Rızık az, ömür zulüm, eş yok ise bu nasıl bir kader?
Baba 10 yaşındayken öldü yokluk fakirlik zulüm kötü şans öfke nefret. Her gün Allah’a sığınmak yalvarmak, namaz kılmak tüm zorluklara rağmen. Tek şahsi dua annem yaşasın? O da öldü. Eş yok. Fakirlik yokluk, ben kendime bakamazken nasıl vebal alayım dedim? Allah dedikçe başıma gelmeyen kötülük kalmadı. Alakam olmayan olmayacak ne varsa yüzde yüz suçlu ben oldum. Yalnızlık çaresizlik yokluk. Bu kader yazılırken ben görülmemişim galiba bir şey olmuş orda. Ya da gerçekten beni hem Allah sevgisiyle donatmış, gerisini maddi manevi yazmamış. Bunlar benim yaşamım istersen buyur gel buz gibi ve soğuk.
Bu konu hem dinî hem psikolojik açıdan çok konuşulmuş bir meseledir. Bir insanın hayatında neden üst üste kayıp, fakirlik, yalnızlık ve acı olur?
Değerli kardeşimiz,
Öncelikle ifade edelim ki, imtihan herkes için farklıdır, ayrıca dünya ödül yeri değil imtihan yeridir.
Kuran’da açıkça şu gerçek anlatılır: Kimisi zenginlikle, kimisi sağlıkla, kimisi sevgi ve aile ile, kimisi de kayıplar ve sıkıntılarla imtihan edilir.
Mesela Hz. Eyyüb (as) uzun yıllar, hastalık, mal kaybı, çocuklarını kaybetme, yalnızlık yaşamıştır. Ama buna rağmen sabrı nedeniyle İslam’da en büyük sabır örneklerinden biri kabul edilir.
Benzer şekilde Hz. Peygamber (asm) Efendimiz annesini rahmindeyken babası vefat etti, çocukken anneni ahirete göç etti, kendisi hayatteyken 6 çocuğu vefat etti, yıllarca fakirlik yaşadı. Yani çok acı yaşamak Allah’ın terk ettiği anlamına gelmez. Bazen tam tersi olarak yorumlanır.
Demek ki, Allah’ın bazı kullarına en ağır ve en zor imtihanları vermesi, onları daha ok sevildiği anlamına gelebilir. Yoksa Allah en sevdiği kulları olan peygamberlerine neden bu kadar ağır ve şiddetli imtihan versin ki.
Sizin durumunuza gelince:
Çocukluğunuzdan beri kendinizi çaresiz ve acılar içinde hissetmişsiniz. Hayatınızı değiştirmek için Allah’a sığınmış, dua etmişsiniz. Allah’ın merhametine ve gücüne inanmanızın ve O’na yalvarmanızın mükafatını elbette göreceksiniz, ama anladığımız kadarıyla dünya hayatınızda bir değişiklik olmadığı için kuşkuya düşmüş ve sorgulamaya başlamışsınız.
Bu çerçevede siz tavsiyelerimiz şunlardır.
1. Allah’a iman ve diğer itikadi konuları yeniden gözden geçirin:
Psikoterapi der ki, insanı rahatsız eden şeyler büyük çoğunlukla olayın kendisinden ziyade insanın o olaya nasıl baktığıdır. Bundan dolayı dünyaya ve yaşadığımız olaylara hangi bakış açısı ile bakıyorsak ruh dünyamız da ona göre şekillenir. Eğer, seküler bir bakış açısı ile bakarsak, yaşanılan her acı, çekilen her sıkıntı anlamsız, ıstırap olur. Başkalarının görünüşte mutlu hayatına aynı gözle bakarsak kendimizi kader kurbanı, zavallı, bahtsız görürüz. Eğer dünyayı keyif ve eğlence yeri olarak algılarsak, eğlencesiz geçen her günümüz bize kayıp ve azap olur.
Oysaki biz Müslümanlar olarak, imanın altı şartına iman etmişiz. Onlardan birisi, “kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine iman etmektir.” Bu çerçevede, Allah’ın kimseye zulmetmeyeceğini, mutlak adalet sahibi olduğunu, yaşanılan her şeyin de imtihanımız olduğunu biliriz. Yaşadığımız sıkıntılar karşılığında sabretmek ve tevekkül etmek şartı ile ebedi alemde kat be kat mükafatını göreceğiz.
İmtihan için gönderildiğimiz dünya hayatı zaten kısadır ve başta peygamberler olmak üzere hiç kimse için de mutlak anlamda mutluluk ve huzur içinde geçmez. Herkesin kendisine göre bir imtihan sorusu var, kimisi şehvetle, kimisi mal-mülkle, kimisi şan ve şöhretle, kimisi de musibetler ve sıkıntılarla imtihan edilir. Kişi zorlandığı noktada bunu kendi imtihanı olduğunu bilir ve ona göre Allah’ın kendisine verdiği nimetlere odaklanır ve sabreder.
Kısaca dünyanın sıkıntılarına karşı islami ve imani bir bakış açısı kazanırsak daha kolay atlatabiliriz.
2. Kendinizi suçlamayı bırakın, ama sorumluluk da alın
Hayatınızda olan birçok şey sizin kontrolünüzde değildir. İnsan uzun süre kötü şeyler yaşadığında beyin şöyle düşünmeye başlar: “Demek ki sorun bende.” Bu da insanın sürekli olumsuz düşünmesine neden olur ve onu depresyona itebilir.
İnsanın her şeye hakim olmadığı inancı içinde, ama elinizden geleni de yaparak yolunuza devam edin. Zaman zaman geçmişe bakarak, kendi sorumluluklarınızı veya ihmal ettiğiniz şeyleri de gözden geçirmekte fayda vardır.
İnsan, sadece kaderi veya çevresini suçlamaya başlarsa harekete geçemez. Çünkü kendisini kurban ve zavallı görür. Kurban’ın ayağa kalkması ve aktif olması ise zordur. Ama sorumluluk alıp, dersler çıkardığında adım adım da olsa daha iyiye gittiğini görebilir.
3. Tamamen yalnız kalmamaya çalış
Yalnızlık acıyı büyütür. İnsan zihni yalnız kaldıkça karanlık düşünceler üretir, daha sonra ürettiği o olumsuz düşüncelere inanmaya başlar. Şunlardan biri bile yardımcı olabilir: Bir camide sohbet halkası veya küçük bir topluluk içine dahil olmak, bir dini cemaate düzenli gitmek, dostluk halkasını genişletmek, bir yardım kuruluşunda gönüllü olarak görev almak, mahallede düzenli bir yer spor salonu, kurs vb gitmek ve çevreyi geniş tutmak da size iyi gelecektir inşallah
Hayatında birkaç insanın yüzünü düzenli görmek, insan iyi gelir
4. Başarabileceğin küçük bir amaç bul
İnsan tamamen yalnız kaldığında hayatın anlamını kaybedebilir. Neden yaşıyorum, yaşamamın ne anlamı var vb gibi ruhu sarsacak düşüncelere dalabilir.
Ama küçük de olsa bir amaç bile bu ruh halini değiştirir: bir meslek öğrenmek, spor yapmak, yeteneklerine uygun hobiler edinme, birine yardım etmek
İnsan bazen başkasına iyi geldiğinde kendi yarası da biraz iyileşir.
5. Sıkıntılar her zaman günahın sonucu değildir.
Birçok insan başına gelen kötülükleri “Allah bana kızdı” diye yorumlar. Oysa Hz. Peygamber (asm) Efendimiz şöyle buyurur:
“İnsanların en çok imtihana uğrayanları peygamberlerdir.”
Mesela Hz. Eyyüb yıllarca hastalık, mal kaybı ve yalnızlık yaşamıştır. Bu, Allah’ın sevgisizliği değil bazen en ağır imtihanın en çok sevilen kullara verilmesi olarak yorumlanır.
6. Dua bazen dünyada değil ahirette karşılık bulur.
İslam alimleri dua için birçok ihtimal söyler:
Aynısı kabul edilir, daha hayırlısı verilir, ahirette büyük sevap olarak saklanır, bela ve musibetlerin gelmesine kalkan olur.
Bu yüzden “duam kabul olmadı” yerine bazen “nasıl kabul edildiğini bilmiyorum” yaklaşımı öğretilir.
7. Uzun süreli acı insanın düşünme şeklini değiştirir.
Psikolojide buna öğrenilmiş çaresizlik denir. İnsan yıllarca kötü şey yaşarsa artık iyi ihtimali bile göremez. Bu durum iman zayıflığı değil, beynin travmaya verdiği bir tepkidir. Bu yüzden bazen psikolojik destek almak imanla çelişmez.
8. İslam’da insanın kendine zarar verecek kadar yük taşıması istenmez.
Kur’an’da şu ilke vardır: “Allah hiçbir nefse gücünün yetmeyeceği yükü yüklemez.”
Bu yüzden insan bazen yardım istemek, destek aramak, hayatını yeniden kurmaya çalışmakla da ibadet etmiş olur.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet