Cehenneme gideceğine iman etmek. 

Peygamberlere iman: Hazret-i Âdem’den itibaren son Peygamber Hazret-i Muhammed’e kadar, bildiğimiz ve bilmediğimiz, gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin varlığına ve onların Allah’ın elçileri ve özel kulları olduklarına iman etmek.

Kitaplara iman: Allah’ın insanlara, iman hakikatlerini ve şeriatını bildirmek için değişik zaman ve toplumlara farklı farklı Kitaplar inzal ettiğine, son olarak da bütün Kitapları nesh eden ve şeriatı kıyamete kadar geçerli olan Kuran-ı Kerim’e ve onun lafzının Allah tarafından korunduğuna iman etmek.

Meleklere iman: Allah’ın büyük-küçük hiçbir işte ortağa, yardımcıya ihtiyacı olmamasına rağmen, kendisini tesbih, tekbir, tahmid etsinler ve hikmetine binaen O’nun emriyle, O’nun kainattaki sonsuz işlerini takip etsinler diye var ettiği, nurdan yaratılmış, bizden farklı boyutta olan Meleklere iman etmek.

Kadere iman: Kaderin Allah’ın bir zorlaması değil, bir ilmi olduğuna, Allah’ın zamansız ve mekansız olması sebebiyle O’nun olmuş, olan ve olacak her şeyi bilip kaydettiğine, O izin vermeden veya bilgisi dışında ağaçtan bir yaprak dahi düşmeyeceğine iman etmektir.

Cenab-ı Hak belki başlangıçta bu altı adet erkân-ı imaniyeye, iman esasına olduğu gibi iman etmemizi istemektedir ancak kesinlikle bu imanımızı da nefes alıp verdiğimiz her an arttırmamızı beklemektedir.

Çünkü iman akıntıya karşı yüzmek gibidir; şayet “Biraz durayım” desek bizi alır gerisin geri götürür.

Onun için bize düşen;

Her gün, ama her gün! Mutlaka Kuran okumak, tefsirlerle manasının derinliklerine girmek, imanımızı arttırıcı alimlerin eserlerini izlemek, iman arttırıcı sohbetlere katılmak, internetteki sohbetleri takip etmek, ibadetlerimizi aksatmadan yapmak, Allah’ın koyduğu helal-haram dengesini gözetmek ve tabi ki Allah’a bolca tövbe istiğfar edip ondan yardım istemek.

Boş iş ve insanlardan uzak durup, bunları yapan bir insan, kısa zamanda Allah’ın da yardımıyla tahkiki imanın basamaklarını hızla çıkmaya başlayacaktır; tereddüdünüz olmasın çünkü vaad Allah’ındır, O da vaadinden asla dönmez!

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
527 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun