Merhametten maraz doğar, sözünü nasıl anlamak gerekir? Merhametin kötü olduğu hangi durumlar var?

Tarih: 02.03.2007 - 12:08 | Güncelleme:

Soru Detayı
Merhametten maraz doğar sözü dini zeminde nasıl açıklanabilir, ne demek istenmiştir bu sözle?.. Merhametin kötü olduğu hangi durumlar var?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Merhamet, acıma duygusu, sevgi gibi, Allah tarafından verilmiş şerefli bir duygudur. Merhametin olmadığı yerde kin, öfke, nefret, katı kalplilik vardır.

Nitekim,

“Sen, Allah tarafından bir rahmet sebebiyle onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın, onlar etrafından herhalde dağılıp gitmişlerdi bile...” (Âl-i İmran, 3/159)

ayeti şefkat, merhamet ve iyilik sahibi olmayı emreder.

Ancak her şeyde olduğu gibi Merhamette de orta yolu bulmalı; aşırılıktan sakınılmalıdır. Sözünü ettiğiniz cümle bu anlamdadır. Yani bir insana çok fazla merhamet edip her kusurunu hoş görür, her eksiğini giderirsek, ona iyilik değil, kötülük etmiş oluruz. Örneğin başkalarının hakkına saygı duymayan, onlara zulmeden birisini affedelim, demek bir virüsün doğmasına ya da bir organın kangren olmasına neden olacaktır. Kişi sadece kendine yapılan hataları affedebilir; başkasına yapılan hataları onlar adına affedemez. Demek ki cezayı hak etmiş bir kimseye merhamet adına ceza vermemekten, hastalık doğabilir. Yoksa bu söz hiç merhamet etmeyelim anlamında değildir.

İnsanın özelliklerinden birisi, “şefkat” sahibi olmasıdır. Bu özellik, sırrını, Allah’ın kuşatıcı ve merhamet edici olan sonsuz “Rahman, Rahîm ve Vedûd” isimlerinden alıyor. Şefkat, mâsûm ve zayıflara karşı gösterilmesi gereken insânî bir haslet. Bütün çeşitleri nezih ve temiz olan şefkat, aşk ve muhabbetten keskin bir iksir. Gerçek şefkatin kaynağı fedâkârlık ve ihlâstır. Yaratıcı karşısında hadsiz fakirliğimizi hissetmenin göstergesi olan şefkat, aynı zamanda hakiki şükrün esasıdır. Merhamet ve şefkat, yerli yerinde kullanılırsa, fıtrî şükür edâ edilmiş olur.

İnsan, Allah’ın “Rahman ve Rahîm” isimlerine de mazhar olduğundan acır, merhamet eder. İnsan öyle bir kalb taşıyor ki, İslâmiyet bu kalbi işlettirerek, hayvanlara merhamet, hattâ karıncayı ezmeyecek bir letâfete ulaştırmaktadır.

Rabbimiz, hayvanlara merhamet etmemizi, korumamızı, sevmemizi emredip; eziyet, işkence, haklarını çiğnemekten de şiddetle men eder. Ancak, bir kısım “hayvanları koruma dernekleri ve şefkat damarı ziyade kabarmış veya duygularını ölçülü kullanamayanlar” hayvanlara acımakta, onların meşrû dâirede de olsa istihdam edilmesi ve kurban edilmesine karşı gelmektedir.

İnsan ölçülü ve dengeli şefkat beslemeli. Aksi halde, bir rahatsızlığa döner.

“İhsan-ı İlâhîden fazla ihsan, ihsan değildir.”1

Allah’ın rahmet ve gazabından fazla tahassüs, yâni hislenmek, acımak hatâdır. Allah’ın rahmetinden fazla rahmet edilmez. Allah’ın gazabından fazla gazap edilmez.2 Her konuşmamız, sevmemiz, merhametimiz ya da öfkemiz, Dini ölçüler içerisinde olmalıdır. Ona aykırı her davranıştan bir hastalık doğabilir.

Allah, Rahim-i Mutlak’tır. Yâni, sonsuz şefkat, merhamet, yardım, sevgi sahibidir. Hayvanları da O yaratmıştır. Biz de Onun kulu ve mahlûklarıyız. Öyle ise, Onun gösterdiği merhametten fazla merhamet gösteremeyiz. O izin verdiğine göre, Onun şefkat ve merhametinden fazlasını göstermek, olsa olsa bir hastalıktır.

Örneğin, hayvanların, insanlar için yaratıldığını ve kurban edilmeleri gerektiğini emreden, onların da yaratıcıları olan Kâinatın Sahibidir. Birilerinin hayvanlara merhamet adına onların kesilmesine karşı çıkması manevi bir hastalıktır.

“Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizin için ısıtıcı şeyler ve birçok faydalar vardır. Onlardan bir kısmını da yersiniz."

“Ta ki kendilerine ait bir takım yararları yakînen görmeleri, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günlerde Allah’ın ismini ansınlar. Artık ondan hem kendiniz yeyin, hem de yoksula, fakire yedirin."

“Biz, her ümmete hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi gerekli kıldık."

“Biz, büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın işaretlerinden kurban kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerine dururken üzerlerine Allah’ın ismini anınız ve kurban ediniz. Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık canı çıktığında onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyacını gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik.”3

Diğer konuları da buna kıyas ederek, her şeyimizi İslami ölçülere göre değerlendirmemiz gerektiği anlaşılır. Bu ölçüye uymayan merhamet duygusundan da elbette hastalıklar, sıkıntılar doğacaktır.

Dipnotlar:

1. Muhakemat, 21.
2. Sözler, s. 663.
3. Nahl, 16/5.; Hac, 22/28, 33, 36.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun