Horasan tarafından çıkan siyah sancaklılar kim?

Tarih: 09.03.2026 - 02:25 | Güncelleme:

Soru Detayı

Böyle bir Hadis-i Şerif var mıdır var ise sahih midir nasıl yorumlamamız düşünmemiz gerekir?
 اذا رايتم الرايات السود قد اقبلت من خراسان فاتوها ولو حبوا على الثلج, فان فيها خليفة الله المهدى​
“Horasan tarafından çıkan siyah sancaklıları gördüğünüzde, kar üzerinde sürünerek de olsa onlara gidin. Çünkü onların içinde Allah’ın halifesi Mehdî vardır.” (Fetava-i Hadîsiyye,, İbn-i Hacer-i Heytemi, 37-40; Hakim, 8572; Ahmed b. Hanbel, Musned, 22387 - 5 / 277).

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu ve benzeri bazı rivayetlerde, Hz. Mehdînin Doğu tarafından çıkacağı bildirilir. (1)

İbni Haldun ve Kurtubî, buna benzer rivayetleri teyid eder tarzda Hz. Mehdî'nin Meşrık, Horasan ve Amuderya taraflarından geleceğini kaydetmektedirler. (2)

Kurtubî'nin onun Kuzey Afrika'dan çıkacağını söylemesi ise, o günlerde bir ıslahatçı ve mehdîye duyulan ihtiyaç sebebiyledir. (3)

Başka bir hadis-i şeriften ise şunu öğreniyoruz: Doğudan bir takım insanlar çıkacak ve Mehdîye zemin hazırlayacaklar, yani Hz. Mehdî onlar arasında hükümran olacaktır. (4)

Bu hadis Doğuda bulunan veya Doğudan gelen bir millet içerisinde çıkacağını göstermektedir ki, -Allahu a'lem- bunlar o zamanlar Doğuda bulunan, sonradan Anadolu'ya yerleşen Türklere işaret etmektedir.

İsafü'r-Rağıbîn'de buna daha da açıklık getirilmiştir. “Mehdî Rum'dan,* Türklerden ayrılmayacaktır.” (5)

Sorudaki rivayete gelince:

Birçok hadis kitabıyla birlikte Hakim'in Müstedrek'inde yer alan, Buharî ve Müslim'in şartlarına uygun gördüğü bir hadis-i şerifte ise siyah sancaklılar diye nitelendirilen bu topluluğun kahramanlıklarına dikkat çekilir:

“'Hazinelerinizin yanında üç kişi savaşacak. Üçü de halife oğludur. Fakat hiçbiri halife olamaz. Sonra Doğu tarafından bir takım siyah sancaklılar belirir ve öyle bir savaşırlar ki, böyle bir savaşı hiçbir kavim yapmamıştır.' Peygamberimiz daha sonra bir kısım şeyler söyledi ki hafızamda kalmadı. Devam edip şöyle buyurdular: 'Siz bu siyah sancaklılarla gelen zâtı gördüğünüzde kar üzerinde emekleyerek de olsa gidip ona bîat ediniz. Çünkü o Allah'ın halifesi Mehdî'dir.'” (6)

Ktabü'n-Nihaye'de yer alan rivayette ise Hz. Mehdî'nin bu siyah sancaklılarla teyid edileceği, ona muvafakat edecekleri ifade edilmektedir. (7)

Seyyid Ahmed Hüsameddin (r.a.) İstihraçnâme'sinde Mehdînin doğuş yeriyle ilgili şöyle bir not düşmüştür:

"Müslümanlardan bir zât gelecek, bu zâtın şerefi, Kafkasya'nın en ulu dağından etrafa güneşin şuâı gibi şûlenisar olacaktır." (8)

Bütün bunlar, Hz. Mehdînin yoğun faaliyetini Türkler içerisinde yürüteceğini göstermektedir.

Düşmanlarının ehl-i içtihad âlimlerinin mukallidleri olduğunu, Mehdînin kendi imamlarının tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan hoşlanmayacaklarını, fakat karşı da gelemeyeceklerini söyleyen Muhyiddin Arabî, onun kılıncının ise "kardaş"ları olduğunu söyler. Bu kılınçtan korktukları için ister istemez hâkimiyetine boyun eğerler. Muhyiddin Arabî şöyle devam eder:

"Onun açık düşmanları fukahâ olacak. Elinde kılıncı, yani "kardaşları" olmasa idi katliyle fetvâ vereceklerdi. Lâkin Cenab-ı Hak, onu keremiyle ve kılınç ile tathir edecek; onlar ona itaat edeceklerdir. Çünkü halk arasında imtiyazları kalmayacak, hattâ ahkâm hususunda ilimleri de azalacak. Mehdî'nin gelişiyle âlimlerin hükümlerindeki ihtilâflar da giderilecek. Ondan hem korkacaklar, hem de birşeyler umacaklar. Kalben ondan nefret edecekler, fakat buna rağmen ister istemez hükmünü kabul edecekler." (9)

Diğer taraftan, İbn Hacer, Deccal ve Mehdi ile ilgili uzun bilgiler vermiştir. (10)

Burada dikkatimizi çeken “Allah onun (Hz. Mehdi’nin eliyle) Kostantıniye’yi yani İstanbul’u fetheder” şeklinde bir cümledir.

Ahir zamanda çok Mehdi-misal gelir, fakat en büyük mehdinin vasıflarına sahip olmadıkları için “Mehd-i azam” unvanını alamamışlar. Bu durumda, buradaki Mehdi, Fatih Sultan Mehmed’e bir işaet sayılabilir.

Ayrıca, “melhame-i kübra” olan birinci dünya savaşında emperyalist devletler tarafından işgal edilen İstanbul’un yeniden fethedilmesine bir işaret de olabilir.

Nitekim, bir hadiste “Deccalın hurucu ve Mehdi zuhuru ile birinci dünya savaşı arasında 5-6-7 yıl vardır” diye işaret edilmiştir. Bu sayısal tevafuk Osmanlı devlet-i aliyenin manevi mehdisi ve maddi mehdisinin devrini gösterir gibidir.

Kaynak:
1) Tirmizî, Fiten: 79.
2) Macdonald, İslâm Ansiklopedisi MEB Yayınları, 7:478.
3) A.g.e., 7:477.
4) İbni Mâce, Kitabü'l-Fiten: 35 (4088.).
* Eskiden Türkiye’ye diyar-ı Rum deniliyordu.
5) Tılsımlar, s. 212 (İs'afü'r-Rağıbîn'den naklen).
6) İbni Mâce, Kitabü'l-Fiten, 34 (H. 4084.); Müstedrek, 4:464; Kurtubî, Tezkire, s. 186.
7) İbni Kesir, Kitabü'n-Nihaye, 1:29, 30; Suyûtî, el-Havî, 1:61, 62.
8) Osman Yüksel Serdengeçti, Mabedsiz Şehir, Serdengeçti Neşriyatı: VI, s. 107.
9) M. Arabî, Fütûhât-ı Mekkiye, 66. Bab.
10) bk. İbn Hacer el-Heytemi, el-Fetava el-Hadisiye, 27-40.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun