Recm / recim cezası Tevrat'tan mı alınmıştır? Peygamberimiz zina cezasıyla ilgili ayetler inmeden önce recm cezası uygulanmış olamaz mı?

Tarih: 09.11.2012 - 12:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

Cevabınızda şöyle diyorsunuz:

"Hz Peygamber (asm)'in, Dört Raşit halifenin ve daha sonra gelenlerin recim cezasını uyguladıkları sahih haberlerle sabittir. İslam âlimlerinin hemen hemen ittifakına göre, Nur suresindeki ayetler, recimden bahs etmez. Ancak, sünnette recmin uygulandığına dair sağlam bilgiler vardır."

Bu görüşleri bildiren âlimlerimiz ve diğerleri aynen şunuda derler ve ittifak halindedirler:

’’Müslümanların Kur’an’la aralarındaki mesafe Emeviler döneminde iyice kasıtlı olarak açıldı, Abbasiler döneminde de Kur’an’la olan bağ belli bir süreden sonra tamamen kesildi.’’

Yani o denemlerden gelen her haber Kur’an’la yüzleşmeye muhtaçtır, mecburdur. Evet, Hz Peygamber (sav)'in recim uyguladığı sağlam haberlerle sabit. Ancak recim uygulamasını aktaran kaynaklar ne hikmetse o uygulamaların Nisa, 4/15–16 (Medeni ve nüzul sırası: 92) ve Nur, 24/2 (Medeni ve nüzul sırası: 102)'den önce mi sonra mı uyguladığı hakkında tek kelime etmezler. Evet, Hz.Peygamber (sav) recim cezası uygulamıştır, uyguladığı hükümler Tevrat'ın hükmüdür. Allah (cc) O’na Tevrat'la hükmedebileciğini Kur’an’da bildirmiştir. O’nun recim uyguladığı kişilerin %90'ı da Yahudi idi.

1. Hz. Peygamber (sav) recm cezasını ilgili ayetler (Nisa, 4/15–16; Nur, 24/2) inmeden önce uygulamış olamaz mı?

2. Zina ile ilgili ceza hükümlerini içeren ayetler (Nisa, 4/15–16; Nur, 24/2) Tevrat'taki ve sünnetteki recim cezasını neshetmiş olamaz mı?

3. Kur’an’daki nesih tarifine göre 100 sopa taşlanarak ölümden daha hayırlı değil mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

1. İslam hükümlerinin tespiti hususunda tek başına akli ihtimallere yer yoktur. Nassın tespiti esastır. Çünkü bir karineye dayalı olmayan bir ihtimalin delil sayılamayacağı husus ilmi bir kural olarak bilinmektedir. Bu sebeple bu konuda şu veya bu ihtimalin varlığı hükmün sabit olmasının illeti olamaz. Mevcut olan cumhurun görüşüne tabi olmak, ahiretteki sorumluluk açısından en uygun yoldur. Aşağıda bu görüşlerin kaynakları verilmiştir. İslam literatüründe bir polemik havasında konulara yaklaşmaktan Allah’a sığınırız. Hadislerin tedvin dönemi olan Emevi ve Abbasi devrini kapatırsak hiçbir hadis kaynağına inanmamak gerekir. Bu ise dinin -yaklaşık- dörtte üçünün rafa kaldırılması anlamına gelir.

 Alimlerin konuyla ilgili bazı açıklamalarına gelince:

- Nisa suresinin 15. ayetinde yer alan “Veya Allah onlara bir çıkış yolu kılıncaya kadar…” mealindeki ifadenin “ölünceye kadar evlerde kalmalarını” ön gören hükmün nesh edileceğinin habercisidir(bk. İbn Kesir ilgili ayetlerin tefsiri).

- Bu söz verilen "çıkış yolu" ise Nur suresinin 2. ayetinde yer alan ilgili hükümdür. Nitekim İbn Abbas bu konuda şunları söylemiştir:

“Bu (ölünceye kadar evlerde kalma ile ilgili) hüküm Nur suresi ininceye kadar devam etti. Nur suresi bu hükmü cild veya recim hükmü ile neshetmiştir.”(Taberi İbn Kesir ilgili ayetin tefsiri).

İkrime, Said b. Cubeyr, Hasan, Ata, Abu Salih, Katade, Zeyd b. Eslem ve Dahhak gibi alimlerin de aynı görüşte oldukları ve bu görüşün alimler arasında müttefekun aleyh olduğu bildirilmiştir(a.g.y).

Burada recim ve kırbaçın Nur suresinin inmesinden sonra söz konusu oduğuna dair ifadelerden “Nur suresinde recimin olduğunu” anlamamız mümkün değildir. O halde recim/taşlamanın da Nur suresinden sonra sünnet ile sabit olduğu için, Nur suresinin inişi ile bağlantılı olarak zikredilmiş olduğunu anlamak gerekir diye düşünüyoruz. 

- Müslim ve Sünen sahiplerinin Ubade b. Samit'ten aktardıklarına göre Hz. Peygamber (asm) bir gün vahiy haline büründü ve o haletten kalkınca şöyle buyurdu:

“Benden alın, bende alın, Allah onlara (kadınlara) bir çıkış yolunu gösterdi. Bekar olanların (zina yapmaları durumunda) cezaları yüz değnek ve bir yıl sürgündür. Evli olanların cezası ise yüz değnek ve recimdir.” Tirmizi bu hadisin sahih olduğunu belirtmiştir(bk. Taberi  İbn Kesiri a.g.y).

- Ahmed b. Hanbel bu hadise dayanarak evli olanların zina cezası yüz değnek ve recim olduğunu söylemiştir. Ancak alimlerin cumhuruna/büyük çoğunluğuna göre bunların cezası sadece recimdir. Çünkü Hz. Peygamber (asm) Maiz Ğamidiye ve iki Yahudiyi sadece recimetmiştir (a.g.y).

Taberi de en kuvvetli görüşün (recim ile birlikte kırbaçın olmadığını savunan) cumhurun görüşü olduğunu, bu konudaki haberlerin mecmaun aleyh olduğu için, yanlış olmasının imkansız olduğunu, dolayısıyla aksine varit olan ilgili haberin sahih olmadığını belirtmiştir (Taberi  ilgili ayetin tefsiri).

2. Yukarıdaki açıklamalara bakıldığında recim hükmünün Nisa ve Nur suresinden sonra yürürlüğe girdiği ve tatbik edildiğini söylemek mümkündür. 

Nitekim İmam Nevevi de “Mutezileden Nazzam ve hariciler dışında Ehl-i kıbleden hiçbir kimse, zinanın cezası bekarlar için yüz değnek ve evliler için recim olduğuna dair hükümler konusunda muhalefet etmemiştir." (İbn Nevevi, Şerhu Müslim 11/189).

- Buhari ve İbn Hanbel’in rivayet ettiği hadis rivayetine göre, Hz. Ali (ra) evli bir kadını zina suçundan dolayı perşmbe günü yüz değenke vurmuş, cuma gününde de recim etmiştir. Ve konuyu açıklamak için de

Kırbaçı Allah’ın kitabı ile recimi de Resulullah’ın sünneti ile yerine getirdim.” demiştir.(bk. Tuhfetu’l-Ahvezi, 4/583).

- Recim cezasının Hz. Peygamber (asm) ve Raşit Halifeler devrinde tatbik edildiğine dair sahabe ve ümmetin diğer alimleri arasında müttefekun aleyh bir mesele olduğu hususu ilgili bütün tefsir ve hadis kaynaklarında yer almaktadır.(Misal olarak bk. Taberi, Razi, İbn Kesir, Ebu’s-Suud, Maverdi, Alusi, İbn Aşur, Nisa-Nur surelerinin ilgili ayetlerinin tefsiri. Ayrıca bk. Nevevi, İbn Hacer, el-Ayni/Umdetu’l-Kari, İbn Battal, Tuhfetu’l-Ahvezi, Avnu’l-Mabud, ilgili hadislerin şerhi)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun