Çocukları İslâmî bir şekilde yetiştirmek için ne yapmalıyım?

Tarih: 11.03.2026 - 07:42 | Güncelleme:

Soru Detayı

Bir Suudi âliminin videosunu izledim; ebeveynleri veya toplumun öfkesinden korkmak yerine çocukların Allah’ın azabından korkmaları gerektiğini ve Allah’ın merhametini ve sevgisini arzulamaları gerektiğini öğütlüyordu. Bunu nasıl yapabiliriz? Ben henüz evli değilim, ama evlenmek ve çocuk sahibi olmak istiyorum; ebeveynlerimin yaptığı hataları tekrarlamak istemiyorum. Fizikî ceza uygun mudur? Ne ölçüde? Çocukları hangi yaşta, “erkek/kız ilişkileri”, “mastürbasyon” gibi İslâmî açıdan hassas konular hakkında ve onları İslâm’dan uzaklaştırabilecek tarihsel meseleler (örneğin İslâm tarihinde kölelik) hakkında nasıl bilinçlendirmeliyiz?
Çocukları İslâmî bir şekilde yetiştirmek için ne yapmalıyım?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sözünü ettiğiniz sorun bugün tüm İslam aleminin temel sorunlarının başında geliyor. Çünkü eskiden çocuğu yetiştirme sorumluluğu sadece anne-babasına aitti. Ama şimdi, sosyal medya başta olmak üzere, televizyon, okul ve çevre çocuk üzerinde daha etkili olmaya başladılar. Anne-babanın çocuk üzerindeki etkisi bir ise, saydığımız nedenlerin ondur.

Ama elbette anne-babanın sorumluluğu kalkmıyor, onların da yapması gerekenler var.

Bu çerçevede size şunları tavsiye edebiliriz.

1. Evliliğe halis bir niyetle başlanması

Bilindiği gibi niyet mayaya benzer. Yapılacak işi bir iksir gibi kendisine benzetir. Bundan dolayı evliliğe güzel bir niyetle başlanmalıdır. Evliliğin temel nedenlerinin başında kişinin kendisini haramlardan koruması ve vatana-millete hayırlı evlatlar yetiştirmesidir.

Oysaki günümüzde evlenirken, salih evlat yetiştirme endişesi fazla taşınmadığı için niyetleri ne ise onunla karşılaşmaktadırlar. Eş adayı ararken, bu niyet esas alınsa inşallah Cenab-ı Hak hayırlı evlat yetiştirmede o kişiye yardım eder.

Ayrıca Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Kadın dört şey için nikâhlanır: malı, soyu, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanı tercih et ki kurtuluşa eresin.” (Buhârî, Nikâh 15; Müslim, Radâ 53)

Bu hadis, aile kurarken iman ve ahlakın temel ölçü olması gerektiğini göstermektedir.

2. Anne-babanın İslam’ı samimi yaşaması

Bugün pedagoji ve psikoloji bilimleri açıkça şunu ifade etmektedirler:

Çocuğun karakteri yüzde 30-40 genetikse, geri kalan kısmının ilk çekirdekleri anne karnında oluşmaktadır. Yani annenin ruh hali, ibadetlerindeki hassasiyetleri, diline ve bedenine hakim olması çocuğun ruhuna etki etmektedir.

Bu nedenle “çocuk terbiyesi anne karnında başlar” denilebilir.

Çocuk dünyaya geldikten sonra da, ona haram lokma yedirmemek, emzirirken besmele ile başlamak, onun bulunduğu odada gayr-i meşru müzikler yerine Kur’an’dan ayetler veya dini sohbetler dinlettirmek de çocuğun ruhsal terbiyesine çok iyi gelecektir.

Bunun dışında anne-babanın söz ve davranışlarında İslami hassasiyetler duyarlı ve tutarlı olması da rol model olmaları açısından çok önemlidir. Anne-baba ne kadar tavizsiz ve kararlı olursa, hayatlarında İslami değerlere, imani ve ahlaki prensiplere ne kadar bağlı olurlarsa çocuğun da büyüdüğünde İslam’ı yaşaması o kadar kolay olur.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:

“Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.” (Buhârî, Cenâiz 92; Müslim, Kader 22)

3. Çocuklara düzgün bir ortam hazırlayın

Anne-babadan sonra çocuk üzerinde en etkili olan şey çevresidir. Başta arkadaşları olmak üzere komşular ve bulunduğu muhit çok etkilidir.

Çocuğunuzu sizinle aynı değerleri paylaşan insanlarla ve onların çocukları ile muhatap ederseniz hem sizin verdiklerinizi pekiştirir hem de olumsuz örneklerden etkilenmez.

Peygamber Efendimiz bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Kişi dostunun dini üzeredir. O halde her biriniz kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.” (Ebû Dâvûd, Edeb 16; Tirmizî, Zühd 45)

4. Eğitim için anne-babanın davranışları uyumlu olmalıdır

Çocuğa neyin, nasıl verileceği konusunda anne-baba farklı düşünüyorsa, çocuk hiçbirisini de kabullenmez. Veya çelişkiye düşer, doğruluklarını sorgulamaya başlar, ayrıca işine geleni yapar. Böylece tutarlı bir çizgi takip edemez.

Bundan dolayı anne-baba çocuğun İslami eğitiminde uyumlu bir davranış birliği geliştirmelidir.

5. Çok sert veya çok tavizkar davranış sergilenmemelidir

Buraya kadar saydığımız hazırlık aşamasına hiç dikkat etmeyen bazı ebeveynler, ancak çocuk biraz büyüdüğünde onu terbiye etmeye başlarlar. O zaman da çocuk haliyle direnir, karşı çıkar. Anne-babalar da telaşlanıp baskı yapmaya, hatta şiddet uygulamaya başlarlar.

Unutmayalım çocuklar hassas bir ruh yapısına sahiptir; fazla sertlikten çok etkilenir ve o anne veya babaya karşı ters kimlik geliştirir. Yani anne-babasının dini kimliğinin aksi bir kimlik geliştirmek ister.

Birçok dindar anne-babanın, dine uzak çocuklarının olması, hatta yaşantı olarak onlara taban tabana bir tercih içinde bulunmalarının en başta gelen nedeni işte budur. Yani ters kimlik geliştirmesidir.

Bu durumda sabırlı olunmalı. İkna ve sevdirme yoluna gidilmeli. Ancak yaşına göre de dinden tavizler verilmemelidir.

6. Özgür eğitim yerine yönlendirmeli eğitim benimsenmeli

Modern eğitim anlayışında çocuğun karar verme yeteneği gelişsin diye daha bir yaşından itibaren kendisi ile ilgili seçimlerini ona bırakma eğilimi var.

Oysaki o yaşta bir çocuk ne yemeklerini ne de giysilerini sağlıklı seçemez. Bu çocuk biraz daha büyüdüğünde narsis eğilimler göstermeye ve anne-babasını dinlememeye başlıyor.

Halbuki bu konuda anne-baba daha ilk yaşlardan itibaren çocuğa itaat etmeyi, anne-babanın kararlarına saygı duymayı öğretmelidirler ki ileride asi olmasınlar.

7. Gençlere her zaman saygı ve sevgi temelli yaklaşın

İnançla ilgili meselelerde baskı ve korkutma çoğu zaman ters teper. Samimi bir sevgi, anlayış ve güven ortamı oluşturmak; genç bireyin kendini ifade edebilmesini ve gerektiğinde tekrar dini değerlere yaklaşabilmesini kolaylaştırır.

İnanç konusunda bocalayan bir gence dinî hakikatleri baskıyla değil, samimiyetle ulaştırmak çok daha kalıcı ve etkili olur.

8. Sorgulamanın normal olduğunu kabullenin

Gençlik dönemi, kimlik arayışının yoğun olduğu, sorgulamanın doğal bir parçası olduğu bir dönemdir.

Sorgulayan bir gence “imanın zayıf” ya da “dinden çıkıyorsun” demek yerine, bu sorgulamanın normal olduğunu ifade edip doğru kaynaklarla ona rehberlik edilmelidir.

Ona şöyle diyebilirsiniz:

“Bunu söylediğin için sana kızmayacağım. Aksine, dürüstlüğün ve açık olman çok kıymetli. İstersen neden böyle düşündüğünü birlikte konuşabiliriz. Emin ol seni yargılamadan dinleyeceğim.”

9. İmani konularda iyi yetişmiş kişilere yönlendirin

Gençlerin sorularına tatmin edici cevaplar verilemediğinde bütün bütün dinden uzaklaşma eğilimi artabilir.

Bundan dolayı eğer imani konularda kendinizi çok iyi görmüyorsanız, özellikle fenden ve felsefeden sorularla karşınıza çıkıyorlarsa “ben bu konuda çok iyi değilim, benden daha iyiler var” deyin.

Ve İslam’ın temel kaynaklarına dayalı, sade ve samimi bir dille açıklamalar yapabilecek, kendini geliştirmiş bireylerle iletişime geçmeleri teşvik edilebilir.

10. Davranışla örnek olmaya çalışın

Çoğu zaman dini anlatmaktan çok yaşamak kişiler üzerinde daha etkili olabilir. Hoşgörü, dürüstlük, doğruluk, güzel ahlak, samimiyetle ibadetlerin ifa edilmesi vb. gibi İslam’ın evrensel değerlerini yaşayarak örnek olmak gençleri daha çok etkileyebilir.

Bu konuda Bediüzzaman Hazretlerinin şöyle tarihi bir sözü vardır:

“Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-ı imaniyenin kemalâtını ef’alimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyet’e girecekler.”

11. Onlara zaman tanıyın, çok aceleci olmayın

İnanç bir süreçtir. Bugün kendini Müslüman hissetmeyen biri, zamanla yeniden inancını keşfedebilir. Bu yüzden umutla, sabırla ve dua ile genç bireylere destek olunmalı.

Bu tür bir yaklaşım gencin iç dünyasında saygı ve güven hissi uyandırır. Bu da inançla ilgili konuları daha açık bir zihinle düşünmesine zemin hazırlayabilir.

12. Hassas konuları yaşına uygun şekilde anlatın

Sorduğunuz özel konular da önemlidir.

Genel bir yaklaşım şöyle olabilir:

7-10 yaş: Mahremiyet eğitimi, beden sınırları.

10-13 yaş: Ergenlik, temizlik, haya, cinsellik.

13-16 yaş: Erkek-kız ilişkileri, haram-helal sınırları.

16+ yaş: Mastürbasyon, zina, flört, evlilik, modern ahlaki sorunlar.

Bu konular ayıp diye susularak değil, saygılı ve ilmî şekilde anlatılmalıdır.

İslam’da çocuk eğitiminin elmas prensipleri

Salih eş seçimi

Hz. Peygamber (asm) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Kadın dört şey için nikâhlanır: malı, soyu, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanı tercih et ki kurtuluşa eresin.” (Buhârî, Nikâh 15; Müslim, Radâ 53)

Çocuğun eğitimi eş seçimiyle başlar. Çünkü anne-baba çocuğun ilk öğretmenleridir.

Çocuğun doğumuyla birlikte dini bilinç kazandırmak

Yeni doğan çocuğun kulağına ezan okunması tavsiye edilmiştir.

“Resulullah Hasan doğduğunda kulağına ezan okudu.” (Ebû Dâvûd, Edeb 108)

Bu uygulama çocuğun hayatının ilk mesajının tevhid olması açısından önemlidir.

Güzel isim vermek

Peygamberimiz şöyle buyurur: “Kıyamet günü isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. O halde güzel isimler verin.” (Ebû Dâvûd, Edeb 61)

İsim, çocuğun kimliğini ve psikolojisini etkileyen önemli bir unsurdur.

Sevgi ve merhametle yetiştirmek

Muhammad (asm) torunlarını öperdi.

Bir sahabi: “Benim on çocuğum var ama hiç öpmedim.” dediğinde Peygamber şöyle buyurdu:

“Merhamet etmeyene merhamet edilmez.” (Buhârî, Edeb 18; Müslim, Fedâil 65)

Sevgi, sağlıklı bir din eğitiminin temelidir.

Çocuğun fıtratını korumak

Hadis: “Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar.” (Buhârî, Cenâiz 92; Müslim, Kader 22)

Bu hadis çocukların doğuştan temiz ve iman potansiyeline sahip olduğunu gösterir.

İbadet alışkanlığı kazandırmak

Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:

“Çocuklarınıza yedi yaşında namazı emredin.” (Ebû Dâvûd, Salât 26)

Bu, ibadetin küçük yaşta alışkanlık hâline getirilmesini hedefler.

Güzel ahlak öğretmek

Kuran’da şöyle buyurulur:

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun.” (Tahrîm 66/6)

Bu ayet aileye dini eğitim sorumluluğu yükler.

Adaletli davranmak

Peygamberimiz şöyle buyurur: “Çocuklarınız arasında adaletli olun.” (Buhârî, Hibât 12; Müslim, Hibât 13)

Ayrımcılık çocuklarda kıskançlık ve psikolojik sorunlara yol açar.

Helal lokma ile büyütmek

İslam alimleri çocuğun helal rızıkla yetişmesinin manevi gelişim üzerinde büyük etkisi olduğunu belirtmiştir.

Hadis: “Allah temizdir, ancak temiz olanı kabul eder.” (Müslim, Zekât 65)

İyi arkadaş çevresi sağlamak

Hadis: “Kişi dostunun dini üzeredir.” (Tirmizî, Zühd 45; Ebû Dâvûd, Edeb 16)

Çocuğun karakterinin önemli bir kısmı arkadaş çevresinden etkilenir.

Mahremiyet eğitimi vermek

Kuran’da çocukların mahremiyet eğitimiyle ilgili bir ayet vardır: “Henüz ergenlik çağına girmemiş çocuklarınız üç vakitte izin istesinler.” (Nur 24/58)

Bu ayet mahremiyet eğitiminin küçük yaşta verilmesi gerektiğini gösterir.

Aşırı sertlikten kaçınmak

Peygamberimiz (asm) şöyle buyurur:

“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.” (Buhârî, İlim 12; Müslim, Cihad 6)

Bu prensip çocuk eğitiminde de geçerlidir.

Sabırlı olmak

Kuran’da şöyle buyurulur: “Ailene namazı emret ve bunda sabırlı ol.” (Tâhâ 20/132)

Eğitim uzun vadeli bir süreçtir.

Soru sormalarına izin vermek

Sahabelerin çocukları Peygamber’e sorular sorabiliyordu.

Örneğin: Abdullah ibn Abbas küçük yaşta birçok soru sormuş ve ilimde büyük bir alim olmuştur.

Bu durum sorgulamanın teşvik edildiğini gösterir.

Dua etmek

Peygamber Efendimiz çocuklar için dua ederdi.

Kur an’da müminlerin duası şöyle anlatılır: “Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı ver.” (Furkan 25/74)

Dua, İslam eğitim anlayışında önemli bir yer tutar.

Sonuç

İslam’da çocuk eğitimi üç temel üzerine kuruludur:

Sevgi ve merhamet
Örnek olmak
Sabırlı eğitim

Çocuk eğitimi emir ve yasaklardan ibaret değil, aynı zamanda güzel ahlakın yaşanarak gösterilmesidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun