Halife, bir kadının doğum yapmasına nasıl yardımcı oldu?
Anlatılana göre bir gece Hz. Ömer Medine sokaklarında gezerken bir çadır görüyor çadıra yaklaşınca bir inilti duyar içeriye girince adama sen kimsin diye sorar adamda ben bedeviyim halife Ömer'den yardım istemeye geldik der sonra karısının doğum yapmakta olduğunu anlatır Hz. Ömer bu adana yardım getirmeye zevcesi Ümmü Gülsüm’ün yanına gider Ümmü Gülsüm kadına doğum yaptırır Hz. Ömer adama erzak yardımı yapar, Bu kıssanın tamamı nasıldır sıhhati ve kaynağı nedir? Hangi ibretleri ve dersleri alabiliriz?
Değerli kardeşimiz,
Bu kıssa, Hz. Ömer’in gece sokakların arasında dolaşırken fakir bir bedeviye ve doğum yapmak üzere olan eşine yardım etmesini anlatan meşhur rivayetlerden biridir.
Kıssanın tam metni (Arapça)
روى ثابت عن أنس قال
بينما عمر يعس بالمدينة إذ مر برحبة من رحابها فإذا هو ببيت من شعر، فدنا منه فسمع أنين امرأة، ورأى رجلاً قاعداً، فدنا منه فسلم عليه ثم قال: من الرجل؟
قال: رجل من أهل البادية جئت إلى أمير المؤمنين أصيب من فضله
قال: فما هذا الصوت في هذا البيت؟
قال: امرأة تمخض.
قال: هل عندها أحد؟
قال: لا.
فانطلق عمر حتى أتى منزله فقال لامرأته
هل لك في أجر ساقه الله إليك؟
قالت: وما هو؟
قال: امرأة غريبة تمخض ليس عندها أحد
قالت: نعم إن شئت.
فقال: خذي ما يصلح المرأة لولادتها من الخرق والدهن، وجيئيني ببرمة وشحم وحبوب
فجاءت به، فانطلق وحمل البرمة، ومشت خلفه حتى انتهى إلى البيت
فقال لها: ادخلي إلى المرأة، وجاء حتى قعد إلى الرجل فقال له: أوقد لي ناراً
فأوقد تحت البرمة حتى أنضجها
وولدت المرأة، فقالت امرأته: يا أمير المؤمنين، بشّر صاحبك بغلام
فلما سمع الرجل بأمير المؤمنين هابه، وجعل يتنحى عنه
فقال عمر: مكانك كما أنت
ثم حمل البرمة فوضعها على الباب، وقال: أشبعيها
فأطعمتها، ثم أخرجت البرمة، فوضعها بين يدي الرجل
فقال: كل، ويحك، فإنك قد سهرت من الليل
ثم قال لامرأته: اخرجي
وقال للرجل: إذا كان غد فأتنا نأمر لك بما يصلحك
فلما كان الغد جاءه، فأجازه وأعطاه
Sabit, Enes bin Malik’ten şöyle rivayet eder:
Hz. Ömer bin Hattab bir gece Medine’de dolaşıyordu. Şehrin bir kenarından geçerken kıldan yapılmış bir çadır gördü. Ona yaklaştı; içeriden bir kadının inlediğini duydu ve kapıda oturan bir adam gördü. Yanına gelip selam verdi ve:
“Sen kimsin?” diye sordu.
Adam: “Ben çölde yaşayan bir bedeviyim. Müminlerin Emirinden bir yardım almak için geldim.” dedi.
Hz. Ömer: “Peki çadırdan gelen bu ses nedir?” diye sordu.
Adam: “Doğum yapmak üzere olan bir kadın.” dedi.
Hz. Ömer: “Yanında ona yardım edecek kimse yok mu?” dedi.
Adam: “Hayır.” dedi.
Bunun üzerine Ömer hemen evine döndü ve hanımı Ümmü Gülsüm bint Ali’ye: “Allah’ın sana sevap olarak gönderdiği bir hayır ister misin?” dedi.
O: “Bu nedir?” diye sordu.
Hz. Ömer: “Yabancı bir kadın doğum yapmak üzere, yanında kimse yok.” dedi.
Ümmü Gülsüm: “İstersen elbette.” dedi.
Hz. Ömer: “O hâlde doğum için gerekli bez, yağ ve benzeri şeyleri al; ayrıca bir tencere, yağ ve yiyecek de getir.” dedi.
Kadın bunları hazırladı. Hz. Ömer tencereyi sırtlandı, o da arkasından yürüdü. Çadıra vardıklarında Hz. Ömer:
“Sen içeri gir ve kadına yardım et.” dedi.
Kendisi de adamın yanına oturdu ve:
“Benim için bir ateş yak.” dedi.
Adam ateşi yaktı. Hz. Ömer tencereyi ateşin üzerine koyup yemeği pişirmeye başladı.
Bu sırada kadın doğum yaptı. İçeriden Hz. Ömer’in hanımı seslendi:
“Ey Müminlerin Emiri! Arkadaşına bir oğul doğduğunu müjdele.”
Bunu duyan adam, karşısındakinin Müminlerin Emiri olduğunu anlayınca korkup geri çekilmeye başladı.
Hz. Ömer ona: “Olduğun yerde kal!” dedi.
Sonra tencereyi alıp çadırın kapısına koydu ve: “Onu doyur.” dedi.
Kadın yemeği yedirdi. Ardından tencereyi çıkarıp kapıya koydu. Hz. Ömer tencereyi alıp adamın önüne koydu ve: “Ye! Çünkü sen bütün gece uykusuz kaldın.” dedi.
Adam yedi.
Sonra Hz. Ömer hanımına: “Artık çıkabilirsin.” dedi.
Adama da: “Yarın bize gel, senin için gereken yardımı yapalım.” dedi.
Ertesi gün adam geldi; Hz. Ömer ona ihsanda bulundu ve yardım etti. (İbn Sad, Tabakat, 3/283; İbnü’l-Cevzî, Sıfatü’s-Safve, 1/274)
Senedi hasen seviyesindedir.
Bu olay, yöneticilerin, liderin halkına bizzat hizmet etmesi, tevazu (kimliğini gizlemesi), aileyi ve doğumu koruma hassasiyeti, erkek–kadın iş bölümünün dengeli şekilde uygulanması gibi yönleriyle İslam siyaset ve ahlak düşüncesinde çok önemli bir örnek kabul edilir.
Ayrıca, bu kıssa, sadece tarihî bir olay değil; bugünün insanına ve yöneticilerine doğrudan hitap eden güçlü dersler içerir. Hz. Ömer’in bu davranışını günümüze uyarladığımızda şu ibretler öne çıkar:
1. Yönetim makamı, sorumluluktur, ayrıcalık değil
Hz. Ömer gece sokaklarda dolaşıyor, halkın durumunu bizzat yerinde görüyor.
Bugün yönetici, masa başında raporlarla yetinmemeli, sahaya inmeli, insanın gerçek sorununu doğrudan görmeli
2. “Bana gelin” değil, “ben size gelirim” anlayışı
Bedevî yardım istemek için gelmiş ama yardım ayağına gitmiştir.
Günümüzde devlet ve kurumlar vatandaşın peşinden gitmeli, sosyal hizmetler pasif değil aktif olmalı
3. Sosyal devletin özü: en zayıfı korumak
Doğum yapan, kimsesiz bir kadın… toplumun en hassas noktası.
Bugün kadın, çocuk, yaşlı ve yoksullar öncelikli korunmalı, sosyal politikalar kağıt üzerinde değil fiilen ulaşabilir olmalı.
4. Aileyi korumak, toplumu korumaktır
Hz. Ömer sadece erzak vermiyor; doğum sürecini de güvence altına alıyor.
Günümüzde sağlık, doğum, annelik destekleri temel hak olarak görülmeli, aile politikaları sadece söylem değil, uygulama olmalı.
5. Tevazu: Gerçek büyüklük görünmemekte
Adam onun halife olduğunu bilmiyor. O da bunu öne çıkarmıyor.
Bugün iyilik reklam için yapılmamalı, gerçek hizmet, gösterişsiz olandır
6. Liderlik, hizmetkârlıktır
Hz. Ömer ateş yakıyor, yemek yapıyor, yük taşıyor.
Modern karşılığı, “Ben yöneticiyim” anlayışı değil, “Ben hizmet ediyorum” anlayışı olmalı. Bu, bugünün en büyük eksiklerinden biridir.
7. Kriz anında hızlı ve pratik çözüm
Uzun prosedür yok. Bürokrasi yok. Anında çözüm var.
Bugün, acil durumlarda sistem yavaşlamamalı, insan hayatı, prosedürden önce gelmeli
8. Empati: Sadece görmek değil, hissetmek
Gece uykusuz kalan adamı fark edip ona özel olarak yemek veriyor.
Günümüzde yardım “standart paket” olmamalı, kişinin durumuna göre özel çözüm üretilmeli.
9. Evrensel mesajlar verir
Bu kıssa sadece Müslümanlar için değil, tüm insanlık için bir modeldir:
Adalet, merhamet, sorumluluk, insan onuruna saygı gibi nice erdemlerin canlı ve hayatın içinden modeller sunar.
Özetle bu olay bize şunu öğretir:
Büyük olmak, yukarıda durmak değil; aşağıdakini kaldırmaktır.
Bugün eğer birey, yönetici ya da toplum olarak bu anlayışı yaşatabilirsek, sadece geçmişi anlatmış değil, onu yaşamış ve yaşatmış oluruz.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet