Peygamberimizin çok evlenmesi gerekli miydi?
Peygamberimizin çok evliliğine itiraz edenler var ve başka kadınların güzelliği peygamberimizin hoşuna mı gidiyordu konusu
Peygamberimizin çok evlenme sebepleri arasında sayılan iki sebebi (dul kadınlara sahip çıkmak ve kadınlıkla ilgili meseleleri hanımlarının ulaştırması) söyleyince bazı insanlar şöyle itiraz ediyorlar:
"Dul kadınları sahabilerle de evlendirebilirdi illaki kendisi evlenmek zorunda değil; kadınlıkla ilgili meseleleri bir iki eşi vasıtasıyla diğer kadınlara anlattırabilirdi ve o yeni yetişmiş/eğitilmiş kadınlar da ümmetin diğer kadınlarına ulaştırabilirdi. Yani iki durumda da çok eşe ihtiyaç yok." diyorlar. Nasıl cevap verilebilir?
Bir de ayette "güzellikleri hoşuna gitse bile artık başka kadınlarla evlenmen helal değildir" deniyor. 9 tane hanımla evlendikten sonra kadınlarda güzellik meselesi aklına gelebiliyorsa, evliliği nebevî görevine hizmet etmiştir demek ki gibi bir düşünce de geliyor insanın aklına. Nasıl anlamalıyım?
Değerli kardeşimiz,
Soruda iki temel itiraz var:
1. Peygamber’in çok evliliğine gerçekten ihtiyaç var mıydı?
2. “Güzellikleri hoşuna gitse bile…” ayeti nasıl anlaşılmalı?
1. Peygamber’in çok evliliğine gerçekten ihtiyaç var mıydı?
Cevap:
Peygamberimizin evliliklerinin, sosyal koruma (dul ve himayesiz kadınların korunması), kabile ve toplum ilişkilerinin güçlendirilmesi, aile hukukunun uygulamalı öğretimi, İslam toplumunda kadın eğitiminin yayılması, bazı hukukî geleneklerin kaldırılması gibi sebepler birlikte değerlendirildiğinde, evliliklerin sadece bireysel bir tercih değil dini ve toplumsal bir misyon taşıdığı görülür.
Ancak, Hz. Peygamber (asm) Efendimizin çok evliliğinin en önemli hikmeti ve gerekliliği, dinin aile hayatı boyutunun, özel hayatın ve gece hayatının öğretilmesidir. Bunun için de nikahlı kadın öğrencilere ihtiyaç vardı ve bu Allah’ın izniyle ve iradesiyle olmuştur.
İslam dini yalnızca ibadetlerden ibaret değildir. Aksine aile hayatı, eşler arası ilişkiler, temizlik ve mahremiyet hükümleri, kadınlara ait özel ibadet meseleleri, ev içi ahlâk ve davranışlar gibi konular da dinin önemli bir bölümünü oluşturur. Bu alanların önemli bir kısmı ise ev içi hayatla doğrudan ilişkilidir. Hatta hayatın nerdeyse yarısı bunlarla ilgilidir ve hem erkekleri hem de kadınları ilgilendirir.
Bu sebeple Peygamberimizin hayatının yalnızca toplum içindeki yönü değil, özel hayatı da dinin öğrenilmesinde kaynak hâline gelmiştir.
Sahabe erkekleri zahirî hayatın nakledicileri oldu
Peygamberimizin toplum içindeki sözleri, davranışları ve uygulamaları sahabe tarafından aktarılmıştır. Özellikle mesciddeki dersler, savaşlar, sosyal ilişkiler, kamu hayatı gibi alanlarda Peygamberimizi gözlemleyen sahabiler dinî bilgilerin önemli bir kısmını rivayet etmişlerdir.
Bu yönüyle Ashab-ı Suffe gibi talebe grupları adeta bir erkek ilim halkası oluşturmuştur.
Ezvâc-ı tâhirât aile hayatının öğreticileri oldu
Ancak Peygamberimizin hayatının bir de ev içi ve mahrem yönü vardı. Bu alanlara erkek sahabenin doğrudan şahit olması mümkün değildi.
İşte bu noktada Peygamberimizin muhtereme hanımları devreye girmiştir.
Peygamberimizin sözleri, fiilleri ve hâlleri şeriatın kaynaklarıdır. Bu kaynakların zahirî kısmını sahabe erkekler, mahrem ve aile içi kısmını ise Peygamberimizin hanımları nakletmiştir.
Demek ki, gusül ve temizlik hükümleri, aile hayatı, kadınlara ait ibadet meseleleri, gece hayatı, Peygamberimizin ev içi uygulamaları gibi konuları görecek, bilecek ve ümmete aktaracak özel ve mahrem öğrenciler olması gerekiyordu.
Nitekim dinî hükümlerin önemli bir bölümü Peygamberimizin hanımları vasıtasıyla öğrenilmiştir.
İşte bu çok önemli ve hayati hikmet gereği, farklı mizaca sahip hanım öğrenciler gerekli olmuş ve birden çok kadınla evlenmiştir.
Bir diğer önemli nokta da şudur: Peygamberimizin hanımları yaş, karakter, kabile, kültür bakımından birbirinden farklı kişilerdi.
Bu sayede İslam toplumunun farklı kesimleri, Peygamberimizin aile hayatına dair bilgileri kendi sosyal çevrelerine daha kolay aktarabilmiştir.
Bütün bu yönleriyle Peygamberimizin çok evliliği yalnızca bireysel bir aile meselesi değil, aynı zamanda dinin öğretimiyle ilgili bir hikmet taşımaktadır.
Peygamberimizin evliliklerinin tarihî gerçekliği de buna ışık tutar. Bu evlilikler Mekke’de değil Medine hayatında olmuştur. Çünkü Mekke’de iman konusu ön plandadır. Medine hayatında ise imanın yanında ibadetler, helaller, haramlar, mahrem hayat gibi konuların detaylı açıklandığı ve yaşandığı bir dönemdir.
Bu açıdan konuya bakılınca, Peygamberimizin birden çok evliğinin Medine olmasının ne kadar hikmeti ve gerekli olduğu daha iyi anlaşılacktır.
Demek ki, Peygamberimizin kronolojik olarak bakıldığında çok önemli bir gerçek görülür:
25 yaşında **Hatice bint Huveylid ile evlendi.
Hz. Hatice kendisinden yaklaşık 15 yaş büyük ve dul idi.
Bu evlilik yaklaşık 25 yıl sürdü.
Bu süre boyunca başka hiçbir evlilik yapmadı.
Bu dönem insan hayatının gençlik ve fiziken en güçlü dönemidir. Eğer evliliklerin temel motivasyonu şehvet olsaydı, bunun en yoğun olması beklenen dönem bu yıllar olurdu. Fakat tam tersine, Peygamberimiz tek eşli bir hayat sürmüştür.
Çok evliliklerin tamamı ise 50 yaşından sonra ve Medine hayatında gerçekleşmiştir. Bu durum tek başına bile, evliliklerin salt beşerî arzu ile açıklanamayacağını gösteren önemli bir tarihî veridir.
Demek ki, Peygamber ailesi İslam toplumunda fiilî bir eğitim merkezi gibiydi. Kadınlara ait özel ibadet hükümleri, aile hayatı, temizlik, mahremiyet ve günlük yaşam adabı gibi konuların çoğu ev içi tecrübelerle aktarılmıştır.
Farklı karakter, yaş ve sosyal konumdan gelen eşler sayesinde İslam toplumunun farklı kesimlerine ulaşan çok geniş bir bilgi aktarım ağı oluşmuştur.
Dolayısıyla mesele sadece “iki kişi öğretse yeterdi” şeklinde teorik bir hesap değildir; fiilî bir eğitim kurumu ortaya çıkmıştır.
2. “Güzellikleri hoşuna gitse bile…” ayetinin anlamı nedir?
Cevap:
Soruda geçen kısım şöyledir:
“Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen sana helal değildir; güzellikleri hoşuna gitse bile…” (Ahzab 52)
Bu ayet bazı yanlış anlamalara yol açabilir. Burada dikkat edilmesi gereken birkaç nokta vardır:
a) Ayetin amacı sınırlama getirmektir
Bu ayet Peygamber’e evlilik izni vermek için değil, aksine sınır koymak için indirilmiştir. Yani, artık yeni evlilik yasaklanmıştır. Mevcut eşlerle hayat devam edecektir.
Bu durum aslında Peygamberimizin evliliklerinin kontrolsüz değil vahiy tarafından düzenlenen bir alan olduğunu gösterir.
b) “Güzellik hoşuna gitse bile” ifadesi beşeriliği gösterir
Bu ifade arzu teşvik etmek için değil, yasaklamayı vurgulamak içindir. Kuran’da buna benzer üslup çoktur. Örneğin “Mal ve evlatlar cazip gelebilir” gibi ifadeler, insanın doğal yönünü inkâr etmek değil, onu sınırlandırmak içindir.
Yine örneğin “Hoşunuza gitmediği hâlde savaş size farz kılındı.” (Bakara 2/216) ayetinde de insanın doğal duygusuna değinilip hükmün değişmediği vurgulanır.
Dolayısıyla ayetin anlamı “İnsan olarak hoşuna gitse bile artık evlenemezsin.” şeklinde bir hukukî sınır koymaktır.
c) Peygamber’in beşer oluşuna işaret eder
İslam’da Peygamberler insanüstü varlıklar değildir, fakat vahiy ile korunmuş kimselerdir. Bir şeyin güzel görülmesi insanın fıtrî bir algısıdır, bu bir günah veya arzu anlamına gelmez.
Dolayısıyla ayet Peygamber’in insan oluşunu inkâr etmez, fakat ona özel bir sınırlama getirir.
d) Evlilikleri keyfi değildir
Ayetin asıl mesajı şudur: Hz. Peygamberin evlilikleri keyfî değil vahyin kontrolü altındadır ve bir noktadan sonra yeni evlilik tamamen yasaklanmıştır.
Bu nedenle “güzellikleri hoşuna gitse bile” ifadesi bir arzuyu anlatmak için değil, yasağın kesinliğini göstermek için kullanılan bir ifadedir.
Kısaca:
Bu söz “güzel kadınları arzulaması” anlamına değil, “insanî sebepler olsa bile artık evlilik yok” anlamına gelir.
Bu yüzden Peygamberimizin evliliklerini yalnızca şahsi arzularla açıklamak hem tarihî gerçeklerle hem de metinlerin bağlamıyla uyumlu değildir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet