Tevbe suresinin bazı ayetleri unutturulmuş mudur?

Tarih: 15.07.2016 - 03:46 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bazı sitelerde Kuran’dan ayet çıkar çıkmaz nesh olur olmaz Tevbe suresinin çoğu Kuran’a girmedi gibi bilgiler okudum fakat kafam beynim karışık sanki küfre girmiş gibi ruh hali içindeyim...
- Kuran’a beşerler müdahale edemez bunda şüphe yok..
- Allah Tevbe suresinin bazı ayetlerini bizzat kendi insanlara unutturmuş mudur bu caiz midir?
- Evet veya hayır şeklinde inanırsak küfre girer miyiz?
- Benzer bir olay olan recm konusu. Recm Kuran’dan parça olup sonramı ayrılmıştır..
- Bir Müslüman Kuran’dan hiçbir ayet çıkarılmamıştır Allah, böle bir tasarrufta bulunmamıştır, Tevbe suresi neyse odur ve recm diye Cebrail Kuran parçası indirmemiştir, dersek ki ben öle inanıyorum sakıncası var mı?
- Tevbe suresinin çıkarılan ayetleri ve recm ayetinin çıkarılması vardır veya yoktur şeklinde konuşmak akaide zarar verir mi..
- Allah Cebrail’e vahiy indiriyor ve indirdiği vahyi yok ediyor mu?
-  Neden bu kadar çok rivayet var insanın kafası karışıyor..
- Kuran’dan kimse parça çıkaramaz, çıkarırsa Allah çıkarır ama hakikaten Allah Kuran’dan ayet çıkarıp veya unutturmuş mudur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kur’an’da çok az da olsa bazı ayetlerin neshedildiği alimler tarafından kabul edilmektedir.

Fakat, bu neshin Hz. Peygamberin hayatında ve Allah tarafından ona bildirilmek suretiyle yapıldığı da ittifakla kabul gören bir görüştür.

Bu sebeple, soruda işaret edilen: “Allah Tevbe suresinin bazı ayetlerini bizzat kendi insanlara unutturmuş mudur, bu caiz midir?” şeklinde sorunun cevabı “HAYIR!”dır. Zira Allah’ın Peygamberine ulaştırdığı vahyi -haşa gizlice, sessiz sedasız- bir şekilde insanlara unutturması, Allah ile peygamber arasındaki sadakati zedelediği gibi, insanların Peygambere olan itimatlarını da temelden sarsar.

- Tevbe suresinin neshi ile ilgili konu bizim sitemizde de yer almış ve incelenerek sağlıklı bir sonuç çıkarılmıştır.

Bununla beraber o konuda tekrar bazı bilgileri yazmakta fayda olduğunu düşünüyoruz:

Bu konuda delil olarak şu hadis rivayeti gösterilmiştir:

Hüzeyfe dedi ki: “Sizin Tevbe suresi diye adlandırdığız, Azap suresidir. Oysa siz şimdi bu surede bizim okuduğumuzun ancak dörtte birini okuyorsunuz.” (bk. el-Mistedrek/et-Telhis, 2/361)

Bu hadisi Hakim rivayet etmiş ve sahih olduğunu bildirmiştir. Zehebi de onu tasdik etmiştir. (bk. el-Mistedrek / et-Telhis, 2/361, ayrıca bk. Suyutî, ed-Durru’l-Mensur, 4/120)

- Bu gibi rivayetler hakkında iki şekilde değerlendirme yapılabilir.

Birincisi: Söz konusu ayetlerin neshedildiğini söylemek.

İkincisi: Bu rivayetin sahih olmadığını kabul etmek..

Yani, bu rivayeti iki şekilde tahlil edebiliriz:

1) Diyeceğiz ki: Tevbe suresi önceleri daha uzun idi. Sonra bir kısmı  -Hz. Peygamberin hayatında- Allah tarafından neshedildi. Neshedildiği için de Hz. Osman’ın mushaflarında yer almadı.

2) Veya diyeceğiz ki: Bu hadis rivayeti, hadis kriterleri bakımından sahih olsa bile, “ahad” olduğu ve sahabelerin ittifakla kabul ettiği Hz. Osman’ın mushaflarına ters düştüğü için zayıftır.

- Çünkü, Kur'an’ın sure ve ayetlerinin sayısı ve tertibi dahi, tıpkı elimizdeki Mushaflarda olduğu gibi vahiy ile tespit edilmiştir.

Alimlerin çoğu, değişik hadis rivayetlerini de göz önünde bulundurarak bu görüşü benimsemiş ve son çalışmalar da bunu desteklemiştir.

Ayetlerin Kuran’daki mevcut tertibindeki sıralamanın, vahiy ile tespit edildiğine dair alimler arasında her hangi bir görüş ayrılığının bulunmadığı da söylenmiştir. (bk. Suyutî, İtkan, I/76-83)

Bununla beraber, “Kur an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.” (Hicr, 15/9) mealindeki ayette açıkça ifade edilen ilahî koruma vadi karşısında, bu hükme ters düşen hiçbir rivayetin bir değeri olmaz.

- Bilindiği gibi, Hz. Peygamber (asm), her sene Ramazan ayında, o güne kadar inmiş olan Kuran’ı Hz. Cebrail ile karşılıklı olarak okurdu. Son Ramazanda, bu karşılıklı okuma, iki defa gerçekleşmiştir.

Bakıllanî, İbn Enbârî gibi bir kısım alimler, Hz. Peygamber (asm)’in bu okuması, şu anda elimizdeki mevcut tertibe göre olup, ona temel teşkil ettiğini söylemişlerdir. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Barî, 9/42)

“Zina eden kadınlarınız hakkında dört şahit isteyin. Eğer dört kişi şahitlik ederlerse, ölüm kendilerini alıp götürünceye veya Allah kendilerine bir yol gösterinceye kadar onları evlerde alıkoyun.” (Nisa, 4/15)

mealindeki ayetin hükmü belli bir süreyle ilgili olup, daha sonra Nur suresinin 2. ayetinde yer alan “yüz değnek cezası” ile neshedilmiştir. Bu husus tefsircilerin cumhuruna göredir. Daha sonra evli olanlarla ilgili recim cezası hadisle tespit edilmiştir. (bk. Razi, Kurtıbî, ilgili ayetin tefsiri)

- Namaz, oruç, hac, zekât gibi ibadetlerin önemli detayları sünnetle sabit olduğu gibi, miras hukuku, evlenme konusu ve benzeri bazı konularda Kuran’da olmadığı halde sünnetle sabit olup da ümmetçe yürürlüğe konan hükümlerin varlığı bilinmektedir.

- Bunun gibi, Kuran’da zina suçu için yalnız kırbaç cezası olduğu halde, tarih boyunca recim cezası da uygulanmış ve bütün İslam hukukçuları tarafından benimsenmiştir.

Hz. Peygamberin, dört raşit halifenin ve daha sonra gelenlerin recim cezasını uyguladıkları sahih haberlerle sabittir.

Bu gerçeğin zorunlu bir sonucu olarak İslam alimleri genellikle, Kuran ve sünnetteki cezaları kategorize etmek durumunda kalmışlardır.

Buna göre, zina cezası olarak Kuran’da yer alan kırbaç cezası bekâr olan suçlular için, mütevatir olarak bize kadar gelen sünnette yer alan recim cezası ise evli olan suçlular için kabul edilmiştir. (bk. V. Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, 6/38-40)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun