Peygamber Efendimize, eşleri arasında kalma süresinde bir eşitlik gözetmeme hakkı veren ayetin manası nedir?

Soru Detayı

- Kur'an tüm insanlığa ve tüm zamanlara gelmiş bir açıklama iken, sadece Peygambere Efendimiz (asm)'in hayatını etkileyen ufak bir detay niye tüm insanlığa deklare ediliyor?

- Peygamber Efendimiz (asm) insanlığın en takvalısı; bu durumda en zor hayatı onun yaşaması gerekmez mi? Böyle iken niye onun hayatını kolaylaştıracak sadece ona özel ayrıcalıklar verilmiş?

- Peygamber Efendimize (asm) evlilik sayısı konusunda bir sınır olmadığı vahyedildikten sonra, kaç evlilik daha yapmıştır, bu eşleri kimlerdir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Burada Ahzab suresinin 50-53. ayetleri üzerinde duracağız. Bu ayetlerde, Hz. Peygambere tanınan ayrıcalıklar şunlardır:

a) Dörtten fazla kadınla evlenebilmesi.

b) İsteyen kadınlarla mehirsiz evlenmesinin caiz olması.(Ahzab, 33/50)

c) Eşlerinin yanında kalma sürelerini eşit tutma mecburiyetinin bulunmaması.(Ahzab, 33/51)

d) İlgili ayetin gelişinden sonra artık Hz. Peygamberin başka kadınlarla evlenmesinin yasaklanması.(Ahzab, 33/52)

e) Hz. Peygamber vefat ettiğinde veya boşadığında, eşleriyle başkalarının evlenmesinin caiz olmaması.(Ahzab, 33/53)

d) Eşlerinin bundan sonra daima perde arkasında bulunmalarının mecburiyeti.(Ahzab, 33/53)

- Hz. Peygambere (asm) dörtten fazla evlilik ruhsatı verilmiştir. Bu evliliklerin önemli bir kısmı, sosyal, siyasal, ekonomik, mülahazalarla yapıldığı bilinmektedir.

Bazılarının sosyal statüsüne saygı gösterilmiş olduğundan evlilikle onurlandırılmıştır.(Hz. Safiye gibi.)

Bazılarının yakınlarının dostluğunu kazanmak ve İslam ailesine dahil olmalarını sağlamaya yönelik evlilikler olmuştur. (Hz. Ümmü Habibe gibi).

Bazılarının yakınlarının İslam’a ve Hz. Peygambere (asm) yaptıkları samimi hizmetlerinden dolayı onları onurlandırmak için evlilikler olmuştur.(Hz. Aişe, Hz. Hafsa gibi).

Bazıları, Allah yolunda şehit olan eşlerinden kalan yetimlerine daha fazla sahip olma adına nikahlanmıştır.(Hz. Sevde gibi)

Bazıları, "evlatlık" gibi çok güçlü ve yaygın bir cahiliye âdetinin ortadan kaldırılması için nikahlanmıştır.(Hz. Zeyneb gibi.)

- Genel bir prensip olarak, İslam dininin önemli bir kısmı aile hayatında cereyan etmiştir / etmektedir. Ümmetine yegâne rehber ve muallim olan Hz. Peygamber (asm), zahir, normal dışarıdaki hallerine herkes şahit oluyordu. Ancak, özel hayatı ve aile ilişkileri başta olmak üzere, ümmetin bilmesini istediği hususların eksiksiz görülüp, kaydedilip başkalarına anlatılması gibi çok önemli bir vazifenin de ifa edilmesi gerekiyordu. İşte bu çok önemli görevi ifa etmeleri için Hz. Peygamber (asm)'in bir çok kadınla evlilik yapması, onları en mahrem yer olan ailenin kutsal dairesine dahil etmesi, hikmetin bir gereğidir.

Not: Bu gerekçelerle beraber, Hz. Peygamber (asm) -sadece belli gayeler uğruna, sadece görünürde bir evlilik yapmamış- bilakis aldığı bütün eşlerine karşı -samimi bir eş olarak- büyük bir sevgi ve saygı göstermiştir. Nitekim Hz. Peygamber (asm)'in artık evlenemeyeceğine dair ayetin varlığı, onun muhterem eşlerine verilen büyük değerin ifadesidir.

- Hz. Peygamber (asm)'in özel hayatının Kur’an’da mercek altına alınmasının önemli hikmetlerinden biri şu olsa gerektir: Muarızları, onu her yönden vurmaya çalışıyorlar, en ufak bir bahane bulduklarında yaygara koparıyorlardı. Evlilik konusunda -az önce değindiğimiz gibi- ilahî pek çok hikmetin saklı olduğunda şüphe yoktur.

Ancak, söz gelişi evliliği başka insanlar için dörtle sınırlandırdığı halde, kendisi için serbest bir metot uygulaması yahut da başkaları için eşlerine karşı eşit davranmayı getirirken, kendisine sıra dışı bir ruhsat tanıması, inkârcıların elinde büyük bir koz olacak ve belki de bazı zayıf müminleri bile tereddüde sevk edecekti.

Bunların Kur’an’da söz konusu edilmesi, hem muarızların velvele koparmalarına bir derece engel olmuş hem de zayıf müminlerin muhtemel vesveselerini ortadan kaldırmıştır.

Zira, Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğundan asla şüphe etmeyen müminlerin onda buldukları her konuya rahatlıkla boyun eğip teslim oluyorlardı. Muarızlar, inanmazlarsa bile, bölgede ve toplumda birlikte yaşadıkları müminlerin bu güçlü inançları karşısında sessiz kalmayı veya gevezeliklerini asgari düzeyde tutmayı tercih ediyorlardı...

- Ahzab suresinin 51. ayetinin meali şöyledir:

“Ey Peygamber, eşlerinden dilediğini bir süre ihmal edip dilediğini de yanına alabilirsin. Kendisinden bir süre uzak durduğun eşlerinden birini tekrar yanına almanda sana bir vebâl yoktur. Bu hâl onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptığın muameleden hepsinin hoşnut olmaları yönünden daha münasiptir. Allah kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah alîmdir, halîmdir / her şeyi hakkıyla bilir, müsamahası boldur.”

Bu ayette söz konusu edilen “eşleriyle ilgili olarak Hz. Peygambere (asm) verilen geniş yetki ve serbest hareket etmekten” maksadın ne olduğu konusunda farklı yorumlar vardır. Şu ikisi bu genel yorumların bir özeti sayılır:

a) Hz. Peygamber dilediği hanımını boşar, dilediğini yanında durdurur.

b) Dilediği hanımının yanında yatar, dilediğinin yanında yatmaz. (Taberi, ilgili ayetin tefsiri)

Dikkate değer bir husus, ayette Hz. Peygamber (asm)'in bu konuda rahat ve serbest bırakılması, kendisi için değil de eşlerinin sevinç ve mutluluğu adına olduğunun ifade edilmesidir. “Bu hâl onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptığın muameleden hepsinin hoşnut olmaları yönünden daha münasiptir.” mealindeki ayetin ifadesi, bu konuda çok açıktır. O hâlde, eşlerinin ayette ifade edilen durumdan memnun olmalarını sağlayan faktörler nedir, ona bakmak gerekir.

Bu konuda ipuçlarını yakalayabildiklerimizi şöyle açıklayabiliriz:

Hz. Peygamber (asm) kuvvetli bir ihtimalle bazı hanımlarının hâlleri kendisini fazlasıyla rahatsız ettiği halde, o, Allah’tan bir malumat almadan ondan ayrılmayı düşünemiyordu. Bu ayette, onun bu konuda serbest davranabileceğine vurgu yapılmıştır. İbn Rezin’den gelen bir rivayete göre, (bu ayet indikten sonra) Hz. Peygamber bazı eşlerinden ayrılmayı düşünmüş, ancak onların, “kendilerini boşamadığı takdirde, Hz. Peygamberi normal sıraya göre kendi evlerine gelmeye zorlamayacaklarını, ev nöbetlerini dilediği hanımları için kullanabileceğini" beyan ettiler. Hz. Peygamber (asm) de ilgili hanımlarının bu isteklerini yerine getirdi.(Taberi, a.y.)

Demek ki, ayette  söz konusu edilen Hz. Peygamber (asm) hanımlarının sevinçleri, boşanmayıp Hz. Peygamber (asm)'in nikahında kalmalarından dolayıdır.

- Bununla beraber “Bu hal onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptığın muameleden hepsinin hoşnut olmaları yönünden daha münasiptir” mealindeki ayetin ifadesi konusunda şu yorumlar yapılmıştır. Buna göre Hz. Peygamberin hanımları;

a) Hz. Peygamberin kendilerini boşamayacağını bildiklerinden, sevinç duymuş ve o konudaki endişeleri yok olmuştur.

b) Artık bundan böyle üzerlerine bir daha evlenmeyeceğini öğrendikleri için sevinmişler.

c) Bu konuda bizzat Allah’ın kendileriyle ilgili hükmünü beyan ettiğini duyunca sevinmişler.

d) Hz. Peygamber (asm)'in uzak durduğu bazı hanımlarına yeniden yakın duracağına dair ümitleri yeşerdiği için sevinmişler. (bk. Taberi, ilgili yer.)

e) Allah, Hz. Peygambere (asm) eşlerinin yanında kalması hususunda eşit davranmaya mecbur etmediği hâlde, onun yine de prensip olarak bu eşitliğe riayet etmesinden dolayı hanımları sevinmişlerdir.(Razî, ilgili ayetin tefsiri)

- Peygamber Efendimize (asm) evlilik sayısı konusunda bir sınır olmadığı vahyedildikten sonra, kaç evlilik daha yaptığına dair bir bilgiye rastlayamadık.

Bununla beraber, aynı ayette “Hz. Peygamberle evlenmek isteyen kadınlara mehir vermeden evlenmesine izin verildiği" hâlde, -Ebu Bekir İbnu’l-Arabi’ye göre- böyle bir olayın gerçekleştiğine dair bir örnek yoktur. (bk. Kur’an yolu, ilgili ayetin tefsiri)

Zaten, hemen bu ayetten sonra gelen ayette Hz. Peygambere (asm) her türlü evlilik haram kılınmıştır. Onun için bu ruhsattan sonra evlenmesi -kuvvetli ihtimalle- söz konusu olmamıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR