Kur'an’da lafzı nesh olmuş, hükmü devam eden ayetler var mı?

Tarih: 17.03.2014 - 13:46 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ayetlerin lafzı nesh olmuş hükmü devam eden ayetlerin olduğunu ehli sünnetçe kabul ediliyor. Bunun hikmetini akılla ispat eder misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Kur’an’da lafzı mensuh, hükmü baki olan bir ayet yoktur.

- Bu konuyla ilgili birkaç rivayet vardır:

Birincisi: Rivayete göre, Hz. Aişe:

“Recim ayeti ile süt emzirme ile ilgili -bir kağıda yazılı- bir ayet  vardı. Bu kağıt benim evimde yatağımın bulunduğu sedirin altındaydı. Orada ‘Büyükler için emzirme sayısının on olduğu’ yazılıydı. Hz. Peygamber hastalandığında biz onunla meşgul iken, bir keçi gelip onu yemişti.” (İbn Mace, Nikah, 36)

Bu rivayete dayanarak, “recim ile on defa emzirme” hükmünün baki, ayetin lafzı ise neshedildiğini söyleyenler olmuştur. (bk. İbnu’l-Cevzî, Nevasihu’l-Kur’an, Medine, 1404/1984, s.118-119)

- İbn Hazm gibi bazı alimler, bu rivayetin uydurma olduğunu kesin bir dille ifade etmişler. (bk. İbnu’l-Cevzî, a.y; el-İhkam fi ususli’l-Ahkam, 4/453-454)

- Abdurrahman el-Cezerî’nin de ifade ettiği gibi, bütün ümmetin ittifakıyla, mutevatir / en sağlam bir yolla bize kadar gelen Kur’an’ın ayetleri, böyle ahad / mutevatir olmayan rivayetlerle ispat edilemez, Kur’an olarak kabul edilemez. (bk. Cezerî, el-Fıkhu ala’l-Mezahibi’l-Arbaa, IV/257)

İkincisi: Hz. Aişe’nin kölesi Ebu Yunus anlatıyor:

“Hz. Aişe kendisi için bir Mushaf yazmamı istedi. Ve: ‘Namazlara, hele salat-ı vustaya dikkat edin ve kalkıp huşû ile Allah’ın divanında durun.’ (Bakara, 2/238) ayetine geldiği zaman bana haber ver.” dedi. Ben o ayete geldiğimde kendisine haber verdim. Bana ayeti: ‘Namazlara, hele salat-ı vustaya ve ikindi namazına (salati’l-asri) dikkat edin.’ şeklinde “salati’l-asri” ilavesiyle yazdırdı.” (Müslim, Mesacid, 207)

- Bu hadise dayanarak bazıları, “salati’l-asri” cümlesinin lafzı nesh edilmiş olduğunu söylemişlerdir. (bk. Müslim, Mesacid, 208)

- Burada yer alan “Salatu’l-Asr” ifadesi, Hz. Peygamber (asm)'in bir nevi tefsiridir, “Salatu’l-Vusta”nın açıklamasıdır. Nitekim, Hz. Ali’den gelen rivayette Hz. Peygamber (asm)'in Hendek savaşında da “Bunlar / kâfirler bizi salat-ı vustadan, ikindi namazından alı koydular…” demiştir. (Müslim, Mesacid, 205,206)

- İmam Nevevi de Hz. Aişe’nin “ikindi namazı” ilavesiyle yazdırdığı rivayette yer alan söz konusu “ve salati’lasri” (ikindi namazı) cümlesinin ayet olamayacağını belirtmiştir. Zira Kur’an tevatür yoluyla gelmiş, bu ise mütevatir değilidr. (bk. Nevevi, Şerhu Müslim, 5/131)

- Demek ki bu konuda da lafzı mensuh, hükmü baki bir şey söz konusu değildir.

Üçüncüsü: Recim meslesidir:

Buhari ve Müslim’in İbn Abbas’tan yaptığı rivayete göre Hz. Ömer şöyle demiştir:

“Allah, Muhammed’i hak ile gönderdi. Ve ona Kitabı vahiy etti. Ona vahiy edilen şeylerden biri de recim ayetidir. Biz bu ayeti okuduk, anladık. Aklımıza koyduk. Hz. Peygamber recmetti. Ondan sonra biz de recmettik. Korkarım ki, uzun bir zaman geçtikten sonra, birileri kalkıp da; 'Biz Allah’ın kitabında recim ayetini görmüyoruz.' diyecek ve böylece Allah’ın vahiy ettiği bir farizayı / yapılması gereken bir görevi ihmal ederek dalalete düşecekler. Halbuki, zina eden evli her  erkek ve kadının recmedilmesi hususu Allah’ın kitabında vardır. Yeter ki bu fiil, şahitlerle veya gebelikle yahut da suçu itiraf etmekle sabit olsun.” (Buharî, Hudud, 31; Müslim, Hudud, 4)

- Evvela (Buhari ve Müslim’de yer almamakla beraber), Rivayetlerde gelen Recim ayetinin metni farklılık göstermektedir. Bu ise, senedi sahih olsa bile bu metnin ayet olma ihtimalini zayıflatıyor. Arapça’yı bilen bir kimse, bu metinlerin -bizzat Kur’an’da (meal olarak) geçen “Allah Alimdir, Hakimdir” gibi ifadelerin dışında- Kur’an’ın ayetlerine hiç benzemediğini görecektir.

Hadis rivayetinin metni için bk. Ahmed b. Hanbel, V/132,183; İbn Mace, Hudud, 9; Hakim, el-Müstedrek, IV/359.

- Bu rivayetin metninde geçen “şeyh-şeyhet” kelimelerinin anlamı yaşlı erkek ve yaşlı kadın demektir. Bu kelimelerin anlamına göre, evli olsun, olmasın, kırk yaşını geçenler/yani yaşlı olanlar zina ettikleri takdirde recim cezasını görürler. Yaşları kırkın altında olanlar -yaşlı sayılmadıklarından- yine evli olsun olmasın yalnız yüz değnekle cezalandırılır. Bu ise, recim cezasını yaşlı olsun, genç olsun, evli olan herkes için geçerli olduğunu ifade eden pek çok sahih hadislere ve cumhur-u ulemanın kabul ettiği görüşlerine tamamen ters düşmektedir. (bk. Cezerî, a.y, IV/258-259)

- Nitekim rivayete göre, Hz. Amr b. As ve Hz. Zeyd b. Sabit,  Kur’an ‘ı Mushaf halinde yazarken, aralarında şöyle bir konuşma geçmiştir:

Zeyd dedi ki: “Ben böyle bir ayeti Hz. Peygamber’den duymuştum.”

Amr b. As şöyle cevap verdi: “Böyle şey olur mu? Görmüyor musun/hep bildiğimiz, öğrendiğimiz şu değil mi ki; bekâr olduğu takdirde -yaşlı da olsa- değnek cezasını, evli olduğu takdirde -genç de olsa- recim cezasın hakkediyor. (bk. Ahmed b. Hanbel, V/183; Hakim, IV/360)

- Bütün bu sebeplerden dolayıdır ki, ünlü fıkıh âlimi, el-Cezerî gibi bazı alimler “bu tür rivayetlerin doğru olmadığından asla şüphe etmediklerini” belirterek görüşlerini açıkça ortaya koymuşlardır. (bk. Cezerî, a.y)

- Şunu da belirtelim ki, evli olanların zina suçu sabit olduğu takdirde cezalarının recim olduğuna dair pek çok sahih hadis söz konusudur. Cumhur-u ulemanın görüşü de bu merkezdedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun