Var olmanın manası ve önemi ne?

Soru Detayı

Var olmanın önemini anlatır mısınız? Var olmayı biz seçmedik, Allah bizi var etti ve bugün buradayız, beni ben yapan Allah, her şeyim ondan, her şeyimi o verdi, bu durumda benim önemim nedir bu hayatta? Zihin bilinç hayat vs.
Bazıları diyor ki Allah bizi sevdiği için mi yaratmış? Bunu nasıl diyebiliriz? Biz yoktuk, yoktan var olduk, Allah bizi nasıl sevip de yaratabilir?
Yaratılmayı ve insan olmayı biz mi seçtik?
Benlik kimlik olayı nasıl bir şey? Çok garip geliyor bunlar bana, bu konuda bir düşünceniz var mı?
Hiçbir şeyle övünmemeliyiz, ne güzelliğimizle ne yeteneğimizle ne yaptığımız iyiliklere hiçbir şeyle gurur duymamalıyız kendimizle de gurur duymamalıyız çünkü hepsini Allah vermiş. Birçok Müslüman kardeşimiz aynen bu şekilde soyluyorlar, e o zaman yaşamımızın amacı nedir? Her şey Allah’ın ise bize ne gerek var? Bizim bir önemimiz yok ki bu durumda. Hiçbir şeyimizle gurur duyamıyoruz ne sevgimizle ne sadakatimizle ne iyiliğimizle ne dürüstlüğümüzle.
Müslüman kardeşlerin söylediğini söylüyorum ben, bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Yaratılış amacımızın ne olduğundan gafil olursak veya tam olarak idrak edemezsek, buradaki suallerin hepsi veya fazlası muhakkak kafamızı kurcalayacaktır.

Esasen bu sualleri insanın kendi kendine ihlasla ve samimiyetle sorması gayet normaldir. Bunlar kişiye tefekkür, tedebbür, taakkul ve tezekkür kapılarını açacak; oradan muhakkak tek bir yaratıcıya götürecektir.

Akabinde, o yaratıcının dini olduğunu iddia eden inanışlara ve o inanışlardan 2 x 2 = 4 mesabesindeki İslam’a götürecektir.

Çünkü soruda geçen konuların neredeyse hiç birini biz aklımızla, hatta insanlığın tamamının aklıyla bulamayız, bu şekilde bulmak imkânsızdır ve insan adeta bu konularda akıl ve nefis bataklığında boğulur.

Bunların tamamının cevabını verebilecek tek Zat, isim ve sıfatları mutlak kemalde olan, bütün mahlukatı halk etmiş, bize kendini Kuran’da tanıtan ve ismi “Allah” olan Rabbü’l-Alemindir!

O, kıyamete kadar gelecek istisnasız bütün müminlere adeta meydan okuyarak demiş ki;

“Muhakkak ki Allah katında yegâne din, İslam’dır! Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki hasetten dolayı ihtilafa düştüler. Artık kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse, artık şüphesiz ki Allah, hesabı pek çabuk görendir. “ (Al-i İmran 19)

“Ve eğer kulumuza indirdiğimiz Kuran’dan şüphe içindeyseniz, haydi onun benzerinden bir sure getirin; eğer iddianızda doğru kimseler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi, yardımcılarınızı da çağırın! Buna rağmen yapamazsanız, ki asla yapamayacaksınız, öyle ise o ateşten sakının ki, yakıtı insanlarla taşlardır; ve” kâfirler için hazırlanmıştır!” (Bakara 23-24)

“De ki: “Eğer iddianızda doğru kimseler iseniz, o halde Allah katından, bu ikisinden Kuran’dan ve Tevrat’tan daha doğru bir kitap getirin de, ben ona uyayım! Fakat sana cevap veremezlerse, artık bil ki onlar ancak nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Halbuki Allah’dan bir yol gösterici olmaksızın, nefsinin arzusuna uyandan daha sapık kimdir? Şüphe yok ki Allah, o zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Kasas 49-50)

Yani Cenab-ı Hak kıyamete kadar tüm insanlığa meydan okuyor; bu ayetler ve bütün Kuran boyunca mealen ve tefsiren diyor ki:

“Benim dinim olan İslam dışındaki istisnasız her din batıldır, Hak değildir. Ben dinimin hak olduğunu gerek peygamberlerimin benim iznimle gösterdikleri mucizelerle, gerek kitaplarımda açıkladığım sizin asla bilemeyeceğiniz hakikatler ve özellikle Kuran ile ortaya koyduğum kevni hakikatler ile sizi bir imtihana tabi tuttuğumu ve sizi “Bana ibadet edin” diye yarattığımı açıkça beyan ettim.

Dünyanın yuvarlaklığından, atmosferin yakıcılığından, çiçeklerin aşılanarak üremelerinden, insanın yaratılış dönemlerindne, kâinatın yaratılışından, her birinizin parmak izlerinin farklı oluşundan.. 1400 sene evvel bilmeniz mümkün olmayan birçok hakikati size anlattım.

Anlattım ki bana iman edin! Anlattım ki emirlerime uyun ve nehiylerimden kaçının! Böylece kısacık dünya hayatınızdan sonra ebedi huzuru bulasınız ve “Biz niye cehennemdeyiz?” demeyesiniz.

Bunların hiç birine inanmıyorsanız veya tereddütünüz varsa, bakın şimdi elinizde en gelişmiş bilgisayarlarınız, v.s de var... Hadi benim yaratılışı ve amacımı anlattığımdan daha mucize, daha gerçekçi, içinde hiçbir çelişki bulunmayan, daha kapsamlı ve kabul edilir bir kitap, bir tez getirin.

On binlerce profesörünüz dünya çapında 40 ciltlik ansiklopediler basıyorlar da, her sene ‘şurası eksik olmuş, şurası yanlış olmuş’ diye düzeltmeler yayınlıyorlar, üstelik de 21. asırda!

Benim Kitabım ise o kadar mükemmel ve kusursuz ki, hem istisnasız her konuda diyeceğini demiş, hem de 1400 sene evvel demiş, hem de okuma yazması olmayan biri ile demiş. Aradan geçen 14 asırda “şurası yanlış, şu noktası fazla” dahi diyememişsiniz.

Üstelik egonuzu da tahrik ediyorum ve diyorum ki; Kuran gibi bir kitap, hatta 10 sure, hatta bir sure getirin; getiremediniz, getiremezsiniz ve asla getiremeyeceksiniz!

Çünkü siz benim yanımda çok acizsiniz, fakirsiniz!

Sizi Ben yarattım neden kabul etmiyorsunuz?

Ben sizden sadece istedim ki, insan olarak, diğer mahlukatın hilafına, kendi özgür iradenizle beni bulun, tanıyın, tesbih, tahmid ve tekbir edin; emirlerime uyun, nehiylerimden kaçının. Onun için sizi bütün mahlukatıma halife yaptım.

Size düşen ya acz ve fakrınızı anlayarak, kibirlenmeden, gururlanmadan, benlik yarışına girmeden, özetle kendinizi bir halt zannetmeden Bana iltica edip istediklerimi kayıtsız şartsız yapmanız ve hiç bir şekilde hak etmediğiniz halde, rahmetimin her şeyi kuşatmış olması sebebiyle Cennetime ve Cemalime kavuşmanızdır.

Yok, ben bu kadar delile rağmen, bu işleri aklıma, nefsime sığdıştıramıyorum derseniz, unutmayınız ki tövbe kapısı canınız teninizde olduğu sürece açıktır. Ama kafir olarak canınızı teslim ederseniz, işte ortada bu kadar delil varken ve siz de istediklerimi yapmamışken, Cehennemi gördüğünüzde sakın Bana ‘Bu feci hal başıma niye geldi?’ demeyin!

Ve tebliğ emrimi yerine getiren bütün Mümin kullarıma diyorum ki;

“Eğer seni yalanlarlarsa artık de ki: “Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız da sizedir! Siz benim yapmakta olduğumdan uzak kimselersiniz; ben de sizin yapmakta olduklarınızdan uzağım!” (Yunus 41)

Gerisi size kalmış!”

İşte Cenab-ı Hak özet olarak bizlere bunları söylemekte.

Ayrıca unutmayalım ki hidayet Allah’tandır; Hidayeti de kalbini Allah’a ihlas ve samimiyetle riyasız ve şüphesiz bir şekilde açana verecektir.

Riya içinde ve samimiyetsiz bir kalbi olan inkârcıların Rableri ile olan her türlü iletişimini de inkârlarına son vermedikleri sürece, Allah kesecektir:

“Şüphesiz ki inkâr edenler yok mu, onları korkutsan da korkutmasan da kendileri için birdir; îmân etmezler. Allah, onların kalplerine ve kulaklarına küfürlerindeki inatları yüzünden mühür vurmuştur. Gözlerinin üzerinde ise bir perde bulunur. Ve onlar için pek büyük bir azap vardır.” (Bakara 6-7)

Allah bize, sevdiklerimize, milletimize ve tüm insanlığa hidayeti hak edecek, kalp açıklığı ve basiret versin, Amin!

İlave bilgi için tıklayınız:

İnsan niçin yaratılmıştır? Allah'ın bizim ibadetimize ne ihtiyacı vardır ...

Allah her şeyi biliyorsa, hiçbir şeye ihtiyaç duymuyorsa neden insanı ...

Sonsuz merhamet sahibi olan Allah, niçin kullarını cennet için ...

İnsanın yaratılışı nasıl olmuş ve insan neden yaratılmıştır? İnsan ...

İnsana, yaratılmayı ve imtihan olmayı isteyip istemediği sorulur mu ...

Neden yaratılmak veya yaratılmamak bizim seçimimiz değildir ...

Yaratılışımız bizim tercihimiz olmamasına rağmen imtihan olmamızın ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
244 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun