Tarikatlardaki bağlılığın sınırı nedir? "Mürid mürşide karşı, teneşir tahtasındaki ölünün, ölü yıkayıcıya kendini bıraktığı gibi bırakmalıdır." anlayışı doğru bir ifade midir?

Soru Detayı
- Mesela, şeyh olarak gördüğümüz insanın hatasını gördüğümüz vakit de bu durumu sürdürmeli miyiz yoksa, bu durumda ne yapmalıyız? - Tarikatlardaki gördüğümüz yanlışlığı, "Vardır bir sebebi!.." diye, gene bu bağlılık ekseninde mi değerlendirmeliyiz?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Sınırsız biat" diye bir durum İslam dininde yoktur. Sahabeler bile zaman zaman Peygamber Efendimize (asm) itiraz etmişler, meselenin hikmetini öğrenmek istemişlerdir. Tarikate mensup biri, şeyhinden uygun olmayan bir hâl zuhur ettiğini gördüğü zaman, hikmetini sorabilir.

Peygamberler dışında, her insan günah işleme özelliğine sahiptir. Dolayısıyla bir şeyhin de günah/hataya düşmesi mümkündür.

Tarikat, nefis terbiyesini esas alan bir mekteptir. Bunun için bir insanın (müridin), bir mürşidin tedrisinde bulunup onun tavsiyelerine göre nefis tezkiyesi yapması, bu yolda muvaffak olmasına vesiledir.

İbrahim Hakkı Hazretleri bu konuda şöyle buyurmaktadır:

"Şeyh veya hoca beğenilmeyen, uygun olmayan bir şey yapacak olursa, suizanna kapılarak o hareketi başkalarına duyurmamak ve 'Bunu o daha iyi bilir, bir bildiği var ki, böyle yaptı.' demek gerekir. Akla kötü fikir gelince de Hz. Musa ile Hızır (as)’ın kıssasını hatırlamalıdır."(Marifetnâme, s.539) 

Ta ki ondan alacak ilim ve feyze, gördüğü o hatalar gölge olmasın.

Şeyh veya hoca şeriata muhalif bir emirde bulunursa, buna uyulmaz. Zaten mürşidin böyle bir şey talep etmesi de düşünülemez.

Tarikatlare mensup olan insanlar da hata işlerler. Onların hatalarını mensubu olduğu tarikata mal etmemeli; şahsi hatalar olarak değerlendirilmelidir. Tabi bu söylediklerimiz hak tarikatler için geçerlidir. Ehl-i sünnet çizgisinden sapan tarikatler konumuz dışındadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun