Varlıkların, İlm-i İlahi ve Levh-i Mahfuz dışında kayıtları var mıdır?

Tarih: 09.02.2014 - 10:30 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bütün alemlerin ve yaratılmışların İlm-i İlahi ve Levh-i Mahfuz dışında aynı şekilde hıfzı var mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bütün varlıkların İlm-i İlahi ve Levh-i Mahfuz dışında aynı şekilde hıfzının olup olmadığını tespit etmek zordur. Ancak, bu varlıkların -hepsinin bir bütün olarak değil- değişik yönleriyle İmam-ı Mübin, Kitab-ı Mübin ve zaman misalî sahifesinde de yazılı olduğunu Üstad Bediüzzaman’da öğreniyoruz.

Bediüzzaman Hazretlerinin bu konudaki ifadeleri şu merkezdedir:

“Kâinatı, eczaları adedince risaleler içinde bulunan bir kitab-ı kebir hükmüne getiren ve Levh-i Mahfuz'un defterleri olan İmam-ı Mübin ve Kitab-ı Mübin'de bütün mevcudatın bütün sergüzeştlerini kaydedip yazan,..” (Asa-yı Musa, s. 210)

“Evet bir çekirdekte, hem bedihî olarak, irade ve evamir-i tekviniyenin ünvanı olan 'Kitab-ı Mübin'den haber veren ve işaret eden; hem nazarî olarak emir ve ilm-i İlahînin bir ünvanı olan 'İmam-ı Mübin'den haber veren ve remzeden iki kader tecellisi var.” (Sözler, s. 469).

“İmam-ı Mübin", ilim ve emr-i İlahînin bir nev'ine bir ünvandır ki, âlem-i şehadetten ziyade âlem-i gayba bakıyor… İşte 'İmam-ı Mübin'in imlâsı ile yani kaderin hükmüyle ve düsturu ile kudret-i İlahiye, icad-ı eşyada her biri birer âyet olan silsile-i mevcudatı, 'Levh-i Mahv-İsbat' denilen 'zamanın sahife-i misaliyesinde' yazıyor, icadediyor, zerratı tahrik ediyor...”

“Amma 'Levh-i Mahv-İsbat' ise, sabit ve daim olan Levh-i Mahfuz-u A'zam'ın daire-i mümkinatta, yani mevt ve hayata, vücud ve fenaya daima mazhar olan eşyada mütebeddil bir defteri ve yazar bozar bir tahtasıdır ki, hakikat-ı zaman odur...”

“Amma 'Kitab-ı Mübin' ise, âlem-i gaybdan ziyade, âlem-i şehadete bakar. Yani, mazi ve müstakbelden ziyade, zaman-ı hazıra nazar eder ve ilim ve emirden ziyade, kudret ve irade-i İlahiyenin bir ünvanı, bir defteri, bir kitabıdır. 'İmam-ı Mübin' kader defteri ise, 'Kitab-ı Mübin' kudret defteridir.”(Sözler, s. 548)

a) Bu açıklamalardan anladığımız kadarıyla, bütün varlıkları ve var olacakları bütün yönleriyle ihtiva eden Allah’ın muhit ilmidir.

b) Levh-i mahfuz ise, Allah’ın sonsuz ilminin bir nevi olan kaderin bir defteridir. Allah’ın sonsuz ilmiyle aynı kapsama sahip değilse de o ilimdeki bilgilerin büyük çoğunluğunu ihtiva etmektedir.

c) Levh-i Mahfuz’un önemli iki defteri vardır: İmam-ı Mübin ve Kitab-ı Mübin. Bunların her birisi Levh-i mahfuzdaki bütün malumatı ihtiva etmemekle beraber, ikisi toptan o malumatı ihtiva etmektedir.

d) Bir de Levh-i Mahfuz’un  sadece “mümkinat dairesinde” cereyan eden olayların ve varlıkların kaydedildiği "Levh-i Mahv ve İspat” unvanıyla anılan Zamanın misalî sahifesi vardır ki, bir çeşit yazar-bozar tahtasıdır.

Bu temel kayıtlardan, yazılardan ve defterlerden başka özel defterler de vardır. Çekirdekler, tohumlar, yumurtalar, hafızalar gibi. Allah, Hakim ve Hafiz isminin gereği olarak, Levh-i Mahfuzun örneklerini de yaratmıştır.

Ezelden ebede kadar her şey Allah’ın ilmindedir. Yine ezelden ebede her şey Allah’ın irade ve kudretiyle yaratılır. Şu kâinat Allah’ın kudretine ayna olduğu ve onu gösterdiği gibi Levh-i Mahfuz da O’nun ilmine ve hafiziyetine aynadır. Kâinatı yaratmak Allah’a mahsus bir mucize olduğu gibi, onda cereyan eden ve edecek her şeyi kaydetmek de O’nun ayrı bir mucizesidir. Yani, bu varlık âlemini yaratmak Allah’a mahsus oluğu gibi, Levh-i Mahfuz'u yaratmak da O’na mahsustur.

Bu büyük mucizenin küçük misalleriyle yeryüzündeki mahluklar adeta dolup taşmaktadır. Bir meyve ağacının plan ve programını bütün çekirdeklerine yerleştirmek, hayretle tefekkür edilmesi gereken büyük bir hadisedir. Aynı şekilde bütün kuşların ve balıkların planları yumurtalarında yazılmakta, insanlar ve diğer birçok canlıların nutfeleri de onlardan çıkacak mahlukun bütün özelliklerini şifre olarak taşımaktadır.

İnsanın, diğer canlılardan ayrılan, çok önemli bir yanı vardır. Onun beden yapısı nutfede özet olarak yazılmakla birlikte, cüz’i iradesini hayır veya şerde kullanarak işlediği ameller de  Levh-i Mahfuz'un en güzel örneği olan hafızasında kaydedilir.

Nutfeler neslin devamına hizmet ettikleri gibi, hafızalar da mahşer meydanındaki büyük muhasebede birer senet olacaklardır.

Hafızanın bu dünyadaki önemli fonksiyonu ise insanlık âleminin ilim ve teknikteki terakkisine hizmet etmesidir. Hayvanlar âleminde terakki olmadığı gibi, günah ve sevap da yoktur. İlk arı ne yapıyorsa bugünkü arı da aynı şeyleri yapmaktadır. İlk arının ruhu ne kadar saf ve berrak ise, günah ve isyandan ne kadar uzak ise günümüzün arıları da öyledir.

İnsan son nefesine kadar iyi veya kötü işler yapabilmektedir. Bu hâl gösteriyor ki, hafıza ölüm ötesi içindir.

Çekirdeklerde, tohumlarda ve hafızalardaki kaydın mahiyetine gelince;

“Cenâb-ı Hakk’ın zatı mahlukata benzemediği gibi ef’ali de benzemiyor.”

Bu gerçeğin nice örnekleriyle çevremiz âdeta kaynaşmaktadır.

- Arının zatı örümceğe benzemediği gibi, bal vermesi de ipek örmeye benzemez.

- Ceviz ağacının zatı incir ağacını benzemediği gibi, ceviz vermesi de incir vermeye benzemez.

- Güneşin zatı okyanuslara benzemediği gibi, alev saçması da balık üretmeye, havayı temizlemeye benzemez.

- Kendi vücudumuza dönelim. Gözümüz kulağımıza benzemediği gibi, görme de işitmeye benzemez.

Cenâb-ı Hak, bütün varlıklara ayrı ayrı zatlar vermiş, ayrı özellikler takmış ve ayrı görevler yüklemiştir. Allah’ın zatı, yarattığı hiçbir varlığın zatına benzemediği gibi fiilleri, işleri de mahlukatınkine benzemez.

Bu fiillerden birisi de “hıfz etme, muhafaza etme, mahlukun bütün özelliklerini genetik şifrelerde yazma”  fiilidir.

Allah bir ağacın bütün yaptıklarını çekirdeğinde özetler, biz de okuduğumuz bir kitabın özetini çıkarırız. Bizim özetimizde kitabın bütün ayrıntıları yoktur. Onu bir başkasına okutsak, kitaptaki bilgilerin büyük kısmından mahrum kalır. Ama, Allah’ın çekirdeklerdeki kaydı böyle değildir. Koca bir ağacı küçük bir çekirdekte özetlediği halde, o ağacın hiçbir özelliği bu özetin dışında kalmaz.

Levh-i Mahfuz'a, “bütün tohumlar, çekirdekler, nutfeler” ayna olmakla birlikte, bu konuda da en güzel örnek “ahsen-i takvimde” yaratılan insandadır. Hafızada her şey kaydedilir, fakat bizim yazı ile kaydetmemiz gibi değil. Hafızadaki bu harika kaydı anlamaktaki aczimiz, Levh-i Mahfuz'u anlama konusunda da geçerlidir.

Hafızamızda bir olayın bütün safhaları kaydolduğu gibi, olayla ilgili şahısların şekilleri, sesleri de kayıtlıdır. Bunun en ileri şekli Levh-i Mahfuz'daki kayıttır. Onda da her şey, her şeyiyle, en mükemmel şekilde,  kayıt altına alınmıştır.

Diğer taraftan, kıymetli bir sözünü ve halini daimileştirme duygusuna sahip insanoğlu, şiir, yazı, fotoğraf, kaset ve CD gibi kayıt vasıtalarını geliştirmiş ve yaygınlaştırmıştır. İnsana daimi mükâfat kazandıracak, Cennette ebedi meyveler verecek ve ahiretin sinemalarında sermedi olarak gösterimde kalacak olan fiillerini kaydetmekle vazifeli Kiramen Katibin meleklerinin varlığı, fıtrattaki kıymetli anlarını muhafaza etme duygusunun en güzel bir şekilde tatmin edilmesidir.

Bu açıdan bakıldığında, Cenab-ı Hakk'ın Hafiz ismi Kiramen Katibin meleklerinin vazifelendirilmesiyle şirin bir tarzda tecelli etmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun