Escherischia Coli deneyi evrime delil midir?

Soru Detayı

- Escherischia Coli deneyi evrime delildir, diyenlere nasıl cevap vermeliyiz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Escherischia Coli tek hücreli bir canlıdır. 1960 yıllarda uzay araçları ile uzaya götürülüp atmosfer dışında uzun süre radyasyon ışınlarına tâbi tutuldu. Deney öncesinde bunların atmosfer dışı şartlarda kısa süre değişeceği ve bunlardan yeni ve farklı canlıların teşekkül edeceği ileri sürülüyordu. Fakat öyle olmadı. O tek hücreli canlıda dikkate değer bir farklılaşma gözlenmedi.

Şimdi aynı şekilde 1988 yılında Richard Lenski tarafından başlatılan bir çalışma ile bu tek hücreli canlıda meydana gelebilecek değişiklikler laboratuvar şartlarında denemeye tâbi tutulmuştur.

E. coli bakterisi besinine bağlı olarak her 20 dakikada 1 nesil vermektedir. Deneyde bu bakterinin ortalama her 150 günde 1.000 nesil verdiği ifade edilmektedir. Nisan 2014'te ise 60.000'inci nesli verdiği belirtilmektedir.

İnsan neslinin 40-50 yılda bir değiştiği dikkate alınırsa, bu aslında çok hızlı ve büyük bir yenilenmedir.

Geçen bu 28 senelik süre içerisinde bu bakterilerin sitrat molekülünü kullanabilme yeteneği kazandıkları ileri sürülmektedir. Yani önceleri sitrat molekülünü besin olarak alamayan bu bakteriler, 60 bin nesil sonra beslenmelerinde böyle bir değişiklik söz konusu olmuştur.

Burada işin en ilgi çekici yönü, bu deneyi anlatan yazıda şöyle bir ifade dikkat çekmektedir:

“Aslında bazı diğer araştırmalarda, oksijenli ortamda sitratı sindirebilen bazı E. coli bakteri soyları raporlanmıştır.”(1)

Yani, Richard Lenski böyle bir çalışmaya başlamadan önce, bazı araştırıcıların, E. coli bakterisinin sitrat molekülünü besin olarak kullandığını rapor ettikleri ifade ediliyor.

Böyle bir rapor olmasa bile, herhangi bir canlı çeşidinin, temel genetik yapısı değişmeden, farklı çevrelere uyum sağlayabilecek şekilde genetik potansiyele sahip olabileceği beklenen bir hadisedir.

Mesela, portakalın genetik yapısında sınırlı bir iklim çevresinde yetişme yeteneği varken, elmaya daha geniş bir iklim sahasında yetişme kabiliyeti yaratılışından genetik yapısına potansiyel olarak konmuştur.

Dolayısıyla sahilde yetişen elma ağacı ile 1800 metrede yetişen elma ağacı arasında, çevre şartlarına bağlı olarak, yaprak ve gövde yapısında bir takım farklılıkların olması beklenir. O farklılıklar bu ağacın çevreden kazandığı yeni karakterler değildir. Ancak, sahile göre çevre farklılığı gösteren 1800 metrede, o elma ağacına yaratılışından verilmiş olan ve o çevre şartlarına maruz kalınca ortaya çıkan karakterlerdir.

Portakal ağacı niçin 1800 metrede, o çevreye uygun karakter kazanarak yetişmiyor da sadece sahil şartlarında yetişiyor? Çünkü Allah onun genetik yapısına o kabiliyeti koymamıştır.

Bu ağaç misallerinde olduğu gibi, Cenab-ı Hak her bir varlığın genetik yapısına hangi özellikleri koymuş ise, o canlı, bulunduğu çevreye göre o özelliklerini fenotip dediğimiz dış görünüşünde gösterir.

Dolayısıyla, E. coli bakterisinde, ya da başka bakteri veya çok hücreli canlılarda zaman içerisinde bulunduğu çevre şartlarına bağlı olarak, genetik yapısının farklı özellikler göstereceği bilinen bir gerçektir. Bir canlının gen potansiyelindeki bir takım özellikleri zamanla fenotipinde gözlenince, bu varyasyon veya değişiklikleri bütün canlıların birbirinden meydan geldiği şeklindeki batıl bir felsefî görüşe destek olarak ileri sürmek, ilmi değil, ideolojik bir davranıştır.

Mutasyonlar, Canlılarda Görülen Anormallikler

Canlılar eşeyli veya eşeysiz çoğalırken üreme hücreleri bölünür. Bu bölünmede genetik yapıyı teşkil eden kromozomlar da bölünür. Bu esnada çevre şartlarının olumsuz tesirleri ile bazen kromozomlarda kopmalar, parçalanmalar veya eşit olmayan ayrılmalar meydana gelir. Bu istenmeyen kopmalar veya bozulmalar genlerde de meydana gelebilir. Bu tip anormallikler meydana gelecek canlıda kalıcı olan bir takım organ noksanlıkları veya şekil bozuklukları hasıl eder. Bu tip bozulmalar mutasyon olarak adlandırılır.

Şimdi bu Escherischia Coli bakterisinin sitrat’ı besin olarak önce kullanmadığı halde sonradan kullanıyor olması bu tip bir mutasyona bağlanıyor. Mutasyonlar genelde mevcut sistemi bozucu bir takım anormalliklere sebep olurlar. Halbuki burada bir molekülü besin olarak kullanma gibi bir düzenlilik söz konusudur.

Normal çalışan bir otomobilde, çevre etkilerinden dolayı arabanın sisteminde bir takım arızaların görülmesi, o arabaya yeni ve faydalı bir işleyiş kazandırmayacağı gibi, mutasyonlar da bir canlıda, o canlının lehine olan bir sistemi ona kazandıramaz.

Deneyle ilgili bir eleştiri de ünlü Akıllı Tasarımcı Michael Behe tarafından ileri sürülmüştür.

Behe 2010 yılında yayınladığı makalesinde, yeni bir özellik evrimsel süreçte yaratılıyorsa bile, bunun fonksiyon kaybettirici bir mutasyonun ürünü olması gerektiği dile getirilmektedir. Dolayısıyla evrimin aslında "yeni ve faal" bir malzeme meydana getirmediğine işaret edilmektedir.

Behe’nin, bu ve benzeri deneyleriyle, "Adaptif Evrimin Birinci Kuralı" adını verdiği ve her evrimsel gelişimin fonksiyon yitirici özellikte olması gerektiğini ileri sürdüğü bir kural geliştirdiği belirtilmektedir.(2)

İnternette E. coli bakterisi ile ilgili bu yazıyı kaleme alanlar, bu felsefî görüşlerine itirazı bilim düşmanlığı olarak ifade ediyor ve şöyle diyorlar:

“Bazı bilim düşmanları, bu deneyin o kadar da önemli olmadığını, sonuçta bakterilerin kanatlanıp uçmaya başlamadığını, dolayısıyla evrimi değil sadece 'adaptasyonu' gösterdiğini ileri sürmektedirler.”(3)

Her şeyden önce bir insan niye bilim düşmanı olsun? Mesela, hidrojen ve oksijen belirli şartlarda birleşince su meydana gelir. Karbon oksijenle birleşince karbon monoksit veya karbon dioksit teşekkül eder. Bunlar laboratuvarda gözlenmektedir. Yani, bunlar ilmî sonuçlardır. Bir kimse bu sonuçlara düşman olabilir mi?

Karşı olunan ilmî sonuçlar değildir. Karşı olunan ateizme, yani dinsizliğe dayanan felsefî bir düşüncenin, laboratuvarda ispatlanmış bilimsel bir bilgi gibi takdim edilmesinedir. Evrimi savunanlar, pozitivist felsefenin öngördüğü dinsizliğe bağlı düşüncelerini bilimsel bilgi kabul ediyorlar. Bu düşüncelerine yapılan itirazları, bilime itiraz şeklinde niteliyorlar.

Aslında yukarıdaki itirazı yapanlar bilim taraftarıdır ve söyledikleri yüzde yüz ilmîdir ve doğrudur.

Meydana gelen hadise sadece bir adaptasyondur. Bu adaptasyon da o canlının genetik yapısında potansiyel olarak mevcut olan bir özelliğin fenotipte kendisini göstermesidir.

Şayet E. coli bakterisinin genetik potansiyelinde, farklı çevrelere uyum için bir takım farklılıklar var ise, onların da zamanla görüleceği beklenebilir. Yani, E. coli bakterisinde daha farklı ve başka değişiklikler de olabilir. O değişiklikler E. coli bakterisinden başka canlının meydana geleceğine delil olamaz. Çünkü her canlı grubunun genetik yapısı kendine hastır.

Aslında kendilerini evrimci olarak ileri süren bu ateistler kendileri bilim düşmanıdır. Çünkü bilim bunların dinsizliğe dayalı felsefî görüşlerini desteklemediği için, bilimsel bilginin dışına çıkıyor ve ilmi düşünceyi tenkit ediyorlar.

Tek hücreli bir canlıda 60 bin nesilde bir genin bile değişikliğe uğramamış olması, canlıların genetik yapısın kendine has olduğunu, kolay kolay değişikliğe uğramadığını göstermektedir.

Aslında E. coli bakterisi ile yapılan bu deney, öyle ileri sürüldüğü gibi, bir hücreli canlının değişerek iki hücreliyi, o da değişerek daha yüksek yapılıyı, onlar da değişerek evrim soy ağacını meydana getiren bütün canlıları teşkil ettiği şeklindeki evrimci iddianın ilmî olmadığını ortaya koymuştur.

Tek hücrede bile binlerce nesilde herhangi bir değişiklik gözlenmezken, trilyonlarca hücreden meydana gelen bir canlının bütün o hücrelerindeki genetik yapının değişerek farklı bir canlıyı vermesi nasıl mümkün olacaktır?

Bu ve benzeri çalışmalardan ortaya çıkan şudur ki, her bir canlı çeşidi kendi genetik yapısına has olarak yaratılmıştır. Nesiller boyu o canlının temel genetik yapısı muhafaza edilmektedir.

Evrim Yaratılışın Karşıtı Değildir

Evrim kelimesi her türlü değişme, başkalaşma ve farklılaşma manalarında kullanıldığı gibi, bir canlıdan farklı ve tamamen değişik özellikte başka bir canlının meydana gelmesi manasında da kullanılmaktadır.

İster bitki olsun, ister hayvan ve isterse insan olsun bütün canlıların yapıları her an değişmekte, farklılaşmakta ve başkalaşmaktadır. Kışın odun şeklinde görünüşe sahip elma ağacının, baharda yaprak ve çiçekleriyle değişmesi, son baharda da sararan yaprakları ve olgunlaşan meyveleriyle farklılaşması teori değil kanundur. Böyle değişme ve farklılaşma bütün canlılar âleminde her an meydana gelmektedir.

Genelde şöyle bir düşünce nazara verilmeye çalışılmaktadır: Bir şeyde evrim varsa o tesadüf ve tabiatın eseridir. Evrim yoksa o zaman yaratılışın eseridir. Halbuki evrim yaratılışın karşıtı veya alternatifi değildir.

Varlıklar ister değişikliğe uğrasın, isterse uğramasın, yani ister evrim geçirsin, isterse evrim geçirmesin, onlarda meydana gelebilecek her değişme veya da değişmeme Allah’ın emri, iradesi ve kudretiyle olmaktadır.

Atomdan galaksilere kadar her varlığın sahibi ve ustası, yaratıcıcısı Allah’tır.

Sonuç olarak, Esherichia coli bakterisinin binlerce nesil sonra farklı besin yeme alışkanlığına sahip olması, evrimcilerin iddia ettiği gibi, bir canlı grubundan bir başka canlı grubunun meydana gelmesine delil olamaz.

Böyle değişiklikler ve farklılaşmalar, canlıların genetik potansiyelinde olması beklenen ve bulunduğu çevreden farklı bir ortama maruz kalınca fenotipte kendisini belli eden adaptasyon olarak ifade edilen karakterlerdir.

Esherichia coli bakterisinde böyle bu sitratla beslenme gibi tek karakter değil, onlarca yeni karakterin meydana gelmesi, bu işin içinde olan bilim adamlarını şaşırtmaması gerekir. Çünkü belirli bir gen havuzu içerisinde bu tip genetik dalgalanmaların olması normaldir.

Bu tip değişiklikleri, sanki büyük ve yeni bir şey meydana geliyormuş gibi takdim etme, bilim ahlakına da uygun değildir. Çünkü böyle değişikliklerin her canlı grubunda az veya çok bulunabileceği ve zamanla fenotipte kendisini göstereceği beklenir.

Dipnotlar:

1. bk. http://www.evrimagaci.org/makale/214.
2. bk. http://www.evrimagaci.org/makale/214.
3. bk. http://www.evrimagaci.org/makale/214.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun