Kur'an’da cezası belli olan bir şey, hadiste farklı şekilde geçiyorsa, Kur'an esas alınmaz mı?

Soru Detayı

- Kur'anda cezası belli ve apaçık olan bir şey, hadiste farklı şekilde geçiyorsa Kur'an baz alınmaz mı?
- Şayet böyleyse İslamda bekar ve evlilerin zinası suçu ilgili ayetlerde belliyken, neden hala Recm savunuluyor?
- Örn. Ayet; "Cariyenin evliyken zina yapması halinde Hür kadına tekabül cezanın yarısının uygulanması - 4/25.
- Örn. Ayet; "Ey peygamberin hanımları! sizden her kim bir terbiyesizlik ederse ona azab iki kat katlanır. Bu Allah'a göre çok kolaydır - 33/30.
- Yani eğer evli zinası cezası Recm ise Recmin yarısı yahut 2 katı bir ceza nasıl olabilir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- İslam alimlerinin büyük çoğunluğuna göre, Hz. Peygamberin sünneti teşriin ikinci kaynağıdır. Yani, Hz. Peygamber Kur’an’da olmayan bazı hükümleri de koyabilir ve koymuştur. Nitekim bir hadiste bu husus açıkça ifade edilmiştir:

“Şunu iyi biliniz ki bana Kur'an-ı Kerim ile birlikte onun bir benzeri de verilmiştir. Dikkatli olun koltuğuna kurulan tok bir adamın size: 'Sadece şu Kur'an lazımdır, onda bulduğunuz helali helal, haramı da haram kabul ediniz yeter.' diyeceği günler yakındır..." (Ebu Davud, Sünnet, 6 ; Tirmizi, İlim 10)

Bu hadis, "Kur'an bize yeter." diyerek Peygamber Efendimiz (asm)'in sünnetini / hadislerini yok sayanlara verilen bir uyarıdır. Bu durum, aynı zamanda bir mucizedir. Çünkü Peygamber Efendimiz (asm)'in haber verdiği gibi tarihte ve günümüzde bunu iddia edenler çıkmıştır.

- Sünnet Kur’an’ın açıklamasıdır. Çünkü, Kur’an’da bazı şeyler detaylı olarak verildiği halde bazı şeyler de yalnız özet halde verilmiştir. Bunları açıklanmaya ihtiyacı vardır. Mesela, abdest konusu detaylı bir şekilde zikredildiği halde, namaz konusu özet halde söz konusu edilmiştir. Bazen de Kur’an’da bir şeyin yalnız “aslının aslı” bulunur. Kitabın, sünnete hatta sahih kıyasa delâleti bunlardandır. Demek ki, sahih hadislerde bulunan her şey bilvasıta/dolaylı olarak Kur’an’da var demektir. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bari,  5/188)

- Meallerini vereceğimiz ayetler ve sahih hadisler Hz. Peygamber (asm)'in sünnetinin de bir teşri kaynağı olduğunu göstermektedir:

"Ey iman edenler, Allah'a itaat edin. Peygambere itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin). Eğer Allah'a ve âhiret gününe iman ediyorsanız, aranızda herhangi bir konuda ihtilafa düşerseniz, onu Allah'a ve elçisine götürün. Böyle davranmanız, daha iyidir ve sonuç itibariyle daha güzeldir." (Nisa, 4/59)

“Peygamber size her ne getirirse onu alın, sizi neden menederse ondan da sakının.” (Haşir, 59/7)

“Kim Resûlullah’a itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur.” (Nisâ, 4/80)

“Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Kur’ân’ı ve Resûlullah’ın öğütlerini işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!” (Enfâl, 8/20)

İslam alimlerine göre, bu ayette söz konusu edilen "Aranızda herhangi bir konuda ihtilafa düşerseniz, onu Allah'a ve elçisine götürün." mealindeki emirden maksat, işi Allah'ın kitabı Kur'an ile hayatta olduğu müddetçe Hz. Peygamber (asm)'in kendisi, vefatından sonra ise, onun sünnetine göre çözmek demektir. (bk. Abdulğani Abdulhalık, Hücciyetu’s-Sünne, s. 298)

“Haberiniz olsun! Bana Kitab (Kur’an) verildi ve onunla birlikte onun bir misli/beneri(sünnet) dahi verildi.” (Ebu Davud, Sünnet,6).

“Sakın herhangi birinizi -karnı tok-, koltuğuna kurulmuş olup, kendisine emir veya nehiylerimden biri gelip de ‘Biz, onu bilmeyiz; Allah’ın kitabında ne bulursak ona uyarız.’ derken görmüş olmayayım.”(Ebû Dâvûd, Sünnet, 6).

“Şunu iyice belleyin ki, muhakkak ki Allah’ın Resulü’nün haram kıldığı da Allah’ın haram kıldığı gibidir.” (Tirmizî, İlim, 10)

Sorunuzda geçen ayetlere gelince:

"Ey peygamberin hanımları! Sizden her kim çirkin bir günah işlerse ona azab iki kat katlanır. Bu Allah'a göre çok kolaydır.” (Ahzab, 33/30)

mealindeki ayette söz konusu edilen azabın iki kat olması, dünyadaki ceza değil, ahiretteki cezadır.

İslam alimlerinin muhakkiklerinin bu konudaki görüşleri arz ettiğimiz gibidir. Bu ayetin ardından gelen ve Hz. Peygamber (asm)'in hanımlarının mükâfatlarının da iki kat olduğunu belirten ayetten de bu ceza ve ücret konusunun ahiretle ilgili olduğu anlaşılmaktadır. (bk. Taberi, Kurtubi, ilgili ayetin tefsiri)

- Bazı alimlere göre, bu ayette söz konusu edilen iki kat azaptan  maksat biri dünyada biri de ahirette olan cezalardır. (bk. Kurtubî, ilgili ayetin tefsiri)

Buna göre, ayette anlaşılan şudur: Dünyada recim cezasına çarptırılan diğer insanlar ahirette aynı suçtan ceza çekmezler. Fakat Hz. Peygamber (asm)'in hanımları hem burada hem de orada ceza çekerler. Çünkü onların mevkileri farklıdır.

Demek ki, bu ayetten hareketle evli kadınların cezasının recim olamayacağını söylemek doğru olmaz. Çünkü burada recim cezasının iki katı değil, -dünyada cezayı çeken diğer insanların günahlarının ahirette affolunmasına rağmen- Peygamber hanımlarının dünyadaki cezaları ahiretteki cezalarını kaldırmadığı için onların hem burada hem orada iki kez olmak üzere cezaları olur. (bk. Kurtubî, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

- Bununla beraber, bazı alimlere göre buradaki “fahişe” kelimesi zina değil, Hz. Peygamber (asm)'e karşı serkeşlik etmek, onun emrini dinlememek “nüşuz” manasındadır. Dolayısıyla bu azap da ahiretteki cezadır. (bk. Maverdi, Zemahşeri, Bikaî/Nazmu’d-dürer, Suyutî/ed-Dürrü’l-Mensur, Alusi, Ruhu’l-Beyan, el-Meraği, ilgili ayetin tefsiri)

- Bazı alimler genel bir kural olarak diyorlar ki: Kur’an’da (A'raf, 7/33’te olduğu gibi) marife olarak kullanılan “el-fahişete” kelimesi zina manasındadır. Söz konusu ettiğimiz Ahzab 30. ayetinde olduğu gibi, nekre olarak “fahişeten” şeklinde kullanılan yerlerde ise, genel masiyet/isyan/günah manasındadır. (bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

- Özetlersek: Bu ayette zina değil, başka suçlardan bahsedilmiştir. Azap da ahirette verilen cezadır. İslam alimleri, bu manayı ayetten anlamış olmaları, en azından bu konuda ayetin farklı ihtimalleri bulunduğunu göstermektedir. Oysa recim konusu başka ihtimali olmayacak şekilde açık olarak sahih hadislerde bildirilmiştir. Sahih hadisteki kesin bir bilgiyi, ayetin muhtemel bir yorumuna feda etmek ilmi değildir.

- “Eğer (köleler ve cariyeler) evlendikten sonra zina yaparlarsa, onlara hür kadınlara ait cezanın yarısı uygulanır.” (Nisa, 4/25) mealindeki ayette ise, cariyelere verilen zina cezasının hür kadınlarınkinin yarısı olduğu belirtilmiştir. Bu ayetin ifadesi görünürde, zina cezasının öldürme olmadığını göstermektedir. Çünkü öldürme işi yarılanmaz. Hariciler bu ayete dayanarak recim cezasını inkâr etmişler. (bk. Razî, Nur suresi 2. ayetin tefsiri)

- Bu ayet  konusunda şunları söylemek mümkündür:

- Recim cezasının uygulanması, kişinin “muhsan” olmasına bağlıdır. Buradaki muhsan olan kimseden maksat, erginlik çağına girmiş, aklı başında, hür, daha önce sahih bir nikahla evlenmiş -ve duhul vaki olmuş- kimsedir. (İmam-ı Azama göre Müslüman olmak da şarttır).

Böyle bir kimse gerçek anlamda bir cinsi ilişkide bulunursa, bunun cezası recimdir. Bu husus bütün fıkıh alimleri tarafından kabul edilmiştir. (bk. V. Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, 6/40-43).

Bundan anlaşılıyor ki, cariye ve köleler HÜR olmadıkları için hukuki anlamda MUHSAN sayılmazlar. Muhsan olmadıkları için de kendileri hakkında recim cezası söz konusu değildir. Bu sebeple ayetteki karşılaştırma muhsan olmayan (yani bekâr olan) hürlerle her iki durumda da muhsan sayılmayan cariye/köleler  hakkındadır. Nitekim, Razi’nin bildirdiğine göre, köle/cariye hakkında hiç bir surette recim cezasının uygulanmayacağı hususunda alimler ittifak halindedir. (bk. Razî, a.y)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR