Sonradan kanatlanmak, evrime delil olabilir mi?

Tarih: 17.08.2016 - 10:22 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bir yazınızda;
"Genetik yapısı farklı ortamlara göre dizayn edilmiş canlılar, öldürücü ilaç gibi olumsuz çevre şartlarında belirli ilaç dozlarına kadar dayanabilmekte, her doz artışında, yeni yapılar devreye girmekte, o canlı; tüylenme, kanatların ve ayakların küçülmesi, ya da kanat gibi bazı yeni yapıların ortaya çıkması veya bazı ilaçlara karşı direncin artması gibi yapılar kazanabilmektedir. Siz bunun adına ister faydalı mutasyon deyin, isterseniz değişme veya başkalaşma deyin. Şu bir hakikat ki, bu işler Cenab-ı Hakk’ın sonsuz ilim, irade ve kudretiyle, koyduğu ve çizdiği sınırlar dairesinde cereyan etmektedir." demişsiniz.
- Bu kanatlanma ve tüylenmeden kastınız nedir? Örnek verebilir misiniz?
- Bu kanatlanma ve tüylenme ile evrim teorisindeki sürüngenlerin kanıtlanması arasında fark var mı?
- Verdiğiniz örnek bir nevi "evrim olabilir ama bu Allah’ın takdiriyledir" demek değil mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda geçen açıklamada da ifade edildiği gibi, Cenab-ı Hak, her bir varlığa belirli bir yapı ve karakter vermiş ve bunu genetik olarak hücre çekirdeğinin kromozomlarındaki DNA’larında şifrelemiştir.

Bu canlı grubundaki fertlerin bir araya gelmesiyle hâsıl olan bir gen havuzu söz konusudur.

Mesela, hamam böceklerinden her bir ferdin sahip bulunduğu bir genetik karakter vardır. Hiçbir fert fotokopi kâğıdı gibi diğerlerinin aynı değildir. Dolayısıyla bu fertlerin teşkil ettiği topluluğun genetik karakterlerinin tamamına “Gen havuzu” denir. Hamam böceği gibi canlıların öldürücü ilaç gibi herhangi bir çevre şartı için bir maksimum ve bir de minimum yaşama sınırı vardır.

Söz gelimi bu hamam böcekleri ani olarak herhangi bir ilaç çeşidinden 30 birim ilaç dozuna maruz kalınca ölüyor olsun. 15 birim ilaç dozuna maruz kalan fertlerin, şayet genetik yapısında varsa, normal şartlardaki fertlere göre bunlarda ilaç dozuna karşı dayanıklılığı sağlayacak, tüylenme gibi bir takım farklılıklar ortaya çıkabilir.

O zaman genetik yapı vasıtasıyla sağlanan bu yeni karakterler sayesinde bu böcekler faraza 70 birim ilaç dozuna kadar dayanabilir.

Dikkat edilirse, bu değişikliğe rağmen o canlılar yine hamam böceği sınırları içerisinde kalmaktadırlar.

Bunların evrim teorisinin öngördüğü sürüngenlerin kanatlanması ile ilgisi yoktur.

Kaldı ki, öyle iddia edildiği gibi kanatlanmış sürüngen de yoktur. Sürüngen olan yılanın kanatlanıp kuş şekline gelmesi, mitolojik bir hikâyeden başka bir şey değildir.

Genetik değişmeler öyle canlıları tamamen değiştirecek tarzda olmaz.

Niye olmaz?

Çünkü her bir canlının anne karnında veya yumurta içerisinde ya da çekirdekte embriyo tarzında gelişirken belirli değişme sınırları vardır. Şayet o sınırlar yeni ve farklı bir canlı çeşidini verecek tarzda değişikliğe uğrayacak olsa, o canlı embriyo safhasında ölür.

Bu bitkilerde de hayvanlarda da ve insanlarda da böyledir.

Dolayısıyla Cenab-ı Hak her bir canlı çeşidini o canlının kendi gen potansiyelinde yaratmıştır. Olabilecek değişiklikler, o canlının temel tip denen ana yapısını değiştirecek tarzda olamaz.

Şimdiye kadar ne laboratuarlarda ve ne de serbest tabiatta böyle bir temel canlı çeşidinden bir başkasını verecek tarzda bir değişiklik ne görülmüş ve ne de işitilmiştir. Zaten canlıların genetik yapısındaki sabitlik de böyle bir değişikliğin olamayacağını gösteriyor.

Burada esas karışıklık, evrimin farklı ve değişik manalarda kullanılmasından kaynaklanıyor. Her türlü değişiklik ve farklılaşma evrim olarak ileri sürülüyor.

Kâinatta değişip başkalaşmayan ne var?

İnsan da dâhil olmak üzere bütün canlılar tek hücre ile bu dünyaya ayak basıyor ve devamlı gelişip büyüyor. Cenab-ı Hak, insanın vücudunda bir hücrede saniyede ortalama üç bin değişik reaksiyon meydana getiriyor. İnsanda ortalama yüz triyon hücre olduğuna göre, bir saniye içerisinde insan vücudunda meydana gelen değişiklik: 3 bin x 100 trilyon=… kadardır. Yani bir saniye içerisinde insanda bu kadar değişiklik meydana getiriliyor.

Dolayısıyla canlılarda görülen bütün değişiklikler her an devam ediyor ki, onlarda gelişme, büyüme, olgunlaşma ve ihtiyarlanma ortaya çıkıyor.

Evrimin değişik bir manası olarak ileri sürülen ve bir türden bir başkasının tesadüfen meydana geldiğini iddia eden görüş, hayal mahsulüdür ve canlılar âleminde böyle bir değişiklik söz konusu değildir. Her bir canlı grubu kendi genetik potansiyeli ile dünyaya gönderilmiştir.

Cenab-ı Hak şimdi de hem bitkileri, hem hayvanları ve hem de insanları her an tek hücreden yaratıyor ve kısa zaman içerisinde en mükemmel hale getiriyor.

Dolayısıyla bu canlı gruplarının her birisini Allah bugün nasıl yaratıyorsa, ilk yaratılışlarında da onları öyle tek hücreden yaratmıştır.

Bugünkü yaratılış da ilk yaratılıştan faklı ve daha kolay değildir.

Bak ve iyi dikkat et! Sen dün bu âlemde yoktun. Nihayet anne karnında tek hücreli zigot haline geldin. O tek hücreden kemikler yapıldı, kan damarları ve sinirler teşkil edildi, gözler ve kulaklar takıldı. Bununla da kalmadın, akıl, hayal, hafıza, merak, endişe, muhabbet ve şefkat gibi duygu ve hislerle donatıldın.

- Bunları yapan ve yaratan Allah, senin dedeni yaratamaz mı?

- İlla onu kurbağa ve balıktan mı getirmesi gerekir?

- Hem kurbağa, balık, maymun ve at da şimdi yine tek hücreden yaratılmıyor mu?

Kısaca söylemek gerekirse, kâinatta atomdan galaksilere kadar her şey her an değişmekte, gelişmekte, büyümekte ve olgunlaşmaktadır. Hiçbir canlı sabit ve kararında değildir. Her şey Cenab-ı Hakk’ın sonsuz ilim, irade ve kudreti altında şekillenmekte, hayat bulmakta ve hayatı O’nun izni ve emri ile devam etmektedir.

Bugün genetik ilminin bize söylediği şudur ki; bütün canlılar tek hücreden gelmektedir. Onların ataları da yine tek hücreden ve günümüzdeki yapı ve şekillerine benzer tarza yaratılmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun