Bir hadiste, "Yeryüzündekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin." denilmektedir. Bu ifade, Allah için bir mekân belirleme söz konusu olmaz mı?

Tarih: 23.04.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

1. İlgili Hadis’in tamamı şöyledir: "Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semâda bulunanlar da size rahmet etsinler. Rahim (akrabalık bağı) Rahmân'dan bir bağdır. Kim bunu korursa Allah onunla (rahmet bağı) kurar, kim de koparırsa, Allah da ondan (rahmet bağını) koparır." (Ebû Dâvûd, Edeb 58; Tirmizî, Birr 16)

Hadis, merhametin ehemmiyetini anlatmak açısından çok önemlidir. Merhametli olanlar derken ifâdenin mutlak bırakılmış olması dikkat çekicidir. Yani "insanlara" veya "mü'minlere" veya "sâlihlere" veya "fakirlere" diye bir kayıt yoktur. Öyleyse bütün mahlûkâta karşı merhametli olmak söz konusudur.  Yani yeryüzünde bulunan sâlih-fâcir bütün insanlara, ehlî-vahşî bütün hayvanlara karşı gösterilecek merhamet, Rahmân'ı yâni rahmetine nihayet olmayan Allah'ı memnun edecek bir davranıştır.

Allah'ın merhametli olanlara rahmet etmesi, onlara ihsanını bol kılması, ziyâde ikramda bulunmasıdır, mağfiret etmesidir.

Ancak şunun bilinmesi lâzımdır. Rahmet, Kitap ve Sünnet'e uygun olmalıdır. Sünnete uymayan, Cenâb-ı Hakk'ın rızasına ters düşecek olan merhamet ve acımaklıklar, burada övülen, teşvik edilen merhamet değildir. Sözgelimi Allah'ın hududuna giren yasakları işleyenlere merhamet ederek cezalarını vermemek, Allah'ın istediği merhamet değildir.

2. Hadiste yer alan “göktekiler de size merhamet etsin” cümlesindeki “göktekiler” den maksadın kimler olduğu hususunda iki görüş vardır:

Birinci görüşe göre burada kastedilen Allah’tır. Hadisin başında yer alan “Merhamet edenlere Rahman da merhamet eder” ifadesi bu manayı desteklemektedir. Ehl-i  sünnet alimlerine göre, Allah mekân ve zamandan münezzehtir. Tabii ki, gökte olmaktan da münezzehtir. Bu gibi ifadeler insanın aklını, düşünce yapısını okşamaya yöneliktir. Çünkü, insanlar genel olarak yeryüzünü aşağıda, gökleri ise yukarıda tasavvur etmektedir. Yukarı taraf yüceliğe, büyüklüğe, azamete yakışır. Allah’ın manevî makamının haşmetini seslendirirken, gökleri nazara vermek arzu edilen maksadı daha iyi anlatacaktır. Nitekim, dua ederken de ellerimizi göğe doğru kaldırıyoruz. Namaz kılarken, Allah’a yönelmek için -zihinlerde haşmeti tahakkuk eden- kâbeye doğru yöneldiğimiz gibi, dua ederken, -buradaki hadiste geçtiği üzere- yüksek bir lütfü ifade eden Allah’ın merhametini tasavvur ederken- zihinlerde haşmeti ve yüksek mevkii tahakkuk eden göklere yönelmek, gökleri merkeze oturtmak -mecazî de olsa- insanın cüzi fikrini okşamak anlamına gelir. Evet rahmet, şefkat, merhamet, yardım -layık makamı itibariyle- yukarıdan iner. Nitekim bir hadiste “Yukarıdaki el, aşağıdaki elden üstündür” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıdaki elden maksat, merhamet edip yardım eden/veren el demektir. Aşağıdaki el ise, yardımı alan eldir.

İkinci görüşe göre, hadiste yer alan “göktekiler” den maksat, göklerdeki meleklerdir. Nitekim bir rivayet “Yer halkına merhamet edin ki, gök halkı da size merhamet etsin.” şeklindedir. (bk. Tuhfetu’l-Ahvezî, ilgili hadisin şerhi). Bu rivayette açıkça meleklerden söz edilmiştir.

Ayrıca “Arşı taşıyanlar ve onun etrafında bulunan melekler, hamd ile Rablerini tesbih edip O’na iman ederler. Ve müminlerin bağışlanmasını (şöyle) isterler: “Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde, tövbe edenleri ve yoluna uyanların günahlarını bağışla ve onları cehennem azabından koru!”(Gafir Suresi, 40/7) mealindeki ayette de meleklerin müminlere merhamet ettikleri, bağışlanmaları için dua ettiklerini görmekteyiz. Bu da bu ikinci görüşün de doğruluğunun bir kanıtıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun