Ahzab suresi 52 ve 50. ayetleri çelişir mi?

Soru Detayı

- Şafi ve Fahreddin Razi’nin dediklerinden yola çıkarak ayetlerin yerini değiştirebilir miyiz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetlerin meali şöyledir:

“Resulüm! Biz, sana mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını helal kıldık. Bir de mehir istemeksizin kendisini Peygambere hibe eden ve Peygamberin de kendisiyle evlenmek istediği mümin kadınları da müminlerden ayrı olarak sadece sana helal kıldık. Biz, müminlere hanımları ve ellerinin altındaki cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri bilerek takdir etmiş bulunuyoruz. Bütün bunlar, senin için bir zorluk olmasın diyedir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Ahzab, 33/50)

“Resulüm! Eşlerinden dilediğini bir süre ihmal edip dilediğini de yanına alabilirsin. Kendisinden bir süre uzak durduğun eşlerinden birini tekrar yanına almanda sana bir vebal yoktur. Bu hal onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptığın muameleden hepsinin hoşnud olmaları yönünden daha münasiptir. Allah kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah alîmdir, halîmdir / her şeyi hakkıyla bilir, müsamahası boldur.” (Ahzab, 33/51)

“Bundan böyle artık başka kadınlarla nikâhlanman, bunları başka hanımlarla değiştirmen, kendilerini güzel bulup beğensen bile, sana helâl değildir. Ancak elinin altındaki cariyeler bunun dışındadır. Allah her şeyi gözetlemektedir.” (Ahzab, 33/52)

- Ahzab suresinin 50-51. ayetlerinde evlilik ve aile düzeni konusunda Hz. Peygamber (asm)'e geniş bir serbestiyet verilmiştir. 52. ayette ise, Hz. Peygamber (asm)'in o anda nikahında olan hanımlarının dışında başka kadınlarla evlenmesi yasaklanmıştır. Surenin 50-51. ayetlerinde evlilikle ilgili verilen geniş serbestiyet alanı, 52. ayetle ortadan kaldırılmıştır. Bu konuda bir neshin bir sınırlamanın olduğu açıktır. Kur'an’da peş peşe gelen bu ayetlerin, aralıksız peş peşe indiği anlamına gelmez.

- Hz. Peygamber (asm)'in evlenmesini kolaylaştıran 50-51. ayetlerin nüzul sebebi/iniş hikmeti, muarız ve münafıkların dedikodularına son vermek veya etkisini azaltmak olabilir.

Hz. Peygamber (asm)'in Hz. Zeyneb ile evlenmesini bahane ederek “Muhammed: ‘İnsanların kendi çocuklarının -boşanmış- hanımlarıyla evlenemez.’ diyor. Fakat kendisi, oğlu Zeyd’in boşadığı hanımıyla evleniyor.” diyerek çok çirkin bir propaganda içine girdiler.

Bu çirkin propagandanın önünü kesmek için Ahzab suresinin 4. ayetinde: “Hz. Zeyneb’in kocası olan Zeyd’in Hz. Peygamberin oğlu olmadığına” işaret edilmiştir.

Surenin 37. ayetinde: Hz. Peygamber (asm)'in ilgili evliliği doğrudan Allah tarafından emredildiği husus vurgulandıktan sonra, “İnsanların öz çocuğu olmayan -sadece gelenekten gelen bir adet olarak- ‘oğlum!’ dediği kimselerin -boşanmış- hanımlarıyla evlenmelerinde bir sakıncanın olmadığı” bildirilmiştir.

Surenin 50. ayetinde ise, Hz. Peygamber evlenmek istediği takdirde, “kendisine her türlü ruhsat ve imkânın tanındığı” ifade edilmek suretiyle, Hz. Zeyneb ile evlenmesinin nefsani bir istek sonucu değil, kötü bir âdetin ortadan kaldırılmasına yönelik olduğuna işaret edilmiştir.

Bu ayette “Eğer peygamber -nefsini tatmin etmek için- evlenmek isteseydi, bir sürü bakire, güzel kızlarla evlenebilirdi...” şeklinde bir mesaj verilmiştir.

51. ayette müminlerden farklı olarak arzu ettiği hanımının yanında daha fazla kalabileceği; müminler için zorunlu olan “her bir eşinin yanında eşit kalma” prensibinin dışında olduğu vurgulanmak suretiyle, başka hikmetler yanında, bu menfi propagandaların etkisini azaltan 50. ayetin muhtevası pekiştirilmiştir.

Kuvvetli ihtimalle bu menfi propagandaların etkisi azaldıktan sonra, 52. ayet indirilmiş ve “Evlilik konusunda, -diğer müminlerden farklı olarak- Hz. Peygamber için gösterilen bütün ruhsatlar iptal edilmiştir. Üstelik, diğer müminler için geçerli olduğu halde, onun bundan böyle evlenmesi yasaklanmıştır.”

Bu tedbir, bir yandan onun Hz. Zeyneb ile olan evliliğinin Allah tarafından gelen bir emirle olduğunu; diğer taraftan da onun ortaya koyduğu Kur'an’ın bir harfine bile müdahale etmediğini gözler önüne sermiştir.

İbn Aşur da bu propagandalar ile ilgili ayetler arasında çok kısa da olsa bir ilişki kurmuştur. (bk. İbn Aşur, ilgili yer)

- Razi’nin İmam Şafii’den de aktararak yaptığı değerlendirmesini (Ahzab, 33/52. ayetin tefsiri) şöyle açıklayabiliriz:

Hz. Aişe “Hz. Peygamber vefat etmeden önce (Ahzab, 33/52. ayette) kendisine haram kılınan kadınlar helal kılınmıştır.” demiş.

Buna göre, bu helal hükmü iki şekilden biriyle yapılmıştır:

Birincisi: Allah kendisine Kur'an dışında bir şekilde bunu beyan etmiştir. Hz. Aişe ise bu hususu kısaca aktarmıştır.

“Âhâd haberle de Kur'an’ın hükümleri neshedilebilir.” diyenlere göre bu hadis rivayeti nesih için yeterlidir.

İkincisi: “Âhâd haberle Kur’an’ın hükümleri neshedilemez” diyen alimlere göre, eğer bu konuda bir nesih varsa, mutlaka onu yine Kur'an’da aramak gerekir. Surenin 52. ayetinde yer alan yasakları kaldıran en uygun ifade, surenin 50. ayetinde yer alan Resulüm! Biz, sana mehirlerini verdiğin hanımlarını,.. sana helal kıldık.” mealindeki ifadedir.

- Böyle de olsa, bu ayetlerin fiziki yerlerini değiştirilmesi mümkün değildir. Fakat, bu yoruma göre, tertip sırası daha önce olan 50. ayetin, daha sonra gelen 52. ayetten sonra indiğini kabul etmek gerekir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun