Yedi harfin Kureyş lehçesindeki halleri, günümüze kadar ulaşmamış olabilir mi?

Soru Detayı

Kuran'ın çoğaltılma aşaması
​7 harfle okuma ruhsatının süresi hakkında 3 farklı görüş vardır. 
Birinci görüşe göre yedi harf ruhsatı, arza-i ahîrede tamamen nesh edilmiştir. Kaynaklar Resûlullah’ın vefatından önce Ramazan ayında Cebrâil’e iki defa arz ettiği Kur’ân’ın, Kureyş lehçesiyle olduğunu nakletmektedir.
İkinci görüşe göre yedi harf ruhsatı son bulmamış olup Hz. Osman Mushaflarında ve kıraatlerde devam etmiştir. Bu görüşe göre yedi harf Hz. Peygamber’in “son arzı”nda, Hz. Ebûbekir ve Hz. Osman’ın cem faaliyetinde vardı. Hz. Ebûbekir’in cem’inde yedi harfe dair farklı yazılımlar mushafın kenarlarına yazılmak sûretiyle cem edilmiştir. Hz. Osman’ın dört bir yana gönderdiği Mushaflarla bu farklı harfler yayılmıştır. 
Üçüncü görüşe göre yedi harf ruhsatı tamamen değil, sadece mushafın hattına muhalif olan yazım ve kıraatler açısından Hz. Osman döneminde sahâbenin icmasıyla neshedilmiştir. Soruma gelecek olursak 2.görüşten anladığıma göre Hz. Osman’ın mushafındaki bazı kelimeler Kureyş lehçesi ile yazılması gerekirken 7 harf ruhsatından dolayı farklı lehçelerle yazılmış. 
Peki o zaman bu 2. görüşe göre Kureyş lehçesi ile yazılmayan kelimeler günümüze ulaşmamış olabilir mi? Yani demek istediğim bazı kelimeler Kureyş lehçesiyle yazılmadığı için bu kelimeler unutulup günümüze kadar ulaşmamış olabilir mi? Çünkü 2. görüşe göre anladığım kadarıyla mushafın hattına uysun veya uymasın farklı lehçeler Hz. Osman döneminde çoğaltılan mushaflarda yer almış. 
Toparlamak gerekirse 2. görüşe göre, bazı kelimeler ruhsattan dolayı Kureyş lehçesiyle yazılmadığı için bu kelimelerin Kureyş lehçesindeki halleri günümüze kadar ulaşmamış olabilir mi? Umarım anlatabilmişimdir. 2. görüş çerçevesinde değerlendirirseniz sevinirim.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Yedi harf ruhsatı Hz. Peygamber (asm) Efendimizin son iki yılında Kuran'ı Kureyş Lehçesine göre seslendirme sıkıntısı çeken insanlara verilmiş ruhsattır.

Azimetin karşılığı olan ruhsat, olağan dışı durumlara verilen izindir. Bu izin Hz. Peygamberden sonra da belirli bir süre devam etmiştir.

Burada bilinmesi gereken en önemli şey Yedi Harfin içeriğinin ne olduğudur.

Yedi harf ruhsatından kaynaklanan okumaların çok az bir kısmı yazı ile alakalıdır. Yedi harf okumalarının tamamına yakını fonetik yani seslendirme ile alakalı olup yazı ile bir alakası bulunmamaktadır. Yani kelimenin şekli, yazılışı aynı ancak onuşu farklıdır.

Dolayısıyla bu okunuşun yazıya yansıyan bir yanı bulunmamaktadır. Öncelikle bunun bilinmesi gerekir.

Diğer yandan farklı kıraatler içerisinde yazıya yansıyan okumalar vardı ve bunlar tüm kıraat birikiminin yüzde 15 veya 20'sine tekabül etmektedir. Bunlar da Hz. Ebubekir döneminde vahiy lafızlarının bir araya getirildiği Mushafta nasıl yer aldıklarına dair bilgi bulunmamaktadır. Mushafların kenarına yazılmış ifadesi temel kaynaklarımızda yer almamaktadır. Bu ancak muhtemel yorumlardan biri olabilir ki, doğruya da yanlışa da ihtimali vardır.

Ayrıca o dönemde sözlü kültür baskın olduğu için yazı ikincil düzeyde bir muhafaza aracıydı. Böylece bu kıraatlerin insanların hafızalarında olduğu için ayrıca yazılmasına gerek duyulmamış olabilir. 

Ancak devam eden yedi harf ruhsatı Hz. Osman dönemine gelindiğinde bir takım problemlerin çıkmasına zemin hazırlamaya başlamış ve insanlar kıraatlerinden dolayı birbirlerini suçlamaya ve hatta tekfir etmeye yeltenmişlerdir.

Bunun üzerine Hz. Osman yedi harf ruhsatına son vermiş ve Kuran’ın Hz. Peygamberin lisanıyla indiği Kureyş Lehçesinin esas alınmasını istemiştir. Bu minval üzere hazırlanan Mushafta yazıya yansıyan okumalarda Kureyş Lehçesi esas alınmıştır.

Yazıya yansımayanlar ise insanların pratiklerinde bir şekilde devam etmiştir. Zira bunu disipline etmek oldukça zordur.

Ancak Mushafta sadece Kureyş Lehçesine göre olan okumalar esas alınmıştır.

Diğer yandan Hz. Peygamberden bizatihi duyulan ve yazıya da yansıyan, kıraat terminolojisinde bunlara ferşi/gramatik okumalar denilen kıraatler de yine Mushafa yazılmıştır. Bunların mushafa yazılış yöntemi ise hareke noktalama kullanılmadığı için çok sorun olmamıştır. Zira şekli aynı olan kelime farklı okumalara uygun bir yazılış biçimine sahiptir. Zaten Kuran eğitim öğretimi yapan insanlar Mushaf üzerinden değil hafızalarındakine göre eğitim öğretim yapmışlardır.

Bir kaç asır sonra zaten yazının gelişmesi ve yaygınlaşmasına paralel olarak insanlar Mushaflar üzerinden eğitim almaya başlamışlar ve takip etmiş oldukları kıraatlere göre Mushaf yazmaya başlamışlardır. 

Kıraatler içinde bazı okumalar var ki bunlar ilave okumalar oldukları için aynı Mushafa yazılmamış bölgelere gönderilen Mushaflara dağıtılmıştır. 

Netice itibariyle yedi harften kaynaklanan farklı yazım biçimleri Mushaflarda yer almamaktadır. Hz. Peygamberden duyulan ve sahih olan kıraatler Mushaflarda yer almaktadır. 

Kuran’da Kureyş Lehçesi dışında kelimeler var mıdır diye bir soru sorulursa, evet vardır. Bunun sebebi Kureyşin bu kelimeleri alıp kendine mal etmesidir. Zira bölgede baskın olan üst dil veya merkezi dil Kureyş Lehçesidir. Hem kendi kullanım veya kelimelerini diğer lehçelere vermiş hem de kendisi diğer lehçelerden bazı kullanımları almak üzere kendisine mal etmiştir. Böylece o kelime Kureyş Lehçesi olmuştur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
456 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun